Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Velilerden bir zat-1 şerif vefat etti.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 644

Velilerden bir zat-1 şerif vefat etti. Gassal, kendisini yıkarken, bir damarının kımıldadığını gördü:

— Bu zat, henüz ölmemiş, dedi.

Derhal bir doktor çağırdılar, kan aldırdılar ve filhakika öldüğü sanılan zat yeniden hayat buldu.

Ölümle hayat arasındaki bu kısa devrede neler gördüğünü ve neler hissettigini soranlara, bu zat-ı şerif şu cevabı verdi:

— Melekler, ruhumu alıp mahalli kararıma götürürlerken, kendilerine: (Bu zatın ruhunu cesedine iade ediniz. Zira, eceli zamanı değildir..) emri verildi. Melekler, ruhumu geri getirirlerken, Cenab-1 Risaletmeap efendimiz sağ yanlarında Hz. EbâBekir-is-Sıddıyk ve sol yanlarında Hz. Ömer-ül-Faruk bulunduğu halde saadetle otururlarken gördüm. Onlerinde de,

bir zat-1 akdes bulunuyordu. Bu zat, Resûl-ü efham efendimize pek yakın oturmuş, sohbet ediyorlardı. Meleğe:

— Bu zat kimdir? diye sordum. Bana:

— Tanımadın mı? dedi. Şu nurlar içinde bulunan zat-ı şerif Habib-i Hüda ve şefi-i ruz-i ceza'dır. Sağ yanlarında Ebâ Bekir ve sol yanlarında da Ömer bulunuyor. Huzurlarında bulunan zat ise. Ömer ibn-il-Abdülaziz' dir.

- Hz. Ebâ-Bekir ve Hz. Ömer radıyallahu anhüma, hepimizce malûm olan zevat-1 âli-kadirdir. Huzuru saadette bulunan Ömer ibn-il Abdülaziz'in, Resûl aleyhisselâma bu derece kurbiyyetine acaba sebep nedir? diye sordum.

Melek. bu sualimi de şöyle cevaplandırdı:

— O Abdülâziz oğlu Omer, Emevi halifelerinden idi. Bu rif'ata erişmesinin sebebi, hilâfeti zamanında din-i islâma yardımcı yoktu. Bu zat, halife olunca bütün gücüyle islâm dinine yardımcı oldu, şer'i şerifi yerine getirdi ve adaletle hükmeyledi. Işte, islâm dinine yardımcı kalmadığı bir devirde. halife Omer gibi dine hizmet edenler, bu mertebeye erişir.

Gerçekten böyledir. Tarik-i hakka yardımcı kalmadığında.

yardımı esirgemeyenlerin ecirleri, dünyada ve âhirette ecr-i azimdir ve mutlaka tâ'cilen ihsan buyurulur.

Günlerden bir gün, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, ashab-ı kiramına:

— Ey ashabım.. Güzel ve hayırlı ameller işleyiniz, buyurarak â'mal-i sâlihata teşvik ve tergip ettiler. Huzur-u saadetlerinde bulunan bir zat ayağa kalktı ve:

— Yâ Resûlallah, dedi. Ben fakirim, benim fakirlere verecek hiç bir şeyim yoktur. Ancak. tevhidim vardır. Acaba. tevhit ederek â'mal-i salihada bulunsam olur mu?

Server-i âlem ve mefhar-i beni Âdem efendimiz, saadetle buyurdular:

— Kelime-i tevhit, seyyid-ül-â'maldir.

Dikkat buyurunuz aziz mü minler:

Enbiyâ aleyhimüsselâm ve Evliyâ kaddesallahu esrarehum efendilerimiz hazeratının, halka kelime-i tevhidi talim buyurmaları, insanları zulmet-i nefisten kurtarmak ve nur-u tevhide erişmelerini sağlamak içindir. Zulmet-i nefisten halâs olan.

nur-u tevhide erişir. O nur-u tevhit ile, içi ve dışı nurlandıktan başka, kalbi de safaya erer, huzur ve refaha kavuşur. dünya ve âhirette ebedi saadet ve selâmete ulaşır.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.