Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Eski zamanlarda, bir sultan her kulu için üç yüz altmış beşer odalı birer…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 460

Eski zamanlarda, bir sultan her kulu için üç yüz altmış beşer odalı birer saray yaptırdı. Her sarayın bir odasını, türlü ziynetler ve kıymetli eşya ve cevahirlerle tezyin ettirerek hazırladı. Bütün

odalar. tıpkısı tıpkısına birbirlerine benziyor, biri diğerinden farkedilemiyordu. Hangi odanın dolu hangisinin boş olduğu seçilemiyordu. Bu saraylar, kat kattı ve her katta bazan yirmi dokuz, bazan da otuz oda bulunuyordu.

Sultan, kullarını topladı ve onlara:

— Bu sarayların, 365 odası vardır. Bunlardan, yalnız birisini çok kıymetli eşya ile doldurdum ve süsledim. Bu odanın, hangi oda olduğunu keşfedenlere, içerisinde bulunan kıymetli eşya bahşolunacaktır. Bu odalarda bulunan kıymetli şeyleri sizlere biraz anlatayım: Bir kimse, seksen küsur sene, çok kazançlı ve verimli bir işte çalışarak, dünyanın en kıymetli nimet ve ziynetlerini elde etmiş olsa, ancak benim bu odaya koydurduğum şeylerin bir cüz'- üne sahip olabilir. Mürüvvetim iktizası, size bir haber daha verevim. Bahsettiğim odayı, bu 365 odanın en üst katındaki otuz odadan birisinde gizledim. Isteyen, bir seferde bir odayı. isteyen o gizli odayı bulmak için hepsini açabilir. Bu odalardan yalnız birisini açarak, diğerlerini açmak külfetine katlanmayanlar ancak açtıkları boş oda ile yetinir ve ona sahip olabilirler. Herkes, kaç oda açarsa, o kadar oda kendisinin olur. Yani, mesele sizlerin gayretinize kalmıştır. Dilerseniz beş, on beş veya otuz odaya sahip olabilirsiniz. dilerseniz 365 odanın hepsi de sizin olabilir. Anlaşılmayan bir şey kalmadı değil mi? Öyle ise, haydi iş başına!.. Hazine dolu odayı bakalım kimler bulacaklar?

Tenbel olanlar. yalnız bir oda açtılar. Hiç bir şey bulamadılar.

ancak o boş odaya sahip oldular. Gafil olanlar, hükümdarın bu lûtfunu değerlendiremediler, sözlerinden bir şey anlayamadılar ve boş odadan dahi mahrum kaldılar. Bazıları da, otuz oda açtılar.

oruldular amma bir şey bulamadılar. Yalnız, açtıkları odalara sahip oldular.

Zira, odaları birer birer açmak biraz külfetli idi. Otuz oda açanlar. yoruldular ve daha fazlasını açmaktan vaz geçtiler. Sultanın bu büyük lütfunun kıymetini takdir edenler de, kolları sıvadılar. vorulmadan bu külfete katlandılar ve birer birer 365 odayı

açtılar ve gerçekten gizlenmiş hazineyi buldular, büyük bir nimet ve saadete nail oldular.

Bu hikâyemiz, temenni ve ümit olunur ki Leyle-i kadri anlatmağa kâfi gelecektir. Ulu sultandan murat, Allah celledir, 365 oda ise, yılın günlerine ve gecelerine işarettir. Yalnız ramazanın yirmi yedinci gecesini Kadir bilerek ihya edenler, bir oda açmakla yetinen kula remizdir. Yalnız bir ay ramazan müddetince ibadet ve tâ'atte bulunanlar ve, ramazandan sonra ibadeti terkeden kimseler de, otuz oda açtıktan sonra yorulup cayanların halidir. Yorulmadan, usanmadan 365 odayı açarak murada erenler ise, y1- lın 365 gününü ve gecesini ibadetle geçiren kutlu mü'minlere misaldir.

Nadide mücevher ve ziynetlerle dolu gizli odayı, bir defa da açarak bulanlar da olmuştur. Fakat, bu talihli kimseler, diğerlerine nazaran pek azdır. Çünkü, evvelki derslerimizde de belirttiğimiz gibi, Allahu teâlâ, baha Allah'ı değil, bahane Allah'ıdır.

Bazan, küçük bir hayırlı amelini bahane ederek, kulunu felâha ve necata eriştirebilir. Bazı kullarını da, küçücük bir suçundan dolayı, nârına ilka edebilir. Mülk onundur, dünya ve âhirette olan her şey onundur. Her şey onun hükmü ve takdiri altındadır.

Öyle ise, Rabbine ibadet eyle.. Üşenme, üşenenler daima mahrum kaldılar. Çalışanlar ve gayret gösterenler de, nimete ve saadete erdiler. Çalışmadan kazananlar da oldu amma, hem istisna kaideleri bozmaz, hem de az olan şey, olmayan şey gibidir. Yani, çalışmadan nimete ermek yok denecek kadar az ve nadir bir haldir, bahusus herkes için değildir. Çünkü, Allahu sübhanehu ve teâlâ, ihsan sahibidir. Onun hikmetinden sual olunmaz.

Ey fevz-i felâha talip, nârdan necata ragıp olanlar Sizlere, sırası gelmişken Hazreti Hızır aleyhisselâmın. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden ahzederek Hz.

Ibrahim-i Temimi'ye talim buyurduğu müsebbihatı aşereyi de açıklayalım. Bunu okuyanların ve okumağa devam edenlerin dünya ve âhiret saadetine erişecekleri muhakkaktır. Sa'idler

zümresinden olmayı ihlâs ile diliyorsanız, bu sûreleri ve dualar...

her gün okur ve her dileğinize nail olursunuz.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.