Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Kelimullah Hz. Musa aleyhisselâm, tur-u Sinâ'ya giderken, yolunun üzerinde anasından doğduğu gibi çırıl…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 169

Kelimullah Hz. Musa aleyhisselâm, tur-u Sinâ'ya giderken, yolunun üzerinde anasından doğduğu gibi çırıl çıplak, edep yerlerini örtmek için vücudünü kumlara gömmüş birisini gördü. O kimse, fakirliginden ve yoksulluğundan yakınarak Allahu tealâ'nın kendisine biraz dünya malı ihsan buyurması için niyazda bulunmasını Hz. Musa aleyhisselâmdan rica etti. Hz. Musa aleyhisselâm ona:

— Senin bu halin, zengin olmandan daha hayırlıdır. Sabret ve Rabbine şükreyle! diye ögüt verince, o kimse:

— Şükür mü edeyim? diye sordu. Görüyorsun ki, ayağıma giyecek donum bile yok, çırçıplağım ve utancımdan kumlara gömülmüşüm.

Hz. Musa aleyhisselâm cevap verdi:

— Edep yerini örtecek kum bulabiliyorsun ya! Ona da şükret...

O kimse, itiraz edecek oldu:

— Ya Nebiyallah! dedi. Buna da şükür olur mu? Ben, kum için şükretmem...

Daha sözlerini bitirmemişti ki, şiddetli bir kum fırtınası esmeğe başladı ve kum için şükretmeyeceğini söyleyen adamcağızın üzerindeki kumlarda savrulup gidince, her yanı açık orta yerde kala kaldı.

Bu halde kimseye görünmekten hayâ ederek, şükretmediği kumlardan bir miktar ele geçirmek için sahraya doğru yürüdü gitti.. Hâlâ da gitmekte..

Aklını başına al, iyi düşün! Seni de beni de örten, ele güne ayıplarımızı göstermeyen kumlar var. Settâr-el-uyûb olan Allah Teâlâya şükretmezsek, üzerimizden sütresini kaldırıverir de, edep yerini kumla örten zavallı gibi ortalık yerde kalıveririz. O zaman, halk arasına ne yüzle çıkarız, kimin yüzüne bakarız? Dünya hayatında hiçbir şeye malik değilsek bile, birçok suçlarımızı ve kabahatlerimizi örttügünden dolayı Rabbimize şükretmeyecek miyiz? Mâ'azallah, o ayıplarımız meydana çıkıp açıklansa, camiye cemaate mi gidebiliriz? Kahveye, sayhaneye mi oturabiliriz? Dost veya düşman, insanların yüzlerine mi bakabiliriz?

Yarın kıyamette bizi örten kumlar uçuşacak, bütün ayıplarımız meydana çıkacak. Bütün mahşer halkına rezil olacağız. Huzur-u hakta, enbiyâ ve evliyâ karşısında zelil ve hacil kalacağız. Dünya hayatında, halka karşı zâhiren ismimizi ve cismimizi has eyledik. Oysa, halkın görmedigi yerlerde üçyüz meleğe ve bu meleklerin Rabbine tenhada bulunduğumuz zannıyla hem gönlümüzü, hem cismimizi pas eyledik.

Rabbimize şükredelim ki, bizi dünyada örttüğü gibi yarın mahşer yerinde de Settâr ism-i celiliyle tecelli buyurup ayıplarımızı açıklamasın, Habib-i edibine bağışlasın ve hepimizi affı, rahmeti ve magtiretiyle yarlıgasın...

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.