Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Sırası gelmişken, Imam-ı â'zam rahimehümullah hazretlerinin bir menkıbelerini anlatmadan geçemeyecegim: Imam-ı â'zam hazretleri,…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 215

Sırası gelmişken, Imam-ı â'zam rahimehümullah hazretlerinin bir menkıbelerini anlatmadan geçemeyecegim:

Imam-ı â'zam hazretleri, fıkıh ilmini tahsil etmek için üstad-i ekremi Hammâd rahimehümullah hazretlerinin huzurlarına girmişti. Yeni talebesinin akıl ve dirayetini, zekâ ve fetanetini bir bakışta anlayan üstad, talebesine şöyle buyurdu:

— Oglum! Cidden ilim ve kemal sahibi olmak arzusunda isen, hergün üç ilmi mes'eleyi öğrenmeğe ve ezberlemeğe çalış.

Imam-ı â'zam, üstadının bu tavsiyesine uydu ve filhakika kısa bir süre içinde cidden ve hakikaten ilim ve kemal sahibi oldu.

Ben de âcizane tavsiye ediyorum: Ömr-ü azizimizi boşuna çürütüp hevaya vermeyelim. Hergün, en az üç mes'ele öğrenelim. Bu üç mes'ele dünyamıza veya âhiretimize yararlı olsun.

Hem dünyamıza, hem de âhiretimize yararlı olacak mes'- elelerin başında ise, konumuz olan namaz geliyor. Bugün, ortalama bir insan ömrü 60 - 70 yıldır. Istisnâlar kaideyi değiştirmez. Bu 60 - 70 yıl içinde kılabileceğimiz namazlar ise, belli ve belirlidir. Oysa, yukarıda sözünü ettiğimiz gibi, hangi Müslüman bir Müslüman kardeşinin meşrû bir işini bitirir veya bir ihtiyacını giderirse, Allahu teâlâ kendisine yedi bin yıl gündüzleri oruç tutmuş ve geceleri sabahlara kadar namaz kılmışcasına sevap bahş ve ihsan buyurur. Bu müjdeyi öğrenmen ve ögretmen, hem dünyan hem de âhiretin için ne kadar yararlıdır, bunu senin akıl ve irfanına bırakıyorum.

Hz. Imam-ı Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh efendimiz:

— Ben, hayvana, binerken bir ayağımı üzengiye geçirip, diğerini de geçirinceye kadar bir hatm-i Kur'an ederim, buyurmuşlardır.

Bizlerin ise, namazlarda Bakara sûre-i celilesini dinlemeğe bile tahammülümüz yoktur. Kıldığımız namazlardaki ilâhî iltifatlardan haberimiz olmadığından:

— Efendim, teravih namazının çabuk kılınması çok sevapmış! gibi bir bahane de uydurup işin içinden çıkmağa çaışıyoruz.

Ortada bir sevap var ama, senin benim anladıgım çabuklukta degil! Her rekâtında bir Fatiha-i celile ile uzunca bir âyet veya kısa bir sûre, rükû'unda üç kerre SÜBHANE RABBIYEL AZIM diyecek kadar durmak kavmesinde, yani rükûdan doğrulduğunda bir kerre SÜBHANALLAH diyecek kadar eylenmek, iki secdesinde üçer kerre SUBHANE RAB- BIYEL A'LA, celsede, yani iki secde arasında bir kerre SUB- HANALLAH diyecek kadar durmak, teşehhüdde yani ikinci rekâtta oturulduğu zaman TAHİYYAT ve SALAVAT okuyacak kadar oturmak gerekir. Yoksa, aç tavuk yem toplar gibi yatıp kalkmayı, namaz değil, ibadet saymak dahi caiz görülmemiştir. Böylesine yatıp kalkarak çabuk teravih namazı kılacağına, hiç kılmaman belki de senin hakkında daha hayırlı olur. Elinde fırsat ve imkân varken, kıymet ve ehemmiyetini takdir ederek hakkıyle namaz kılmağa çalış ki, sonradan çabuk kılmakla öğündüğün namazından dolayı mahzun olmayasın.

Aklın senin ger var ise, Bin can ile kul ola gör, Ger Hakka meylin var ise, Mevlâ rizasın bula gör!..

Namaz, tek ve gerçek dostun olan Hâlikin ile sohbettir.

Allahu teâlâ'yı sevdiğini söyleyen, dostunun sohbetinden usanır ve kaçar mı? Rabbini tanıyan, ona iyman eden, ona muhabbet besleyenin mi'râcıdır namaz.. Süleyman Çelebi hazretleri ne güzel buyurmuştur:

Sen ki, mirâc eyleyip ettin niyaz;

Ümmetin mirâcını kıldım namaz..

Insan, sevdiğinin yanından çabuk ayrılmamak için bahaneler icad eder. Hak sohbetinden usanan ve kaçan kişi, nasıl olur da Allahu teâlâya dost olduğunu iddia edebilir? Zikirlerin en yücesi ve efdali namaz zikridir. İyi düşün, biraz aklını kullan: Namazda her uzvumuz Hakkı zikreder. Dil Kur'- an, tesbih ve tekbir okur. Uzuvlarımızın zâhiri ve bâtını ibadettedir. Göz secde yerine, akıl huzurda durdugunu ve birgün

bütün mahlükatın da böyle el-pençe huzur-u ilâhîde duracağını düşünür. Allah dostları, Allahu tâlâ'nın likasından, Allah'a rücudan, Allah'a ibadetten kaçınmaz.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.