Evliyâ'ullahtan Zinnûn-u Mısri hazretleri rivayet buyuruyorlar:
Günlerden bir gün, vücudunun bazı azaları cüzzam illetinden dökülmüs, gözleri de görmeyen bir zat ile karşılaştım.
Bu yürekler acısı perişan haline rağmen, Allahu teâlâ'ya hamd-ü senâ ediyordu. Dayanamayıp sordum:
— Allahu tâlâ'nın sana bahşettiği hangi ni'mettir ki, Hüdâyı lâ yezele bu derece şükrediyorsun?
O zat, bana şu cevabı verdi:
— Ey Zinnûn! Gözlerim görmüyor, cüzzam illetinden vücudum yer yer dökülmüştür. Fakat, Rabbime nasıl hamd-ü senâ eylemeyim ki, bana sağlam bir kalp ve gönül ihsan buyurmuştur. Bunlar sayesinde onun varlığına ve birliğine ve Resülünün hak ve gerçekligine iyman ederek ebedi hayatımı kazanmış bulunuyorum. Baş gözüm görmüyor ama, el-hamdü lillah kalp gözüm iyman ile açık.. Bir çok azalarım dökülmüş bulunuyor ama, ona hamd-ü senâ etmeme yarayan ağzım ve dilim var. Allahu teâlâ'ya kasem olsun ki, parça parça paralasa dahi, ondan aslâ şikâyetçi değilim. Bana bahş ve ihsan buyurduğu bu ni'metler yanında, bu kadarcık musibetten ötürü ondan şikâyetçi olmaya haya ederim. Bu halim, Rabvime karşı olan muhabbetimi artırdığı için ayrıca şükrederim, bana biraktıkları için ona daima hamd-ü senâ eylerim, dedi.
Aşkınla çâk olsa bu ten, Ben yine illâllah derim, Yanıp kül olsa bu beden, Ben yine illâllah derim..
Kan aksa gözden yaşlarım, Bağrımda bitse başlarım, Derd-ü gam olsa işlerim, Ben yine illâlah derim..
Işim gücüm zâr eylesen, İçim dışım dar eylesen, Mansur-veş berdar eylesen, Ben yine illâllah derim..
Bin pâre ettirsen beni, Odlara attırsan beni, Terketmeyip Mevlâm seni, Ben yine illâllah derim..
Asilere katsan beni, Tamulara tıksan beni, Mücrim kulun etsen beni, Ben yine illâllah derim..
SEYYID NIZAM oğlu ile, Ceddiyle haşrola bile, Mü'min muvahhidler ile, Ben yine illâllah derim..
Bin derdini versen bana, Halim gören kalsa tana, Yüzüm tutup senden yana, Ben yine illâllah derim..