Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Günlerden bir gün, Hz. Rebi'a-i Adviyye iki elinin yumruklarını sıkmış hızlı hızlı bir…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 382

Günlerden bir gün, Hz. Rebi'a-i Adviyye iki elinin yumruklarını sıkmış hızlı hızlı bir yere gidiyordu. Yolda, Hasanül Basri radıyallahu anh ile karşılaştılar. Aralarında şöyle bir konuşma ceryan etti:

— Ey âhiret hatunu! Nereden gelip nereye gidersin böyle?

— Allah'a gidiyorum yâ imam...

— Yumruklarını sıkmışsın, ne var avuçlarında?

— Biraz yün eğirmiştim, pazara gittim ve onları iki akceye sattım. 'Her iki avucumda o iki akçe var...

— O iki akçeyi neden bir avucunda tutmuyor da, böyle ayrı ayrı bulunduruyorsun? Bunun sırrını ve hikmetini bana söyler misin?

— O iki akçenin bir araya geldikleri takdirde, başıma neler açacagını düşündügümden, onları birbirlerinden ayırdım!

Bilmem, bu kıssayı hakkıyle anlatabildim mi aziz kardeşım… IRŞAD namındaki kitabımızda zikrettiğimiz için burada tekrarına lüzum görmediğimiz Sâ'lebe ve Karun'un başlarına gelen ve Sâ'lebe ashaptan iken, Karun da Hz. Musa aleyhisselâmın akrabası olduğu halde mala ve paraya muhabbetlerinden ötürü başlarına gelen belâ ve musibetleri, merak edenler o kitabımızdan okuyup ögrenebilirler.

Yalnız onların mı? Mala ve paraya aşırı muhabbet o günden bu yana milyonlarca insanın helâkine sebep olmamış mıdır? Okuduklarımızı ve dinlediklerimizi masal diye okur ve dinlersek elbette gereken dersi ve hisseyi alamayız. Gözlerinde ibret alma hassası bulunanlara diyecegimiz yok...

Bin ders-i maarif okunur her varakında, Ya Rab! Ne güzel mektep olur, mekteb-i âlem.....

Dersimize devam edelim:

KELLA SEVFE TA'LEMUNE — Sizler kabre girdiğiniz.

zaman dünyaya ve şeytana ne kadar aldandıgınızı bilir ve öğrenirsiniz. Hak ve hakikati işte ancak o vakit anlarsınız ama, ne yazık ki iş işten geçer. Kervan bu fâniden göçer. Azrail aleyhisselâmın harbesi, ekin sapları gibi bizleri biçer.

Çünkü, bu âleme her gelen er veya geç mutlâka ecel şarabını içer. Kabir kapısından âhiret âlemine geçer, neler kazandıgını, neler kaybettigini de bir ânda seçer. Amelleriyle başbaşa kalınca, gaflet serhoşlugundan ayılır ve uyanır. Mal, mülk,.

evlât, ecdat çokluğuyla öğünüp böbürlenmenin hiçbir fayda-.

sı olmadıgını gözleriyle görerek anlar ve bilir. Zira, o gün öy-.

le korkulu ve büyük bir gündür ki, çokluğuyla ögünülen her-.

şey kabrin dışında kalmıştır. Dost ve ahbap, evlât ve ahfâd bildiklerin malını yağmaya başlarlar. O kadar ki, bu yağmada düşmanları bile geri bırakır ve parmak ısırtırlar. Var sandığın, benimdir dedigin, üzerine titredigin herşey bir ânda yok oluvermiştir. Yok sandığın ve hatta inkâr ettiğin herşey de yine bir ânda var oluvermişlerdir. Yarım yamalak iymanınla pek önemsemediğin şeyler birer birer karşına dikilmişlerdir. Dost bildiklerin, dünya hayatında yüzlerine güldüklerin, birlikte zevk ve sefa sürdüklerin, o gün seni azaptan kurtaramazlar ve bütün bunları göz açıp kapayıncaya kadar klsa süre içinde gözlerinle görürsün.

Seni, ilâhi azaptan kurtaracak olan iyman-ı kâmildir, salih amellerindir, kalb-i selimindir. Kâmil bir iymana nail ve malik olabilmek ise ancak ve yalnız Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi herşeyinden ziyade sevmekle mümkündür. Bu muhabbetine, salih amellerini ve ihlâs ile yaptığın ibadet ve t'atlarini de ilâve edebilmişsen işte o zaman selim ve sâlim bir kalbe de sahip oldun demektir ki, bu

dünya hayatında en büyük kazanç budur. Âhiret âleminde, ancak bunların mükâfatını görürsün. Ancak bunlar sana o karanlık mezarında yoldaş olurlar. Yoksa dünya hayatında milyarlarla itade edilen muazzam bir servetın, harıtada beş büyük kıt'adan birisi gibi görünen arazin, bir işaretinle canlarını vereceklerini söyleyen hizmetkârların ve uşakların, her biri Karun kadar zengin çocukların ve torunların sana kabirde hiçbir yarar sağlayamazlar. Hem, ihanet değil, isteseler de sağlayamazlar. Belki, üzerine yüzbinlerce lira sarfederek dantel gibi işlemeli mermer lâhitler, altun yaldızlı mezar taşları dikerler ama, âhiret azığın yoksa mezarında yine açsın ve rahmet-i ilâhiyye muhtaçsın. Oyle ise, malının, paranın ve evlâdının çokluguyla ögünme, böbürlenme!.. Ancak ve yalnız kâmil bir iyman ile rizayı Rahman'a nail olur, mazhar- gufran olursun...

SÜMME KELLÂ SEVFE TÂ'LEMUN — Daha sonra, kabirlerinizden kalktığınızda da, yaptıklarınızın yanlış olduğunu, gafletle ömür geçirdiğinizi, boş, lüzumsuz ve faydasız şeylerle öğünüp böbürlendiğinizi anlar ve bilirsiniz.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.