Bir gece, Bağdat şehrinde Allahu teâlâ'ya karşı o kadar günah ve isyan irtikâp edilmişti ki, Cenab-ı vâcib-il-vücud ve sahib-ül-kerem-i vel-cûd hazretleri, Hazret-i Cüneyd kuddise sirruhu efendimize ilham buyurdu:
- Yâ Cüneyd.. Şu mahallede, bu gece bana ibadet eden falânca zat olmasaydı, bütün Bağdat halkını azab-ı ilâhim ile perişan ve hepsini hâk ile yeksân ederdim.
Demek oluyor ki; kâfirin küfrünün, zâlimin zulmünün, âsi-- nin isyanının cezalarının imhali, ancak hâmidun, sâcidun ve âbidunun hürmetinedir.
Ey kâfirler.. Ey zâlim ve fâsıklar.. Ey ehl-i iymana ve Allahu teâlâ'ya kulluk edenlere, hamd-ü senâ ve ibadette bulunanlara buğzedenler, onları hor görenler, onları yok etmek için her çareye başvuranlar şunu aslâ unutmayınız ki; bunca küfrünüze, zulmünüze ve fısk-ü fücurunuza rağmen bu dünyada bir lokma ekmek ve bir yudum su bulabiliyor ve şeklen insan gibi yaşayabiliyorsanız; bunu ehl-i iymana borçlusunuz. Insanlık şeref ve haysiyetinden zerre kadar nasibiniz olsaydı, iymansızlıkla kararan gözleriniz ve gönülleriniz gerçekleri görebilseydi, mü'minlere buğzetmekten hayâ eder, belki onlara özenir ve iymana gelirdiniz.
Allah celle celâlühu, Kelim'ine hitap buyurdu:
- Yâ Musa.. Gerek dünyada ve gerekse âhirette unutulmamayı dilersen, fukaraya muhabbet et ve fakirlere karşı cömert ol.. Zira, fakirler âhiret saadetlerinizi taşıyan hammallarınızdır. Bilmiş ol ki, sehavet gayet mukaddes mânevi bir elbisedir. Her kim, bu mübarek libası sırtına giyerse, kıyâmet günü cehennemin katranlı elbiselerini giymekten hâlâs olur. Iyman-ı kâmil, iç âleminin libası; sehavet ve cömertlik ise Iyman-ı kâmil libasının zâhiri, yani dışı olmuştur. Bu iki libası giyinenler, aslâ cehennem libasını giymezler.
Hz. Isa aleyhisselâma, kavmi sual etti:
— Yâ Ruhullah.. Senin sıfatının misli gibi, Âdemoğullarından bir kimse var mıdır?
Hz. Isa aleyhisselâm, kendilerine cevap verdi:
- Ey kavmim.. Eğer, bir kimsenin gözleri ibretle nazar eder, sükûtu fikrullah ve sözü kelâm-ı zikrullah ve eymanında Abdullah varsa, yani o kimse ahdine vefakâr ise, biliniz ki o kimse benim mislimdir.
Zakirin kalbinin, zikrullah ile mutma in olduğu, âyet-i celile ile sâbittir:
Elâ bi-zikrillahi tatma'in-nül-kulûb..
Er-Ra'd: 28 (İyi bilin ki, kalpler Allahu tâlâ'nın zikriyle mutma'in olur.)
Ehl-i saadetin alâmetlerini saymaya devam ediyoruz:
6) Sâlihler ile sohbet etmektir. Zira, sâlihler ile ancak sâlihler sohbet ederler. Netekim, câhiller câhillerle, fâsıklar fâsıklarla sohbetten telezzüz eylerler:
Nâdanlar eder, sohbet-i nâdanla telezzüz;
Divânelerin hemdemi, divâne gerektir..
Bu itibarla, sâlihlerle sohbet edenlere de sâlih muamelesi yapılır. Aynı şekilde, cahillerle sohbet edenlere de cahil muamelesi yapılır. Oyle ise, sâlih kişilerle arkadaş ol, onların sohbetlerinde bulun ve bunun bir saadet oldugunu da iyi bil..