Yine islâm düşmanı mütemerrit bir papaz da, o kit ve kısır akıl ve idrakiyle Resûl-ü zişân aleyhi ve âlihi salâvatullah-il-Mennân efendimizin şânını gölgelemek ham hayali ile, bir ârif-i billâha sordu:
— Siz, peygamberiniz Hazret-i Muhammed'in, Allah'ın sevgilisi oldugunu söyler durursunuz. Oysa, onun sevgili torunu Hz. Imam-ı Hüseyin, bütün ailesi efradıyla Kerbelâ'da susuz şehit edildiler. Allah, sevdiginin sevdigini hiç şehit ettirir mi?
Arif-i billâh, o cahil ve gafil papazı baştan aşağı süzerek şöyle cevap verdi:
— A papaz efendi, bunda bu kadar şaşılacak ve anlaşılmayacak ne var? Siz, papazların itikat ve inancınıza göre Hz.
İsa aleyhisselâm —Hâşâ— Allahu tâlâ'nın oğludur değil mi?
O halde, sevgili ve biricik oğlunu, binbir hakaret, zulüm, eza ve cefa ile Yahudilere öldürten, bir sevgilisinin torununu susuz şehit ettirmişse ne lâzımgelir?
Keşiş, verecek cevap bulamadı. Tecavüze yeltendiği Nebiyyi zişânın ümmetinden bir ârif-i billâhın bu haklı ve yerinde şamarıyla, sesini kesti ve kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp çekti, gitti Evet aziz kardeşlerim: Islâm dini ve Müslümanlar, maddi yönden zayıf ve kuvvetsiz da hi olsak, ilahî ilim bakımından kâfirlere daima galiptirler, ama ne yazık ki, biz dinimizin kıymet ve ehemmiyetini bilemiyoruz. Hakikat-i islâmiyyeyi, hakikat-i muhammediyye'yı hakkıyle ve layıkıyle ogrenemiyoruz. Allahu azim-üş-şân, cümlemize feyiz ihsan buyursun ve tevfikini refik eylesin. (Amin ve bi-hürmeti seyyid-il-mürseliyn.)
Ey ehl-i iyman!
Bizler, el-hamdü lillâh Müslümanız. Rabbimiz Allah, dinımız Islam, kıtabımız kuran, Resülümüz Nebiyyi âhir zaman, kıblemiz Kâ'be-i Rahman'dır. İki cihanda bizi necat ve felâha, saadet ve selâmete erdirecek din-i mübiyn-i islâmın vüceliğini ve değerini bilelim, hakikat-i islâmiyyeyi ve hakikat-i Muhammediyye'yi öğrenmeğe çalışalım, bilip ögrendikerimizle amel etmeğe alışalım, önce nefislerimizle ve sonra din ve devlet düşmanlarıyla savaşalım, bu gayretlerimizle maddî ve mâ'nevi bütün müşkilleri aşalım ve Rabbimizin kerem ve inayetiyle rizayı ilâhiyye ulaşalım. İnanan, inandığını yayar, kendisini inandığını yaymakla yükümlü sayar, özünü Kur'an boyasıyla boyar, varını yoğunu Allah yoluna koyar, Hakkın buyruklarına uyar, sırası gelince canını din ve millet ugrunda feda etmek geregini duyar.
Dinine, diline, gelenek ve göreneklerine sahip ol kardeşim. Bu yolda, hiçbir fedakârlıktan geri kalma, gafil olma, daima uyanık, daima şu'urlu bulun. Aile efradını, çoluk çocuğunu, din ve millet düşmanlarına karşı korumasını bil, süründen yabancı canavarlara kuzu kaptırma, evlâtlarına iyi sahip ol, onları hak yoldan saptırma, onlara bir lokma bile olsa haramı tattırma. Gerekirse, dinin, dilin, gelenek ve göreneklerin ugrunda malını ve mülkünü feda etmesini bil. Cömertlik ve civanmertlik, ancak biz Muhammedî'lere yakışır yüce birer haslettir. Allah için, Allah yolunda, karşılıksız, art düşüncelere kapılmadan helâl kazancını yerinde ve gereğinde sarfetmesini bilirsen, Allahu teâlâ sana daha ziyadesini ihsan ve inayet buyuracaktır. Vatan ve milletin için harcayacağın her kuruş, yavrularının hür ve müstakil bir ülkede alnı açık, yüzü pâk, birer insan, saf ve temiz birer Müslüman olarak yaşamalarını saglayacaktır. Bunu yaparken, seni böyle bir hayra nail ettigi için Rabbine hamd-ü senâ et, sakın elin titremesin, gözün üstünde kalmasın.
Gider cihandan ne ağyâr kalır ne yâr kalır, Şu fânide ancak bu yadigâr kalır..
Alemde beka var mı, bakın devrine anın, Bir namı kalır, kalsa hemen ehl-i vefanın..
Ey âşık-ı sadık! Allahu teâlâ'yı seviyorum diyen muhibbi Mevlâ! İyi oku, iyi dinle, iyi belle, okuduğunla, dinlediğinle, bellediginle ihlâs ile âmil ol. Allahu azim-üş-şânı sevenlerin beş alâmetleri vardır:
1) Derya gibi cömertlik (Sehavet)
2) Güneş gibi cihanı kaplayıcı şefkat 3) Toprak gibi alçak gönüllülük (Tevazû)
4) Olü gibi uysallık (Hilmiyyet)
5) Gece gibi örtücülük (Ayıpları kapamak)