Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Lâleli cami-i şerifini yaptıran üçüncü Sultan Mustafa, Eyüp'te bir tekkenin şeyhi olan ve…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 99

Lâleli cami-i şerifini yaptıran üçüncü Sultan Mustafa, Eyüp'te bir tekkenin şeyhi olan ve ÇIPLAK AYAKLI ŞEYH olarak anılan ve tanınan bir zatı ziyarete gidiyordu. Bu şeyh efendi, ilmiyle âmil, kemal ve keramete nail bir mürşid-i kâmil idi. (Allahu teâlâ, sırrını takdis buyursun.)

Sultan Mustafa, tebdil giyinmişti. Yolda, fakir bir Müslümanın cenazesine rastladılar. Zavallının tabutunu dört kişi taşıyor ve başka cemaat olmadıgı için degiştiren bulunmuyordu. Padişah, biraz yardım etmek ve ecre nail olabilmek üzere, o fakir mü'minin tabutunun altına girdi. Çünkü, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, bir cenazeyi kırk adım taşıyanın bir büyük günahının affolunacağını tebşir buyurduklarını biliyordu. Fakat, li-hikmetin padişahı kimse degiştirmedi ve Eyüp cami-i şerifine kadar taşımak zorunda

kaldı. Cenazeyi taşıyanlar, birbirlerini degiştiriyorlar, padişahı değiştirmiyorlardı. Padişah ise, şişman denilecek kadar vücutlu idi. Bitkin bir halde tabutu Eyüp cami-i şerifi musal- Jâsına bıraktıktan sonra, Çıplak Ayaklı Şeyh'in tekkesine doğru yöneldi. Şeyh efendi, tekkenin kapısına çıkmış ve öfke ile padişaha bakıyordu. Yaklaşıp, selâm vermeğe fırsat bulamadan gürledi:

— Sen yüce bir padişahsın, senin görevin cenaze taşımak degil, bu mülk ve milleti adaletle idare etmektir. Cenaze taşımak halkın vazifesidir. Bilmiyor musun ki, bir saat adalet altmış yıl nâfile ibadetten hayırlıdır. Cenazeyi kırk adım taşımakla, bir büyük günahın affolunacagını müjdeleyen sultanül-Enbiyâ'nın, memleket ve milletini adl-ü adaletle bir saat idare etmenin, altmış yıl ibadetten hayırlı olduğunu da tebşir buyurdugunu sakın bir daha hatırından çıkarma, buyurdu.

Anlayana, bu kıssalarımız bir mücevherden daha degerlidir.

Ulûm-ü akl ile âmil olanlar, Mirâc-ı kemale vasıl olanlar, Bir kılı kırk yarmış, kâmil olanlar, Yine de demişler ki, kemal incedir..

Ey yalan yanlış hükümler vererek mazlümun gözyaşını silemeyenler! Ey zalime yardım etmenin, dünya hayatında işlenebilecek en ağır suç ve günah olduğunu bilemeyenler! Ey yarın kendilerinin de Hakkın huzurunda sorguya çekileceklerini düşünemeyenler! Bilmiş olunuz ki, o haksız hükünlerinizle, bizzat kendinizi mahkûm ediyorsunuz..

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.