Vaktaki İbrahim Halilullah, emr-i ilâhi ile Kâbe'yi inşa eyledi ve inşaat tamam olunca, Allahu teâlâ'dan ecr-ü sevap diledi:
Ve iz yerfe'u Ibrahim-ül-kava'ide min-el-beyti ve Ismail Rabbena tekabbel minna inneke ent-es-semi-uil-aliy...
El-Bakara: 127
(Hani, Ibrahim ve İsmail Beytullah'ın temellerini yükseltmişler ve birlikte şöyle dua etmişlerdi: Ey Rabbimiz.. Yaptığımız binayı kabul buyur ki, duamızı işitir ve niyazımızı bilirsin..)
Allah celle. Haliline vahyeyledi:
— Yâ Ibrahim.. Bana mescit yaptığın için mi dua ediyor ve sevap istiyorsun?
İbrahim Halilullah, niyazda bulundu:
- Evet ya Rab..
Hak sübhanehu ve teâlâ buyurdu:
- Bugünden itibaren. senin vaptığın bu mescidi. uzaktan veya yakından gelerek ziyaret eden kullarımın alacakları sevap kadar, sana sevap verdim.
Ey câmi ve mescit yaptıranlar:
Riyâdan. gösterişten. halkın teveccüh ve itibarından kaçınarak mahza Allah rizası için cami veya mescit vaptırmış iseniz, o cami veya mescidin temellerini attığınız günden itibaren ta kıyâmete kadar. o cami ve mescitte okunan ezanlardan. kılınan namazlardan, okunan Kur'an'dan, yapılan va'z-ü nasihat ve bütün ibadât ve tâ'atten hâsıl olacak sevabın mislini Allah celle sizlere bahş ve inayet buyuracaktır. Sizlere. müjdeler olsun..
Yalnız cami ve mescit değil, her hayır böyledir. Ağaç dikmek, su getirmek, çeşme yaptırmak, kuyu açtırmak, hastahane, mektep, medrese, Kur'an kursu, köprü ve benzeri âmmenin hayrına ve yararına binalar inşa ettirmek, talebe okutmak. talebe okutturmak gibi işler, birer sadaka-i câriyyedir. Sen. Ölsen bile bıraktığın eserler devam ettikçe hayır defterin kapanmaz.
O cami ve mescitlerde namaz kılanlar dikilen agacın gölgesinde oturup, meyvesinden yiyenler, getirilen ve akıtılan sudan içenler hastahanelerde tedavi görenler. mektep, medrese ve Kur'an kurslarında okuyanlar, köprüden geçenler, okutulan veya okutturulan talebelerin ilimlerinden faydalananlar devam ettiği müddetçe, onların alacakları sevaplar eksilmeksizin.
bir misli de senin hayır defterine yazılır.
Netekim, kötülükler de aynen böyledir. Bir kötülüğü yapan ve başkalarına kötü örnek olarak o kötülüğün âdet haline gelmesine sebep olanların da şer defterleri kapanmaz ve o kötülükler devam ettikçe, her işlenen kötülüğün bir misli, o kötülüğü ilk yapanın şer defterine yazılır.
Evet; dersimize devam edelim:
İbrahim Halilullah. tekrar niyazda bulundu:
-- Yâ Rabbi.. Daha fazla sevap isterim, dedi.
Allah celle celalühü buyurdu:
— Yâ Ibrahim.. O beytin ne kadar taşı ve kumu varsa, sana onların sayısı kadar sevap vereyim..
Ibrahim aleyhisselâm nazlandı:
- Yâ Rabbi. dedi.. Kerem-ü inayetine ve fazl-ü sehavetine göre lûtfunu umarim..
Hak celle ve âlâ buyurdu:
— Yâ İbrahim.. Ne acaip şeyler diliyorsun? Oğlun Ismail'i okutmadın mı ki, fazlıma göre rahmet istiyorsun?
İbrahim aleyhisselâm tekrar niyazda bulundu:
— Yâ Rab.. Mescit yaptıran mı, yoksa oğlunu okutan senin fazl-ü rahmetine erer?
Allahu sübhanehu ve teâlâ buyurdu:
- Yâ İbrahim.. Küçük çocukların. sabahlârı uykudan kalkar kalkmaz. mahmur gözlerle mushaf- şerifi ellerine alarak hocalarından yana yönelmelerinden. mektep yoluna girmelerinden daha sevgili bir şey yoktur ve olamaz. - Yeryüzünde mevcut mescitler sayısınca mescitler inşa etseniz, zat-1 ülûhiyyetim indinde. sabahları hocasının önüne koşan yavrular kadar sevgili olamaz. Ey Halilim.. Bilmiş ol ki, fazlıma lâyık rahmetime erenler, ilim okuyanlar ve ilim okutanlardır. Kullarıma, lûtuf ve rahmetlerim çoktur. Fakat. fazlıma göre rahmetim ancak kelâmımı öğrenmeye çalışanlara mahsus ve münhasırdır.
Aziz mü'minler:
Bu kıssadan, ehl-i iymanın alacağı hisse pek büyüktür.
Yavrularımızı mektebe verip okutmak, onları vatan ve milletimize lâyık din ve şeriatimize muvafık birer evlât olarak yetiştirmek lâzımdır. Aziz yurdumuzda, arazi sahibi olmak, çok çocuk sahibi olmak, onları en iyi şekilde yetiştirmek her müslüman Türkün ilk ve en önemli vazifesidir. Doğum kontrolü maskesi altında Türkün zürriyetini kesmek; Allahü ieâlâ indinde aslâ bağışlanmayacak büyük bir suç. Peygamber-i zişâna.
dine, millete ve vatana hiyanettir. Zira, Resülüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, bir Hadis-i şeriflerinde: