Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Emevilerin beşinci hükümdarı olan Abdülmelik, Yusufüs-sakati namındakı zatı umumi valı tayın etmiştı. — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 296

mek ve onlarla ilgi ve ilişkisini kesmek de Rabbimizin sevmedigi çirkin ve kötü sıfatlardır.

Allahu tâlâ'nın sevdigi veya sevmediği bütün sıfatları, böyle bir risale içinde saymağa ve açıklamağa imkân olamayacağı tabiidir. Biz, bu kadariyle iktifa ederken, herkesi ilgilendireceğini umduğumuz hususları seçtik. Cenab-1 hak, cümlemize inayet ve hidayet buyurarak, sevdiğini sevdirsin, yerdiğini verdirsin ve bizleri sevdiği kulları zümresine erdirsin.

Kılı kırk yarmaya irfandır deme, Ona yahşi, buna yamandır deme, Şuna gerçek, buna yalandır deme, Birinin aslı yok, yalan sendedir..

Bütün bu çirkin ve kötü sıfatların başı yedi sıfat olup, diğerleri bu sıfatların bir nevi şubeleridir. Güzel veya çirkin her sıfat için, binlerce sahifelik koca bir kitap yazmak mümkündür. Ancak, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, buracığa kayıt ve zaptedebildiklerimizle, edemediklerimizin anası açağıda sayacağımız yedi kötü ve çirkin sıfattır:

1. U'cub: Kendini çok sevme, her işini beğenme, bencillik, gurur 2. Kibir: Büyüklenme, büyüklük satma 3. Riyâ: İki yüzlülük 4. Hased: Kıskançlık 5. Gazap: Ofke 6. Hubbu mal: Mal sevgisi 7. Hubbu cah: Makam sevgisi Bu konuda, İRŞAD namındaki eserimizin 2. cildinin 11.

dersinde daha geniş ve etraflı bilgiler sunmağa çalışmıştık.

Burada, konumuzla ilgili olarak özet bir açıklama yaptık, Cenab-1 Hak, tevfik ihsan buyurur ve aklımız tevfik-i Rabbani ile anlaşırsa, bu kötü ve çirkin sıfatları tamamiyle terkeder, yaptığımız ibadetlerimize güveneceğimize Rabbimize güvenir, onun kerem ve fazlına sıgınır, tevazû sahibi birer insan oluruz. Hakkı kabul edersek, ihlâs üzere bulunuruz. Hasedi terkederek Rabbimizin bizlere bahş ve ihsan buyurduklarına razı oluruz. Hilm ve rifk sahibi olursak, mala muhabbet etmez, malın, mülkün, paranın gelip geçici ve eğreti olduğunu ve emaneten bize verildiğini anlarız. Aynı şekilde, işgal ettiğimiz

- makamın da Hakkın lûtuf ve keremi sayesinde muvakkaten bize tahsis olundugunu idrak edersek, makam sevgisi denilen büyük illetten de kurtulur, onu bir zulüm, hevâ ve heves vasıtası değil, bir adalet ve hakkaniyet vesilesi olduğunun şu'- uruna varıriz.

Allah azze ve celle, bu şu'ur ve uyanıklığı cümlemize nasip ve âsan eylesin. Zira, nerede ve hangi mevki ve makamda bulunursak bulunalım, ister âmir, ister memur olalım, serbest meslek sahibi, işçi, çiftçi, teknisyen, şoför, pilot, tüccar, esnaf hangi meslek ve zenaatta çalışırsak çalışalım, her işimizi, her fiilimizi, her davranışımızı görüp gözetleyen, hatta kalplerimizden gizlice geçirdiklerimizi dahi hakkiyle bilen bir yüce makamın huzurunda ve mürakabesinde bulundugumuzun idrakine varır, o yüce mürâkıbın bizim gibi kocamadığını, yaşlanmadığını, ihtiyarlamadıgını, emekliye ayrılıp bir kenara çekilemeyecegini, uyumadığını, kendisine dalgınlık ve gaflet bastırmadığını anlar, bizden öncekiler gibi bir gün bizleri de öldürecegini, karanlık kabirde münkir-nekir adı verilen melekleri vasıtasiyle sorguya çekeceğini, mezarımızı ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukur haline getirecegini, sonra bizi birgün tekrar dirilteceğini, mahşer yerine toplayıp hesaba çekeceğini, zerre kadar hayır işlemişsek mükâfatını vereceğini, zerre kadar şer işlemişsek cezasını göreceğimizi düşünerek ölümün hak, kabir sualinin hak, tekrar dirilmenin hak, mizanın hak, hesabın hak, cennetin hak, cehennemin hak olduğuna iyman edersek, Allah korkusuyla Allah sevgisini içimizde yaşatırsak, muhakkak ki meleklerden üstün dereceler bizim içindir.

Allah korusun, bunlara inancımız yoksa o akıl şeytanın ve netsın elinde esırdır, koledir ve sahibini mutlâk ve muhakkak hayvanlardan daha âdi ve aşağı derekelere düşürür.

Yâ Rabbel-âlemiyn ve yâ Erham-er-Rahimiyn!

Biz âciz ve günahkâr kullarına adlinle degil, affınla muamele eyle, bizleri hakikat-i Kur'aniyye, hakikat-i Muhammediyye ve hakikat-i islâmiyyeden nasibedar eyle, okudugunu ve dinlediğini anlayan, anladığı ve ögrendiği ile amel eden, boş kafa gezdirmeyen, kötü ve çirkin huylarını ve sıfatlarını, rizayı ilâhine uygun en güzel ve en üstün ahlâk olan ahlâk-1 Kur'- aniyye ve ahlâk-ı Muhammediyye ile değiştirmeğe muvaffak olan kullarından eyle.. Dlinden ve dilinden kimseye zarar vermeyen, aene suç verein ularrak nbaük burga anah düryetinden gayriye yüz sürmeyen kullarından eyle. Bizleri iymandan, Kur'andan ve Resûl-ü zişândan ayırma, yüzlerimizden hayâ perdesini sıyırma, haram ile doyurma.. Sünnet-i seniyye-i Ahmediyye'ne hakkiyle ve lâyıkıyle uyanlardan, hak kelâmı duyanlardan, hak ve hakikat uğruna baş koyanlardan eyle.. Bütün amellerimizde, ibadet ve t'atimizde ihlâs üzere bulunanlardan, cennet ve cemalinle tebşir olunanlardan eyle..

Dünya için âhiretini feda eden gafillerden, okuduğunu anlamayan cahillerden, varlıgını ve birligini inkâr ederek dünyaya tapan sefillerden eyleme.. Tam ve mutlâk bir teslimiyyet ve tevekkülle hükmüne razı olanlardan, rizayı ilâhine lâyık bulunanlardan eyle.. Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn.. (EL-FÂTİHA)

Envâr-Ül-KulGb, Cilt I - F: 20

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.