Ara
Menü
6 dakikalık okuma

Mürşidim rivayet buyurmuştur: Tokat velilerinden bir zat-ı akdes, günlerden birgün genel evlerden birisine…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 535

Mürşidim rivayet buyurmuştur:

Tokat velilerinden bir zat-ı akdes, günlerden birgün genel evlerden birisine girer. Orada bulunan kızlar hazretten utanarak birer köşeye saklanırlar. Yalnız birisi orta yerde kalıverir ve ne yapacağını, ne diyeceğini bilmez halde başını önüne eğer ve bekler. Hazret-i şeyh, o kızcağıza yaklaşır

ve başından tâcını çıkarıp o zavallının talihsiz başına ve sırtından cübbesini çıkarıp sırtına giydirir ve ellerini kaldırarak niyazda bulunur:

— Ilâhî! Ben, bu hanımın dışını tâcım ve cübbemle süsledim. Ey kalpleri dilediği gibi çeviren Rabbim! Zât-1 ülûhiyyetinden tazarrû ve niyaz ederim, sen de gerek bu kadıncağızın ve gerekse diğerlerinin bâtınlarını iyman, tövbe, istiğfar ve ihlâs ile, aşkullah, muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile tezyin buyurarak hepsini hâlâs eyle..

Duası ve niyazı o ânda kadıyel-hâcât indinde müstecap olur ve o evde bulunan bütün günahkâr kadınlar tövbekâr olurlar ve salihat-1 nisvan zümresine girerler.

Bu ve benzeri talihsiz kadınlar, ekseriya ırz ve iffet düşmanı bir namussuzun kurbanıdırlar. Evet, o felâketzedeler, aynı zamanda bir ibret aynasıdır. Kendi annelerine, bacılarına, teyzelerine ve yakınlarına lâyık görmedigini, başkalarının kızlarına revâ gören öyle zâlimler vardır ki, behimi arzularının zorlamasıyla veya üç beş kuruşluk maddî menfaat saglamak hırsıyla bir çok aile kızlarını felâket uçurumlarına yuvarlar, şehvet bataklıklarına kurban ederler. Bunlara, insan demek bile caiz değildir. Zinâ fiilinin, din-i mübiyn-i islâmda kesin olarak yasaklanımış bulunması nasıl bir gerçek ise, temiz aile kızlarını igfal edip kötü yola sürükleyenlerin, o zavallıların zinâ fiilleri devam ettikçe aynı günahın onların da defterlerine yazılmakta bulunduğu da o kadar gerçektir.

Evet, zinâ kötü, hem de çok kötü bir fiildir. Allahu teâlâ'nın hiç sevmediği, Resûl-ü zişânın incindiği, meleklerin gücendiği, salih mü'minlerin iğrendiği çirkin ve kötü bir fiildır. Bu suçu ırtıkap edenler dunyada takırlige ve ahirette azaba müstehak ve düçar olurlar:

Ve lâ lakreb-iiz-zinâ innehu kâne fahişeh ve sâ'e sebiylâ...

El-İsrâ: 3° (Ve zinâya yaklaşmayın. Zira, zinâ hayâsızlıktır ve çirkin bir yoldur.)

Dikkat buyurun mü'minler:

laşm Ymimı dahi menle, mişil. iâr ampmak hatzarnla bakmak ve bu işe niyetlenmek, kalbimizle meşgul olmak, elle dokunmak dahi men'dilmiştir. Ozellikle harama şehvet nazarıyla bakmak ki, ona göz zinâsı derler…. Göz zinâsı, asıl zinâdan daha kötü ve çirkindir. Zira, zinâ fiilinin sonunda yorgunluk, bitkinlik, dermansızlık ve isteksizlik hasıl olur, yani bir nihayeti vardır. Oysa, göz zinâsının sonu yoktur, göz doymak ve yorulmak bilmez. Onun içindir ki: (GOZ BAKMAYA, YER SUYA DOYMAZ.) demişlerdir.

Şehvetle bakmak göz zinâsı olduğu gibi, şehvetle ilgili kötü ve çirkin sözleri dinlemekle de kulak zinâsı, şehvetle tutmakla da el zinâsı fiili tekevvün eder. Bunun için, elini, dilini, gözünü, kulagını ve bütün uzuvlarını kötülüklerden korumak gerektir. Sana güzel gibi görünenlere şehvet ile bakma, kâ'inata ibretle bak!.. Kalbinden, Hak sevgisinden gayrı ne varsa sür çıkar!.. Kadınlar açık saçık giyiniyorlarsa, senin gözlerinin kapakları yok değil ya; o açtıkça sen gözlerini kapayıver. Hem, unutma ki şehvetle baktığın veya bakmaga niyetlendigin de birisinin eşi, kızı, annesi veya yakını degil mi? Senin yakınlarına şehvet nazarıyla bakılmasını nasıl hoş görmüyorsan, sen de başkalarına bakma! Kendine yapılmasına razı olmadığın, olamayacağın bir fiil ve hareketi, sen de başkalarına yapma!.. Elin yetimine göz koymağa, kötü gözle bakmaya utanmayanlar, bir gün kendilerinin de geberip gideceklerini ve kendi kızlarının ve evlâtlarının da yetim kalacagını unutmamalıdırlar.

Babasının vasiyetinin ilk iki maddesinden gerekli dersi alan ve irşâd olan genç, üçüncü madde olan kumar mes'elesini de denemege ve bundaki hikmeti de ögrenmege karar verdl. Babacıgı, kumara ozenırse en buyuk ve en meşhur kumarbazlarla oynamasını tavsiye etmişti. Sordu, soruşturdu ve şehrin en ünlü kumarbazının kenar mahallelerden birisinin hamamının külhanında yatıp kalktığını tesbit etti. Söylenilen yere gitti ve o ünlü kumarbazı, eski ve yırtık bir elbise ile külhanın bir kenarına sığınmış halde buldu. Ne yatacak yatagı, ne barınacak bir yuvası vardı. Saçı sakalı birbirine karışmış, gözleri çukurlaşmış ve etrafı morarmış, eli ayağı titriyor, perişan ve bitkin bir halde idi. Şehrin en usta ve ünlü kumarbazı nasıl olmuştu da böyle yersiz, yurtsuz, yataksız, yorgansız, takatsiz, dermansız kalmıştı? Akıllı bir insanın, onun bu halini gördükten sonra, kumar oynayabilmesine imkân ve ihtimal var mıydı?

Delikanlı, merhum babasına defalarca rahmetler okuyarak oradan da uzaklaştı, hak yolu buldu ve bu yolda ölünceye kadar daim oldu.

Ey ihvân-1 bâ-sefa:

Kumar, nice servetleri târümar etmiş, nice aileyi felâket ve sefalete sürüklemiştir. Onun için, aklı başında olanlar kumardan, içkiden, her türlü kötülüklerden son derece sakınmalı ve kaçınmalıdırlar.

Kaldı ki, Kur'anı Kerimin ve islâmın yasakladığı herşeyde, insanlar için büyük yararlar vardır. Allahu tâlâ'nın emirlerine itaat edenler, iki cihanda aziz olurlar. Allahu azim-üşsânın emirlerini dinlemeyenler ise, iki cihanda da zelil ve rezil olurlar.

Kendileri içki içmedikleri ve kumar oynamadıkları gibi, evlâtlarının da bu iki çirkin ve korkunç alışkanlıktan kaçınmalarını sağlayanlar, daima aziz olmuşlardır. Buna mukabil, içki içen ve kumar oynayanların hem kendileri sefil ve perişan olmuşlar, hem de çoluk çocukları babalarının seyyi'esine kurban gitmişlerdir.

Allahu teâlâ, böyle sefih kimselerin mallarının kendilerine teslim edilmemesini ve böylelikle kendi koruyamadıkları mallarının korunmasını emr-ü ferman buyurmaktadır:

Ve lâ tü'tüş-süfehâ'e emvâlekümülleti ce'alallahü leküm kıyâmen...

En-Nisâ: j (Allahu teâlâ'un dünya geçimi için sebep kıldığı tasarrufunuzdaki yetim mallarını, velâyetiniz altındaki sefihlere vermeyin.)

Evet, Allahu tâlâ'nın geçinmek için ihsan buyurduğu mallarınızı aklı ermeyen, hayır ile şerri ayırdedemeyen sefihlere vermememiz emir ve irade buyurulmaktadır. Y ani, sefih olan yetim dahi olsa, malları kendisine teslim edilemez.

Böyle olunca, yetim olmayan sefihlere mal vermek caiz olur Allahu sübhanehu ve teâlâ, cümlemizi kötülerden, kötülüklerden korusun ve bizleri ilâhî emirlerine hakkiyle uyan, Resûl-ü zişânın sünnet-i seniyye-i Ahmediyyelerine lâyıkiyle tâbi olan veliler ve salihler zümresine ilhak buyursun.. Içki, kumar ve benzeri kötü alışkanlıkları bulunan din kardeşlerimizi, yakın zamanda nedamete ve tövbeye muvaffak kılarak, affina ve magfiretine müstehak kullarından eylesin..

Bu risâlemizi okuyan ve okutanları, okuyanları ve dinleyenleri, okuduğunu ve dinlediğini anlayan, anladığı ile amel eden ve bu bütün amellerinde rizayı ilâhisine muvafık tam bir ihlâs üzere bulunan muhlis kullarından eylesin.. Recep, saban, ramazan, zil-hicce ve muharrem gibi kutsal aylarda, bu aylar içindeki mübarek gün ve gecelerde ibadet ve tâ'at ile nurlanan, af ve magfiret-i ilâhiyyesiyle sürurlanan, tövbe ve istiğfar ile tekmil günahlarından arınan, kulluk şeref ve haysiyetinin şu'uruna varan uyanık ve ayık kullarından eylesin..

Dünya ilgı ve ilişkilerıyle serhoş olanlardan, dünya hayatına gönül verenlerden, âhiret ni'metlerinden gafil bulunanlardan eylemesin.. Âmin bi-hürmeti seyyid-il-mürseliyn.. Sübhane Labbike Rabbil-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel-mürse.

iyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn EL-FÂTİHA..

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.