Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Hasan-ül-Basri hazretlerinin evinin alt katında bir kâfir komşusu vardı.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 67

Hasan-ül-Basri hazretlerinin evinin alt katında bir kâfir komşusu vardı. Bu adam, birgün hastalandı. Hasan-ül-Basri düşündü, gerçi komşusu kâfirdi amma, komşuluk hakkı vardı.

Cenab-1 Fahr-i risalet efendimiz de hasta olan gayr-i müslimleri hastalıklarında ziyaret eder, onları münasip lisanla Hak dine dâvet eylerdi. Karar verdi ve hasta olan gayr-i müslim komşusunu ziyarete gitti. Adamcağız, bitap yatağında yatıyor ve inliyordu. Hal ve hatır sordu, geçmiş olsun dedi ve sözü döndürüp dolaştırıp mâneviyata getirerek:

— Ey komşu! dedi. Gel, Allahu tâlâ'nın varlığma ve birliğine ve Resûlünün gerçekliğine şehadet et, dünya ve âhirette saadet ve selâmete er!

Komşusu, yatagında dogrulmaga çalışarak cevap verdi:

— Yâ imam! Allahu teâlâ, bana yardım etmeyince, benim iymanımı dilemeyince, ben kim oluyorum ki ona talip ola.

bileyim, hak ve gerçek olan doğru yola gireyim?

Allahu teâlâ dilemeyince, kul dileyemez. Kul, Allahu teâlâ'dan razı olmayınca, Allahu teâlâ da kulundan razı olmaz.

Hasan-ül-Basrî hazretleri bu doğru sözler karşısında bir şey söyleyemedi ve sustu. Bir ara, gözü odanın bir köşesinde bir leğen bulunduğunu gördü. Kendi katından bu leğene su damlıyordu. Sordu:

— Acaba, bu legene damlayan sular, bizim kattan mı geliyor?

— Evet yâ imam!

— Fesübhanallah! Peki, ne zamandan beri bu su böyle damlıyor?

— Tam otuz yıldır, senin aldığın abdestin suyu bu odaya sızıp damlamaktadır. Ama ne zararı var? Komşumuzsun, leğen dolunca bahçeye döküveriyoruz. Bize incineceğini düşünerek mes'eleyi size de haber vermedik.

— Şu halde bana hakkını helâl et! Eğer, bunu zamanında bildirmiş ve beni uyarmış olsaydın, yıllardır sizi böyle rahatsız etmezdik. Sızan yeri tamir ettirir, sizi bu tedirginlikten kurtarırdık.

— Vallahi hatırının kırılmasından çekindim. Haber ver.

seydik, tamir ettirecegini biliyordum. Buna ragmen, bana k1- rilacagından korktum. Hem de komşu olan zahmetı kendısı çeker ve komşusunu üzmez diye düşündüm. Komşu komşuya yâr olmalı, bâr olmamalıdır, değil mi?

— Oyledir, öyledir ya. Ey ihtıyar, bana dogru soyle..

Senın bu sozlerinde lymana aşınalık gorunuyor. Senın bu anlâkın ve tutumun, iyman sahibi bir mü'minin ahlâkını andırıyor. Gel, tevhid et ve rahata er, iki cihanda da aziz ol.

— Yâ imam! Sen, asrımızın alimlerindensin. Neden bana iymanı zorla kabul ettirmek istiyorsun? Allahu teâlâ, bana hidayet kapılarını açmazsa, beni kulluğuna kabul etmezse, bana talip olmazsa, ben nasıl iymana gelebilirim?

Hasan-ül-Basri hazretleri, komşusunun iyman etmesinden ümidini keserek ricada bulundu:

— Öyle ise, bana hakkını helâl et! diyerek gitmege hazırlandı.

Hasta, ellerini ona dogru uzatarak âdeta yalvardı:

— Gitine ya Hasan, gitme!.. Yaklaş bana dogru, hakkım sana kat kat helal olsun, sen de bana hakkını helâl et ve bana iyman telkin eyle... Zira, şu ânda hidayet kapısı aralandı, beni de iymana ve islâma kabul ediyorlar. Gönlümden küfrün zulmeti kalktı, kalbim iyman ile doldu, gögsümde aşk eseri zâhir oldu, bedenimin bağları çözüldü ve bende kelime-i şehadete istidat zuhura geldi.

Hasan-ül-Basri, kendisine iyman telkin ve kelime-i şehadeti talim için yanına yaklaştığında, hasta adam büyük bir neş'e ve sürûr içinde konuştu:

— Yâ Hasan! Sen sus... Dur ve bekle, zira, şu ânda hak celle ve alâ hazretlerinin dergâhından bana vasıtasız mâ'rifet bâbı küşâd olundu, Rabbim bana iyman ve şehadeti telkin buyuruyor, diyerek yüzünü kıbleye yöneltti ve EŞHEDÜ EN LA

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.