Merhume annecigim, bir çok musibetlere gögüs germiş, dünya hayatı mihnet ve meşakkatler içinde geçmiş sâliha bir hatun idi. Maddî imkânsızlıklara rağmen beni okutan ve din adamı olarak yetiştiren o mübarek kadına Allahu azim-üşşân garka-i garik rahmet eylesin ve kendisine rahmet ve mağfiretiyle tecelli buyursun. Vefatından bir kaç saat önce bana:
— Oglum, şeytan bana göründü ve benden iymanımı istedi. Ben de o mel'una: (Hiç öyle şey olur mu? Iymanımı sana verir miyim?) dedim, başını sallayarak: (Seni koca kafa- I1!..) cevabinı verdi, üzgün ve perişan def'olup gitti, demişti.
Bir süre sonra, tevhid parmağını kaldırdı ve kelime-i tevhidi tekrarladı, derin bir huzur ve sükûn içinde aziz ruhu âlem-i âhirete uçtu ve gitti. (Rahmetullahi aleyhâ.. Ruhu için Fâtiha..)
Allahu teâlâ, cümlemize tevfikini refik eylesin, ölüm
ânında imanımızı muhafaza buyursun ve bizleri şeytanın mekr-ü hilesinden korusun ve kurtarsın, Recep ırmagından kana kana içerek iyman ile göçen zümreye ilhak etsin. (Âmin yâ Mu'in bi-hürmeti seyyid-il mürseliyn).
Bir kimse, Recep ayında Allah rizasiyçün üç gün oruç tutsa, Hak teâlâ ve tekaddes hazretleri o kimse ile cehennem arasında bir perde halkeder. O perdenin kalınlığı, o kimse ile cehennem arasında yetmiş yıllık bir uzaklık meydana getirir ve o zât-ı muhterem aslâ cehennemi göremez.
Bir kimse, Recep ayında Allah rizasiyçün dört gün oruç tutsa, bu âlemde o kimseye akli dengesi bozulup deli olmak, cüzzâm ve zat-ül-cenp hastalıgına yakalanmak tehlikesi tamamen kalkar, deccâl şerrinden emin olur, kabir azabından kurtulur, kabir darlığı görmez, kabir meleklerinin sorularına cevaplarını kolay verir.