Ara
Menü
6 dakikalık okuma

Bazı kimseler, ağaçlıklı bir su kenarında çalgı calıp içki içiyorlar ve kendi avuntularına…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 517

Bazı kimseler, ağaçlıklı bir su kenarında çalgı calıp içki içiyorlar ve kendi avuntularına göre eğleniyoriardı. O kadar ki, bunların çalıp söyleşmeleri ve gülüp oynaşmaları, etraftan gelip geçenlerin ilgi ve dikkatlerini çekiyordu. Bunlardan birisi dinî bir gayretle Allah için gazap etti ve Mâ'ruf-u Kerhi kuddise sırruh hazretlerine bu mâ'siyyet meclisini göstererek:

— Ya Şeyh! dedi. Bu kötü kişilere beddua eyle..

Hazret-i Şeyh, mübarek ellerini kaldırdı ve o içki meclisinde bulunanların duyabilecekleri yüksek bir sesle niyazda bulundu:

— Ilâhî! Bu kullarını dünya âleminde böyle şen ve şâtır kıldığın gibi, âhirette de şen ve şâtır eyle!..

Dua ve niyazı bir ânda müstecap oluvermişti. O içki meclisinde bulunan günahkârlar, yalnız serhoşluktan ayılmakla kalmadılar, gaflet uykusundan da uyandılar, sanki o fâsıkların fıskı salâha ve cürümleri felâha tebdil olunmuştu. Ellerindeki kadehleri ve içki şişelerini yere vurup kırdılar, sazlarını parçalayıp yaktılar ve hemen tövbekâr oldular. Böylece, âhiretleri ma'mur, mâ'siyetle kararan gönülleri mesrur oldular ve gerçekten ebedî âlemde de şen ve şâtır olacak ibadet ve tâ'at yolunu buldular.

Mâ'ruf-u Kerhi hazretlerinin kabr-i münevverleri Bağdat'tadır. Oraya gitmek nasip ve müyesser olursa, ziyaret etmegi sakın ihmal eyleme!

Evet, Allah azze ve celle kulundan vazgeçmez. Asi dahi olsa kuluna mühlet verir, tarik-i müstakime yönelir ve zât-1 ülûhiyyetine dönerse, onu af ve magfiret buyurur. Zira; arzı, semayı, cenneti, cehennemi, meleği, cinni, arşı ve kürsiyyi, ayı ve güneşi, yıldızları hep kulu için yaratmıştır. Kullarını ise, bizzat zât-1 ülûhiyyeti için halk ve icad buyurmuştur.

Kulunu, ahsen-i takviym üzere tekvin eylemiş, onu en güzel bir biçimde, bütün uzuvları birbirine denk ve ahenkli olarak yaratmıştır. Bütün bunlara karşılık, insanlara da kulluk ve ibadet emretmiştir. Bu emrine itaat edenleri cennet ve cemali ile müjdelemiş, günahkârlara tövbe ve nedamet ni'metini bahşeylemiş, kâfirlere ise cehennem ile korku vermiştir.

Mü'min kullarına, mübarek aylar, mübarek günler ve geceler ihsan ve inayet buyurmuş, Habib-i edibinin ümmetini affetmek için bahaneler, vesileler icad eylemiştir. İşte, o yüce rahmet ve mağfiretinin coşup taştığı aylardan birisi de, mübarek Recep ayıdır, ki ona Rahmet ayı, tövbe ayı, magfiret ayı demek de caizdir. Bu mübarek ayları ve bu mübarek günleri ganimet bilmeli, bu fırsatlardan hakkıyle ve lâyıkiyle istifade etmeli ve hakkın coşup taşan rahmetinden nasip almaga gayret etmelidir.

Bir hususa daha dikkatinizi çekmek isterim:

Bazı densizlerin söyledikleri gibi: (Bu recep gitti, gelecek yıl yenisi gelir. Oysa, ben gidersem bir daha gelmem..)

hezeyanı bir saçmadan başka bir şey degildir. Bu recep ayının, ömrünün son recep ayı olmadığını nereden biliyorsun?

Elinde senedin mi var? Onun için, içkiye müptelâ isen hemen tövbe et.. İyi bil ki, sana içki sunan, senin dostun değildir.

belki düşmanındır. Sana hasım olan, sana hased eden şeytandır. Onun elinden, Allahu teâlânın men'ettiği şeyi alıp içme!

Sonra, pişman olürsun.. Bugün olmazsan, birgün mutlâka pişman olursun.. Rabbine itaatli ol, Allah'a kul ol, Allah'a kulluk et ki, Hak celle ve alâ sana aşk kadehini sunsun, seni vâlih-i mest eylesin, zatına dost eylesin, cennet ve cemalini, didarını, mülk-ü kebiri, mak'ad-ı sıdkı bahşeylesin..

Bugün, yarın deme! Ömürler gelip geçiyor. Akran ve emsalin birer ikişer ecel şerbetini içiyor. Zaman, herkese bedenine göre birer kefen biçiyor. Bunca günahlar ettin, eline ne geçti? Bunca isyan ve nisyandan sana ne fayda hasıl oldu?

Yaptıklarından, çoğu mahcubiyyet olmak üzere eline kalan

nedir? Bu isyanlarınla cesedini ateşe salmaktan, ihmallerin yüzünden yarı yolda kalmaktan gayri kârın nedir? Hayatının muhasebesini yaptın mı? Kârını, zararını hesapladın mı? Bilânçonu çıkarttın mı? Günah yükün fazla ve ağır olursa, yol alamazsın, maksuduna varamazsın.. Öyle ise, ne bekliyorsun?

Tövbeye gelsene, hakka ve hakikate dönsene, yaptıklarına nedamet etsene.. Fırsat elde iken tövbe etmemek, evvelce işlediğin günahlardan daha büyük bir suçtur. Allah'a gel, rizaya gel, cennete ve cemale gel.. Kos, yetış, yerlerın ve goklerın, yerlerle gökler arasındaki herşeyin müstakillen mâliki, âlemlerin Rabbi ve mürebbisi seni magfiretine çağırıyor:

itel!

Ve sâriu ilâ mağfiretin min Rabbiküm ve cennetin arduhas-semavatii vel-ardu u'iddet lil-müttekiyn...

Al-i-Imran: 133 (Rabbiniz celle şânenin mağfiretine, gökler ve yerler kadar geniş olan cennete koşun ki, müttekiler için hazırlanmıştır.)

Fâniyi terketmeden, bâki bulunmaz. Hak mürşide el vermeden, cemal görünmez. Kur'an-1 azime tâbi olmayınca, cennet bulunmaz. Perhiz etmedikçe, ilâcın hiçbir faydası olamayacağı gibi, tövbe etmeden de ibadetin hazzına, zevkine ve lezzetine varılamaz. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, ehl-i beyti, ashap ve ensarı sevilmeyince de cennet yolları görülmez. Resûl-ü zişân, herşeyden fazla sevilmedikçe, iyman kemale ermez. Sünnetine ittibâ edilmeyince cemal görülmez.

Hakta yok olmayınca, sultan ve sübhan bulunmaz.

Ey âşık-ı sadık:

Fırsat elde, tevhid dilde iken, ruh kuşu ten kafesınden uçmadan, Azrail aleyhisselâmın harbesi bağrımızda yaralar açmadan, çenelerimiz kapanmadan, tövbe kapıları kilitlenmeden, mübarek muhteşem recep ayına yetişmişken, o muazzam ayı, o tövbe ve rahmet ayı gelip geçmeden tövbe et..

Gençliğine güvenme, fâni ömrüne ve fâni dünya malına dayanma ve tövbeyi ihmal edip geciktirme. Hayat denilen bu hayalin sebatı ve kararı yoktur. Ölüm, ansızın geliverir, nerede ve nasıl geleceği de aslâ kestirilemez. Ölüm, seni suç işlerken, Rabbine isyan ederken bulmasın, Azrail aleyhisselâm emanetini bir kötülük ve isyan halinde iken almasın.. Kötü yerlere gitme, kötülerle ahbaplık ve dostluk etme.. Zira, kişi sevdiği ile beraberdir. Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz: (Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz, öyle haşrolunursunuz.) buyurmuşlardır. Onun için, tövbede acele et, savsaklama, geri bırakma.. Bugünün işini yarına bırakan zarardadır. Iki günü eşit olan da keza ziyandadır. Ecel, ansızın hiç ummadığın bir yerde ve zamanda gelir çatar. Seni, suçüstünde yakalarsa halin perişandır. Ecel, seni ibadet ve tâ'atte, rizada, hak ve hakikat yolunda bulmalıdır. Hadis-i şerifi okudun öğrendin: Kişi hayatta ne yaparsa, ölürken de onu yapar. Ölürken ne yaparsa, kabrinde de onu yapar. Kabrinde ne yaparsa, mahşerde de onu yapar.

Onun için ibadet ve tâ'atte, hayır ve hasenatta bulun ki, ölümün kolay, kabrin aydınlık, mahşerde her türlü korkulardan emin olasın. Resûl-ü müctebâ'ya lâyık bir ümmet sıfatıyla huzur-u hakka varasın, şefaat-i uzmâyı bulasın, onun livâ-i hamdi altında haşr-ü cem'olasın, Resûl-ü zişânın mübarek elleriyle Kevser şarabından içesin, sıratı yıldırım gibi geçesin, cennet hulleleri biçesin.. Yoksa, hesapta, mizanda, sıratta çok sıkıntılar çeker, çok terler döker, çok eza ve cefa görür ve Allah korusun, nâr-ı cahiyme bile sürülürsün..

Bak, sana ne müjdeler verecegim:

Bir kimse, küfür ve günah sahibi olmayıp, recep ayının ilk gecesini ibadetle ihyâ eylese, o kimsenin kalbi kalpler öldüğünde ölmez, buyurulmuştur. Hak teâlâ, o kimsenin üzerine hayır ve bereketler ihsan buyurur, onu günahlarından arındırır ve anasından yeni dogan bir yavru kadar pâk ve mâ'sum kılar. Ahirette ise, onun ana ve babasını da at!! ve mağfireti ile şâd eylediği gibi, günah ehlinden yetmiş kişiye şefi eder ve onun şefaatiyle yetmiş kişi cehennem ateşinden kurtulur. (Zühre't-ül-âbidiyn) adındaki eserden aynen sunduğumuz bu büyük müjdeye özellikle dikkat ve ilginizi cekerim.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.