Bir â'rabi, huzur-u fâ'iz-in-nuru Cenab-ı Fahr-i Risalet'e kabul olunmak şeref ve bahtiyarlığına erişerek sordu:
— Ey Resüller Resûlü!.. Kıyamet günü, bizim hesabımızı kim görecektir? Bizi kim hesaba çekecek ve kim bizden hesap soracaktır?
Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz saadetle cevap verdiler:
— Allahu teâlâ ve tekaddes hazretleri soracaktır.
Â'rabi, bu cevaptan fevkalâde memnun ve mesrur oldu ve:
— Kâ'benin Hâlık-ı hakkı için kurtulduk. Zira: (El-kerimü izâ kadere gafere = Kerem sahibi olan kadir olursa bağışlayıcı, yarlıgayıcıdır.) Allah azze ve celle hazretleri de kulunun günahından geçicidir. Seni böylesine seven ol Kerim Allah, seni tasdik eden, sana iyman getiren kullarını sevmez mi? Onların suçlarını ve günahlarını affetmez mi?
Muhbir-i sadık aleyhi selâmullah-il-Hâlık efedimiz:
— Doğru söyledin yâ â'rabi!.. iltifatıyla tasdik buyurdular.
Ey benim canımdan aziz kardeşim:
Habib-i edib-i Hüdâ'yı herşeyinden ziyade sev ki, iymanın kemale ersin, tasdikin mergub ve memduh, amellerin muhlis ve makbul olsun. (El-mer'ü mâ'a men ahebbe = Kişi, sevdiği ile beraberdir.) Sen, Resûl-ü zişânı sev ki, Resûl-ü müctebâ da Allahu teâlâ'yı sevmektedir. Bu takdirde, kişi sevdigi ile beraber olacağından Fİ MAK'AD-I SIDK'a erer, zât cennetine girer, zevk ve safa sürersin. Eğer, bu âlemde iken bu muhabbeti elde edemediysen, ömrünü bedavaya verdin demektir. Durma, hemen gayret kuşağını beline sar, vakit geçirmeden seccadeye otur, Resûl-ü Rabbil-âlemiynin sünnet-i seniyyelerini ihyâya çalış, Evliyâ ullah yoluna baş koymaya alış ve fırsat elde iken Muhabbet-i Muhammediyye'yi tahsil edegör. Zira, bu fırsat yakın bir gelecekte elinden çıkacaktır. Bir kerre ayrıldın mıydı, bir daha ne kadar çırpınsan bu âleme bir daha dönemezsin. Bundan sonra varıp gideceğin yerlerde hekim bulunmaz, günah illetine ve mâ'siyyet zilletine devâ olunmaz. Hazır çeşmeler akarken testini temiz su ile doldur ki, bir zaman gelir sular akmaz, aksa da sana faydası olmaz. Neye ve nelere ihtiyacın varsa, şimdiden temin etmeğe bak, bir zaman gelir ki dükkânlar kapanmış olur, ne tüccar kalır ne de ticaret! Her alış-verişin bir mevsimi vardır. Vakitsiz öten horozun kafasını keserler. Sürüden ayrılan kuzuyu kurt kapar. Durma, hiç bekleme, hemen Hazreti Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellemin sürüsüne gir ve o sürüden ayrılma ki, sonra pişman olmayasın!.. Allahu teâlâ ya ve onun riza ve rahmetine talip ol ki, rizayı ilâhiyyeyi ve rahmet-i sübhaniyyeyi bulasın. Allahu teâlâ'ya teslim olmayan, onu bulamaz, rizasına talip olmayan rizasına eremez.
Nâzenin bu ömrümüz, bir göz yumup açmış gibi;
Geldi geçti duymadık, bir kuş konup uçmuş gibi...
Insan, siyreti ile insandır, sureti ile değildir. Allahu teâlâ' dan ve Resûl-ü müctebâ'dan gafil olmak, bilenler için ateşte olmaktan beterdir. Allah'ı bilmeyen, Allah'ı olmayan ebediyyen şâd-ü handân olamaz. Bir kalpte, Allah ve Resûlüne muhabbet ateşinden eser yoksa, o kalp zulmet içinde zifiri karanlıktadır.
Böylelerinin nur-u Hüdâ'dan da haberleri yoktur. Onlara, bir zorluk için iki kolaylık da verilmez. Oysa, Allahu teâlâ ve Resûl-ü müctebâ'yı sevenler için bir zorluğa iki kolaylık, bir celâle iki kerem vardır.
Dersimize devam ediyoruz: