Resülüllah sallallahu aleyhi ve sellem, ashab-ı kiram ile otururlarken:
- Şimdi buraya ehl-i cennetten bir zat gelse gerektir, buyurdu.
Biraz sonra, bulundukları yere ensardan bir zat geldi, hazirunu selâmladı ve bir kenara oturdu.
Cemaat, birbirlerine bakışıyor lisan-ı hal ile bu kutlu kişiye olan hayranlıklarını belirtiyorlardı.
Ertesi günü, aleyhissalâtü vesselâm efendimiz yine aynı sözleri tekrarladılar ve aynı zat meclislerine geldi. Bu hal, üçüncü günü de aynen böylece tekerrür etti.
Abdullah ibn-i Ömer, bu mübarek zat-1 akdesin ne gibi bir amelle bu makama eriştiğini merak etmişti. Bu sebeple, kendisi huzur-u Nebeviden ayrılır ayrılmaz peşi sıra gitti, evini öğrendi ve biraz sonra da Tanrı misafiri olarak kapısını çaldı. Server-i Enbiyâ efendimizin cennetle müjdeledikleri zat, kendisini içeri aldı, izâz ve ikramda bulundu ve Hz. Ibn-i Ömer bu zatın evinde üç gün misafir kaldı.
Bu müddet zarfında, hane sahibinin vakit namazlarını kıldığını. fakat gece namazına kalkmadığını, yalnız her uyanı-