Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Fâsık Müslümanlar arasında oturan bir gayr-i müslime, o günahkâr kişiler: — Neden islâma…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 245

Fâsık Müslümanlar arasında oturan bir gayr-i müslime, o günahkâr kişiler:

— Neden islâma gelmiyor ve sen de Müslüman olmuyorsun? demişler.

O gayr-i müslim kendilerine şöyle cevap vermiş:

— Ben sizin dininizi tetkik ettim. Velilerinizin ve âlimlerinizin hayat hikâyelerini ve bir çok eserlerini okudum. Onlar gibi hâlis bir Müslüman ve temiz bir insan olamayacağımı anladım ve biliyorum. Siz, beni kendi halime bırakınız Çünkü, sizin gibi Müslüman olmaktansa, bu halde kalmayı tercih ederim, demiş ve yaşayışları, davranışları, hal ve gidişleriyle kâfirden farklı olmadıkları halde, kendilerini insan ve Müslüman zanneden o günahkâr gafillere hakkettikleri cevabı vermiştir. O zavallılar, gereken dersi almışlar mıdır dersiniz?

Son zamanlarda sık sık rastlıyoruz. Bir çok kimseler yabancı milletlerden kızlarla evlenmeğe özeniyorlar ve işin asıl hazin tarafı, kendileri hakkıyle ve layıkıyle islâm olmadıkları ve sahsen islâmı yaşamadıkları ve yaşatmadıkları halde, o zavallı kızağızı Müslüman olmağa zorluyorlar. Bu gibilerin nazarında Müslüman olmak, ilkokul çagında iken başına sırmalı takkeler giyip sünnet olmaktan ve bir Müslüman adı taşımaktan ibarettir. Bunlar, ana ve babalarının ve hacı dedelerinin Müslüman olmaları sebebiyle, kendilerini de Müslüman sanıyor ve sayıyorlar. Islâmın gerçek yönünü bilemeyen o zavallı yabancı kız, aşkı uğruna süreta Müslüman oluyor. Aslında, Müslümanlık diye kabullendigi dinsizlikten başka bir şey degildir. Çünkü, o kızcağız meselâ hristiyan dininde iken hiç olmazsa pazardan pazara kiliseye gider, kendi dini ve dilince ibadet ederdi. Yani, kendisine göre bir kilisesi, İsa'sı, Meryem'i, Allah'ı, panaya'sı, yortusu, paskalyası vardı. Oysa,

şeklen ve zâhiren Müslüman olunca, ne kilise ne cami, ne namaz ne niyaz, ne ibadet ne dua hiç ama hiçbir şeyi kalmıyor. Daha açıkçası, yalnız ismi değişiyor ve nüfus kütüğüne bir Müslüman adıyla kaydolunmasını sağlayan bir muamele ile islâm namına büsbütün dinsiz ve iymansız kalıyor. Bırak kendi haline biçareyi!.. Kendi dininde kalsın, ola ki günün birinde SANEM SANEM derken SAMED deyiverecek gerçek bir hidayete mazhar olur.

Yabancı irk ve milletlerden ve başka dinlerden kızlarla evlenmege heves edenlere sesleniyorum:

Alacağın kadın, senin tarlandır. Kıyamete kadar zürriyetin oradan gelecektir. Tarlanın en verimlisini seç ve al... O tarlayı, cidden ve hakikaten islâm nuru ve islâm kültürü ile zenginleştir, sana hayırlı evlâtlar versin, evlâtlarına lâyık mü'mine bir anne olsun. Ama, herşeyden önce sen kâfir nefsini Müslüman etmeğe gayret et... Sen islâmı yaşamaz ve yaşatmazsan, eşin ve çocukların nasıl Müslüman olurlar? Nasıl hak ve hakikat yollarını bulurlar?

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.