Bütün tebaasının şerrinden yaka silktigi zâlim bir hükümdar, birgün halka hitap ederken yüzüne bir kara sinek konar. O müstebit adam sinegin konmasından rahatsız olur, eliyle kovalar, sinek yine konar, bir daha, bir daha, sineği bir türlü def'edemez. Hükümdar, kızar ve sinirlenir ve huzurunda bulunan alimlerden Dahhâk'e dönerek:
— Bu pis hayvanın yaratılmasındakı hikmet ve keramet nedir ki, Allahu teâlâ bu müz'ic mahlûku halketti? diye sorar.
Dahhak, hiç düşünmeden taşı gedigine koyar:
— Bunu bilmeyecek ne var a devletli? der. Sizin gibi zâlim ve kibirlilerin kibrinizi kırmak için, onlara azlerini bildirmek için, Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretleri sinekleri halk ve icat buyurmuştur.
Evet efendiler:
Mahlükatın en şereflisi, en üstünü ve en mükemmeli olan insanlara hükmeden zâlimler, bir sineğe söz geçiremez ve onunla baş edemezler. Uysa, sınek yaratılanlar içınde en kücuklerınden ve en çelimsizlerindendir. Ne var ki, zalimlere karşı Allahu azim-üş-şânın bir ordusudur. Tanrı'lık dâvasına kalkışan Nemrud'u bir topal sivri sinek helâk etmedi mi? Onun, muazzam ve muhteşem ordusunu, Allahu tâlâ'nın bir ordusu olan sivri sinekler dağıtıp bozguna uğratmadı mı? Bâtıl bir şey yaradılmadıgına açık bır delll!
Ilim diyoruz, fen diyoruz, teknik diyoruz. Evet, bunlar da insan toplumları için lüzumlu ve faydalı unsurlardır. Bunların kıymet ve ehemmiyetlerini inkâr etmiyoruz. Yalnız, düşünemiyoruz ki, gözle görülmeyecek kadar küçücük, mini mini bir mikrop bazan insan topluluklarını topyekûn yere seriyor da, ilim ve tıp buna bir çare bulamıyor. Daha, ilmin ve tıbbın adlarını bilemediği ve varlıklarını göremediği bir çok virüsler ve mikroplar bulunduğunu saklayabilir miyiz?
Şunu iyi bilmeli ve bellemelidir ki, bâtıl hiçbir şey yaratılmamıştır. Herşeyin, en küçük zerreye kadar herşeyin bir vazifesi ve gereği vardır. Onlar, o gözle görünmeyen mahlûklar bu vazifelerini yerli yerince ve hakkıyle yaparlar. Akıl sahipleri için bu âyetler kâfi degil midir?
Dedi hakiyın: «Bilmediğim nesne kalmadı!»
Dünyayı bildi biçare, kendini bilmedi..