Bir zatın oğlu öldü. O gece, rüyasında oğlunun cehennende, zincirlere vuruldugunu ve azaba düçar olduğunu gördü. Talihsiz babanın, bu halde içi yandı amma, oğlunu azaptan kurtarabilmek için elinden ne gelirdi? Üzüldü. ağladı ve buhranlar içinde uyandı.
Ertesi gece, oğlunu yine rüyasında gördü ve bu defa şad oldu. Zira oğlu cennette ve nimette idi. Izn-i ilâhi ile, oğlundan cehennemden nasıl kurtulduğunu ve bu nimetlere nasıl erdigini sordu ve şu cevabı aldı:
- Ağzı ihlâs okumaya lâyık bir zat, bulunduğumuz kabristanın önünden geçerken, üç ihlâs-ı şerif okudu ve sevabını orada medfun bulunan bütün metalara bağışladı. Allahu teâlâ, bu üç.ihlâs hürmetine öyle bir nur halketti ki, benim nasibimede bütün bu gördügün nimetler düştü.
Evet: KUL HUVALLAHÜ AHAD sûresi, çok yüce bir sûredir. Şu var ki, onu okumaya ağız gerektir. Bir çok kimseler vardır ki, ağızlarının Zikrullah'a lâyık olduğunu zannederler.
Halbuki, ağızları Zikrullah'a lâyık değildir. Bunun için, ağzını Kur'an okumaya ve zikre lâyık edegör. Içinde pislik bulaşmış kaba, bal konulmaz. Bal, ancak temiz bir kaba konur. Bal.
baldır amma; kap temiz olmayınca bala nail olamazsın. Oyle ise, ya bal koyduğun kaba pislik koyma. ya pislik koyduğun kaba bal koyma!.. Madem ki, zikir balından tatmak istiyorsun;
önce o balı koyacağın kabı temizle.. Temizle ki, balın tadını alasın..