Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Şeytan, günlerden bir gün köşkün bahçesinde bir kazığa bağlı olan koçun bağını gevşetmiş,…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 702

Şeytan, günlerden bir gün köşkün bahçesinde bir kazığa bağlı olan koçun bağını gevşetmiş, Koç, sağa sola çeke çekiştire kazığı yerden sökmüş ve sürükleyerek köşkün içine girmiş.

Giriş salonunda bulunan büyük endam aynasına bakınca, kendi hayalini görmüş ve başka bir koç sanmış. Gerilemiş, gerilemiş olanca gücüyle bir kafa vurarak koskoca aynayı parça parça ederek kırmış. Gürültüye evin hanımı yetişmiş ve baba-dedesinden yadigâr ve antika aynanın koç tarafından kırıldığını anlayınca, hemen bir kasap çağırtarak koçu kestirmiş. Akşam.

evin beyi gelmiş ve evlât gibi elinde büyüttüğü sevgili koçunun hanımı tarafından kestirildiğini öğrenince, karısına öyle bir tokat aşketmiş ki, kadıncağız hemen oracıkta düşmüş ve ölmüş. Hanımın kardeşleri, ablalarının enişteleri tarafından bir tokat darbesiyle öldürüldügünü ögrenince, tabancalarını ateşlemişler ve onlar da eniştelerini öldürmüşler. Öldürülen enişte beyin kardeşleri de intikam kaygusuna düşmüşler ve onlar daha bir gün öncesine kadar birbirlerine hısım-akraba ve can-ciğer olan aynı dinden, aynı milletten ve hattâ aynı aileden bu zavallı kişilerin kimisi kabre gitmiş, kimisi de zındanı boylamış.

Bütün bunlar olup bittikten sonra, şeytan saf ve mâsum bir ifade ile boynunu bükerek:

— Bunlara ne oldu bir türlü anlayamadım? demiş. Hem, benim ne suçum var? Ben, yalnız koçun kazığını gevşettim o kadar..

Anlayana bu kıssamız kâfidir.

Islâm, bir metin kaledir. Bu kalenin binası için lüzumlu malzeme meyanında taş, toprak, kireç, kıtık, kazma, kürek, usta, amele, mühendis, mimar, para ve sâ'y-ü gayret bulunmaktadır. Kalenin tamamı taştan olamaz. Taşların birbirlerini tutması için harca, kıtıga, malaya, kürege ve daha buna benzer bir çok malzemeye ihtiyaç vardır.

Yukarıda saydığımız mezhepler, tarikatlar, imamlar, müftüler, şeyhler, kurslular, enstitülüler, fakülteliler, Süleymancılar, medrese, tekke, cami, türbe, molla, sofi, Nakşi, Kadiri, Rüfai, Sâ'di, Mevlevi, Şâzeli, Sünni, Hanefi, Şâfi'i, Mâliki, Hanbeli, Şii, Zeydi, Caferi, Rafızi, Harici, Bektaşi ve mümasili unsurlar da, bu metin kalenin birer rüküdürler. Kimi ruhu, kimi mühendisi, kimi mimarı, kimi amelesi, kimi ustası, kimi taşı, kimi

toprağı, kimi kıtığı, kimi harcı, kimi bayrağı, kimi topu, kimi tüfegi mahiyetindedir.

Evet; islâm bir bütündür, birbirinden ayrılmaz.

LÂ ILÂHE İLLALLAH, Allahu tâlâ'nın metin bir kalesidir. O kaleye sığınan, dünya azabından ve âhiret kabından beri olur, Hakkın hıfz-u amanında bulunur, hem dünya saadetine, hem âhiret rahmet ve selâmetine, felâha ve necata erer. Islâmı parçalamak isteyen münafıklar ise, dün olduğu gibi bugün de, yarın da daima hüsrandadırlar ve hüsranda kalacaklardır. Bu kaleyi koruyup kollayarak necata ermemiz için, Allahu teâlâ bizlere bu âyeti ile tevhidde daim olmamızı irade buyurmakta ve bunun için de Allah'ın ipine sımsıkı tutunmamızı, birbirimizden ayrılmamamızıfermaneylemektedir. Allahu tâlâ'nin ipine tutunanlar, bir gün elbette ipin diğer ucunu tutana erişecekler ve iki cihanda aziz olacaklardır. Ipi terkedenler ise, kuyuya düşenin yardım maksadiyle uzatılan ipe tutunmak istememeleri gibi düştükleri zulmet çukurundan kurtulamayacak ve orada helâk olup gideceklerdir. Onlar, vahdet-i islâmdan ayrıldıklarından ötürü huzur-u izzetten de kovulacak ve nâr-1 cahiymde kalacaklardır. Islâm camiası arasında nifak ve tefrikalara sebep olanlar da Resûl aleyhisselâmdan kendilerine hak ve beyyinât geldikten sonra ehl-i islâmı birbirine düşürdüklerinden dolayı, Havz-ı Nebiden tardolunacaklardır.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.