Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Bir zamanlar, gayet büyük bir âlim, ârif, fâzıl ve kâmil bir zatın oğlu,…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 371

Bir zamanlar, gayet büyük bir âlim, ârif, fâzıl ve kâmil bir zatın oğlu, babasının tam zıddı sefih, rezil, serseri ve derbeder bir insandı. Ömrü isyan ve kötülüklerle geçiyor,hayır yerine şerri seçiyor, gece gündüz durmadan içiyordu. Hakkın ve halkın nazarında zelil ve sefil bir hayat sürüyor, dünya çirkeflerinin kirli bataklarında günah ve mâ'siyyet defterini kendi elleriyle dürüyordu.

Li-hikmetin, kendi öz oglunu terbiye ve irşâd edemeyen o muhterem zat, başka bir genci talim ve tedris etmiş, ona hak ve hakikati göstermiş, ilmiyle âmil ve her mânada kâmil bir insan olarak yetiştirmişti. Ne var ki, bu kâmil gencin babası da, tıpkı o âlim ve fâzıl zatın oglu gibi ayyâş ve harabat ve her bakımdan berbat bir insandı.

Günlerden birgün bu iki genç karşılaştılar. Serhoş ve sefih genç, babasının yetiştirdiği o kâmil çağdaşına:

— Anlamıyorum, anlayamıyorum! dedi. Ben, beldenin en büyük bilginlerinden, ahlâk ve fazilet bakımından erginlerinden bir zatın oğlu olduğum halde, halk benden nefret ediyor, iğreniyor, kimin yanına gitsem tiksinerek benden uzaklaşıyor. Oysa, sen benden beter sefalet ve rezalet içinde yüzen serhoş bir babanın oğlu olduğun halde, herkes sevgi ve saygı gösteriyor, seni baş köşeye oturtuyorlar. Bunun sebebini bana söyleyebilir misin?

O kâmil genç, kendisine şöyle cevap verdi:

— A benim güzel kardeşim! Bunda, anlamayacak ve biemeyecek ne var? Ben; ilim, irfan, ahlâk ve fazilet yönünden senin muhterem babana özendim ve benzedim. Sen ise; sefahat, rezalet ve denaat yönünden benim babama özendin ve tıpkı ona benzedin. Bütün mes'ele bundan ibarettir, dedi.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.