Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Bir kimse, nefsini muhasebeye çekti.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 495

Bir kimse, nefsini muhasebeye çekti. Altmış yaşında idi, hesap etti bu altmış yıl içinde 21.900 yirmi bir bin dokuz yüz gün vardı. Kendi kendisine:

— Eğer, her gün Rabbime karşı bir günah işledimse, demek ki bu yaşıma kadar 21.900 günahım olmuş, diyerek feryat ve figan etmeğe, ağlayıp dövünmeğe başladı:

— Bunca günahıma rağmen, Rabbim beni affeder mi? endişesiyle çırpına çırpına bayıldı. Bir müddet baygın kaldıktan sonra, ayılıp kendisine geldi ve muhasebeye devam etti:

- Halbuki, ben en azından günde üç günah işledim. O halde, altmış yıl içinde 65.700 kerre Rabbime isyan etmişim.

Bu kadar çok günah ile huzur-u izzete nasıl çıkacağım? korkusu ile tekrar bayıldı.

Konu komşusu toplandılar, yüzüne su vurdular, bileklerini ve şakaklarını ugdular, ama ne çare? Biçare adamcağız, Allah korkusu ile ruhunu teslim etmişti.

Ey meçhul okuyucu:

Kıssadan hisse al!.. Altmış yıl yaşayan bir insan, günde yalnız bir günah işlerse 21.900, üç günah işlerse 65.700 günah işlemiş oluyor. Bu korkunç rakkama dikkatini çekerim. Yaşın kaça vardı? Oturup, günah listeni topladın mı? Neden insafa gelmiyor ve uslanmıyorsun? Saçına ve sakalına ak düştü, hâlâ çocukluğu ve haylazlığı bırakmadın.. Her gün, Allahu teâlâ'- ya karşı sayısız günah işliyor, isyanlarda bulunuyorsun.. Şu hesabı bir de sen yap; bakalım ne neticeye varacaksın. Bu günah hamlesiyle, huzur-u izzete ne yüzle çıkacaksın? Hâlâ ve her şeye rağmen gülüp eğlenebiliyorsan, ağlanacak haline güldüğün için mutlaka aklından zorun vardır. Otur ağla!.. Ağayamıyorsan. neden ağlayamadıgına ağla!.. Aglayamamak, kalp karanlığından ileri gelir. Kalp karalığı da, isyanlardan ve günahlardan hâsıl olur.

Meşhur Lokman Hekim: (Âhiretini dünyasına satan, her iki âlemde de mahrum kalır..) demiştir. Dünyasını âhireti için terkeden de, iki cihanda mesrur olur. SEVEN, SEVDIGİNİ ÇOK ZİKREDER. Unutma ki, kişi sevdiği iledir. Seven, sevdiğinin dilediğini canına minnet bilir ve hemen yerine getirir.

Eğer, Allahu teâlâ'ya muhabbetin varsa. Resûl-ü zişânın yolunda bulun ki, Allah celle de sana muhabbet etsin. Allah'ı unutma ki, Hak da seni unutmasın. Allahu teâlâ'yı zikreyle ki. Mevlâ da seni zikreylesin. Allahu teâlâ'yı kıyamen zikredersen, yarın herkesin ayakta bulunacağı o müthiş günde Hak celle ve âlâ da seni zikreder. Zira, kabirlerimizden kalktıktan sonra, bütün mahşer halkı ile huzur-u Rabbilâlemiynde kıyamda olacağız.

Allahu tâlâ'yi oturarak zikredersen, kıyâmetin şiddet ve dehşetinden Enbiyâ'nın dahi Hak ve nâr korkusu ile dizleri

üzerine düşecekleri, ümmetlerini, ehillerini, evlâtlarını unutarak nefislerinin kaygusu ile tiril tiril titreyecekler, NEFSI NEFSI diye inceleyecekleri o korkunç gün de, Allah celle seni zikreder.

Allahu teâlâ'yı yatarken zikredersen, yarın ölüm yatağında sırt üstü yatacağın, karanlık kabrinde de yanı üstünde asırlarca muhasebe ve muhakeme gününü bekleyeceğin devrede de Rabbin seni zikreder, seni affına ve mağfiretine lâyık kılar, ihsanlarına ve rahmetine daldırır, sana cennet ve cemali ile ikram eder.

Evet: dersimize devam edelim:

Ihlâs sûre-i şerifinde bulunan esmâlardan birisi de:

Hatate aji EL-AHAD (Celle celâluhu)

esmâ-i şerifidir. Künh-ü zat-ı ilâhisi şirket kabul etmekten masundur. YÂ AHAD ve YÂ VAHİD isimleri, esmâ-i hüsnâdandır. Allahu azze ve celle bütün mevcudat ve mahlükatı yaratmadan evvel de MEVCUD-U-EZELİ olduğundan, Yâ Vâhid mahlûkuna ihtiyaçtan beri, şeriki ve naziri bulunmaktan münezzeh olması itibariyle de:

El-Ahad' dir.

Kulun, bu esmâdan hissesi, TEVHID-I-ZAT'a erişmektir.

Bu esmâ'nın hassaları da şunlardır:

Yalnız başına yolculuğa çıkan bir kimse, bu esmâyı zikrederse, hayırlı bir arkadaşa nail olur. Bu, dünya hayatında böyle olduğu gibi. yarından daha yakın olan ölüm yolculuğunda da böyledir. O yolculuğa da, insanoğlu yalnız çıkar. Işte, o korkulu yolculukta, bu esmâ kula refik olur. Günde, yüz otuz kerre bu esmâyı behemehal zikretmelidir.

ES-SAMED Bütün mahlûkat, dergâh-ı ülûhiyyetine muhtaç olup, Allahu sübhanehu ve teâlâ, cümle mahlûkatından müstağni, ulu, yûce, büyüktür:

Büyüksün, ilâhi! Büyüksün, büyük;

Büyüklük, yanında kalır çok küçük..

Es-samed esmâsından kulun hissesi; Zât-ı Bâri'ye vücut ve bekada her ân, her mahlükun muhtaç olduğunu bilmek, Allahu teâlâ'ya tam teveccühle teveccüh ve mutlak itimat ve tevekkülle tevekkül eylemektir.

Bu esmânın hassası da şunlardır:

Seher vaktinde, yüz elli kerre okuyanlar, salâh-i hal kesbederler ve her türlü haramlardan mahfuz olurlar.

Cezbe-i Zâtullah'ta, istigrak-1 ahvale nail olurlar.

Ey ehl-i iyman:

Sizlere, elimin erdigi ve aklımın yettigi kadar bu esmâların hisse ve hassalarını bir nebzecik bildirdim. Bütün bu mübarek esmâlar, esmâların sultanı olan ALLAH esmâsında gizlenmiştir. Evet; ALLAH esmâsında cemi esmâ-i ilâhiyye gizlidir. Esmâ-i hüsnânın sultanı olan ALLAH esmâsı ile mukarrebiyn'in zikri olan HÛ esmâsı ve YÂ AHAD - YÂ SAMED esmâ-i şeriflerinin cem'olduğu sûre de IHLÂS sûre-i celilesidir. Bu sûre-i şerifteki esmânın hisse ve hassaları böyle olursa, yani mücerret bu esmâ ile bunca makamat ve derecata erişilirse, bütün bu esmâları câmi olan SÛRE-I-IHLÂS'a devam eden kimselerin ne yüce bir devlete, ne büyük bir nimete erişeceklerini iz'an ve irfanınıza bırakırım.

Ümmül-mü'miniyn Hz. A'işe-i Sıddıyka radıyallahu anha diyor ki; Resûl aleyhissalâtü vesselâm, bir gece bana:

— Yâ A'işe!.. Dört mübarek ibadeti yapmadan, yatıp uyuma! Bu dört ibadet şunlardır:

1) Kur'an-1 azimi hatmetmek, 2) Enbiyâ-i izâmı razı kılmak (Zira, Enbiyâ-i izâmı razı kılarsan, yarın yevmi-kiyâmette sana şefaat ederler.)

3) Mü'minleri de razı kıl, senden razı ve hoşnut olsunlar.

4) Omre haccını da tamamla, buyurdular ve benim sual sormama vakit bırakmadan namaza durdular.

Yatağıma oturdum ve kendi kendime bu dört mübarek ameli, bir gecede nasıl tamamlayabileceğimi düşünmeye daldım. Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz, namazlarını tamamlayınca:

- Yâ Resûlallah! Anam, babam sana feda olsun.. Bana, dört şeyi tamamlamadan yatıp uyuma buyurdunuz.

Bunları, bu kadar kısa zamanda tamamlamağa nasıl kadir olabilirim?

dedim.

Gülümsediler ve sadetle buyurdular:

— Yâ A'işe!.. Üç kerre KUL HUVALLAHÜ AHAD sûre-i celilesini oku.. Sûre-i ihlâsı okumak, Kur'an-ı azimi hatmetmek demektir. Bir kimse, üç kerre sûre-i tevhidi okursa, hatim sevabına nail olur.

Bana ve benden önce geçen Enbiyâ'ya salât okursan, yarın kıyâmette benim ve benden önce geçen enbiyâ'nın şefaatine nail olursun.

Mü'minler için de Allahü teâlâ'dan affı mağfiret dile...

Böyle yapmakla, bütün mü'minleri raz etmiş olursun.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.