Papazın birisi, aklı sıra islâmı küçümsemek ve kendi bâtıl inancını haklı göstermek kasdiyle, zamanın ârif, zarif ve hazırcevap hocalarından birisine:
— Hoca efendi! demiş, dikkat eder misiniz? Yıldırımlar hep sizin cami ve minarelerinize düşer de, hiç bizim kiliselerimize düşmez. Bunun sebep ve hikmeti nedir acaba?
Hoca, papazı şöyle bir süzmüş ve gülümseyerek cevap vermiş:
— Evet, yıldırımlar hep bizim minarelerimize ve camilerimize düşer, sizin kiliselerinize ise hiç düşmez. Çünkü, bu hal bizim minarelerimizde okunan ezan-ı Muhammedî'nin ve cami-i şeriflerimizde yapılan ibadet ve tâ'atin Allahu teâlâ tarafından kabul buyrulduğunun alâmet ve işaretidir.
Papaz, itiraz edecek olmuş:
— Bunu böyle yorumlamanız, tatminkâr bir izah şekli degildir. Yıldırım düşmesinin ibadetlerinizin kabulüne alâmet ve işaret olduğuna nasıl hükmedebiliyorsunuz? Bunu, bana
delil göstererek isbat edebilir misiniz? deyince, hoca efendi cevabı yapıştırmış:
— Hay hay papaz efendi, demiş. Söylediklerimin hak ve gerçek olduğuna bütün semavi kitaplar, yani Tevrat, Zebur, Incil ve en son kitap olan ve üç kitabın özü ve özeti bulunan Kur'an-ı azim-ül-bürhan delil ve şahittir.
Papaz, saşırmış ve sormuş:
— Anlayamadım, ne gibi?
— Bak sana anlatayım papaz efendi! Hz. Adem aleyhisselâmın oğulları Habil ile Kabil, bir mes'ele üzerinde münakaşa ve münazara ettiler. Her ikisi de kendisinin haklı olduğunu Herı suruyordu. Nihayet, soyle bır karara vardilar: (Her 1k1- miz de Allahu teâlâ'ya birer kurban takdim edelım. Allan azze ve celle, hangimizin kurbanını kabul buyurursa, onun haklı olduğuna hükmederiz.) dediler ve gerçekten ikisi de Allahu azim-üş-şâna kurban edilmek üzere birer koyun hazırladilar. Gökten bir yıldırım indi ve Habil'in kurbanına isabet etti. Bundan da, Habil'in kurbanının kabul buyuruldugu ve Kabil'in kurbanının ise reddolunduğu anlaşıldı ki, bunun böyle olduğunu bütün semavi kitaplar açıkça haber vermektedirler.
Buna bir itirazınız var mı papaz efendi? deyince, keşiş Incil'- deki bu kıssayı hatırladı ve hoca efendiye hak vererek şeref-i islâm ile müşerref oldu. Yani, bir bakıma islâma taarruzu, onun hidayet ve iymanına sebep oldu.