Fira'unun bir maskarası vardı. Fira'un ve vezirlerini güldürüp, eğlendirmek için eline bir sopa alır, bu sopayı Hz.
Musa aleyhisselâmın asasına teşbih ederdi. Musa aleyhisselâm peltek oldugundan, efendilerinin karşısında o zat-1 akdesin taklidini yapar ve hazır bulunanları kahkahalara bogardı. Musa aleyhisselâm, keyfiyyeti haber alınca, çok üzüldü ve o maskarayı helâk etmesi için Rabbine niyazda bulundu. Hitab-ı izzet şerefsadir olarak buyuruldu ki:
— Yâ Musa! O soytarıya iyman nasip edecek ve kendisini cennetime koyacağım.
Musa aleyhisselâm, o maskaraya ne sebep ve hikmetle iyman ve cennet bahşolunacağını sordu. Allah azze ve celle hazretleri şöyle buyurdu:
— Yâ Musa! Nebi'lerimi taklit ediyor. Dostlarımı taklit edenleri, hidayete iletirim. Eğer Fira'unu ve onun gibi kâfirleri taklit etseydi, düşmanlarımı taklit ederek düşmanlarıma benzemeğe çalıştığı için, iymansız olarak canını alır ve onu cehenneme koyardım.
Bu kıssada da, çok büyük ibret vardır. Anlayana aşko.- sun!
Biz, kendimize göre mânâ çıkarmağa çalışalım: Demek
oluyor ki, insanlar iyiyi ve güzeli, iyiligi ve güzelligi taklide özenirlerse, günün birinde bu taklitleri tahkik oluverir. Kaldı ki, taklit etmeden tahkike giremezsin, aşk-ı mecaziden geçmeden aşk-ı hakikiye eremezsin. Mecnun Leylâ'yı sevmeseyci, gece-gündüz LEYLA, LEYLA diye inlemeseydi, MEV LA'yı bulamaz, MEVLA'ya gönül veremezdl. Sevenlerle ol, sen de birgün seveceksin! Görenlerle ol, sen de birgün göreceksin! Duyanlarla o], sen de birgün duyacaksın! Sevenlerle olmazsan, sevemezsin. Görenlerle olmayınca, göremezsin. Duyanlarla olmayınca, duyamazsın! Bu oluşlar, evvelâ taklit ile olur, sonra tevfik erişince tahkik oluverir.
Mekteb-i irfana gir, oku bu ilmin aslını;
Gör, nice dereolunmuş bu ilimde dört kitap...