Ibrahim Temimi kuddise sirruhu hazretleri buyuruyorlar ki:
Kâbe-i şerifin bir tarafında oturmuş, zikr-ü tesbih ile meşgul bulunuyordum. Beyaz elbiseli, güzel kokularla muattar, nur vüzlü bir zat yanıma gelerek bana selâm verdi. sağ yanıma oturdu. Selâmını aldım ve kiminle müşerref olduğumu sordum.
- Yâ Ibrahim.. Sen, beni tanımazsın.. Fakat, ben seni ta.
nırım. Allahu celle celâluhu hazretlerinden, seninle buluşmayı niyaz ettim, ancak bugün nasip oldu geldim ve seni ziyaret ettim.
Hamd-ü senâ olsun ki, bu mülâkatımız, Beytullah'ta nasip ve mü.
yesser oldu. Sana, önce kendimi takdim edeyim Ben Hızır'ım;
nezdimde bulunan hediyyeyi sana sunmayı münasip gördüm..
Ziyaretimin sebebi de, bu hediyeyi takdim edebilmektir.
Tabiatiyle çok memnun oldum ve büyük bir sevinçle sordum:
— Acaba bu hediyyeniz nedir?
Hızır aleyhisselâm cevap verdi:
— Yâ Ibrahim.. Bu hediyyenin kadri, indallah pek yücedir.
Ona göre iyi hıfzeyle buyurdu ve saymaya başladı:
Güneş doğup, ziyası yeryüzüne dağılmadan ve akşamları da güneş henüz batmadan önce; yedi kerre SÜRE-İ-FATİHA, yedi kerre SÜRE-I-IHLÂS, yedi kerre KUL 'EUZÜ BI-RABBIL-FELÂK yedi kerre KUL E'UZÜ BI-RABBIN-NAS, yedi kerre KUL YA EYYÜHEL-KÂFIRUN, yedi kerre AYET-EL-KÜRSİ, yedi kerre