Beni-Israil zamanında bir zat, Allahu teâlâ'ya üç vüz sene ibadette bulundu. Duasında, Allahu sübhanehu ve teâlâ'- nın, kendisine vahyetmesini rica ve niyaz eyledi. Hak celle ve alâ, o âbidin kalbine ilham-ı Rabbaniyyesini irsal buyurmadı.
Zira, Cenab-ı Rabbil âlemiyn, bu âbidin rızıklanması için, ibadet ettiği yere bir hurma ağacı ihsan ve inayet buyurmuştu.
O hurma ağacı, bu zâhide yetecek kadar hurma veriyordu. Bir lûtf-i ilâhi olan bu hurma ağacının meyve vermesi. o zahide haktan başka güvenecek. Allahu teâlâ dan gayrısına dayanacak bir istinatgâh olmuştu. Yâni, bu zâhit hayatından ve ma'- işetinden emindi. Kendisine yiyeceğini verecek bir hurma ağacına sahipti. Rızkı bulmuş, bulduğu rızka güvenmiş. Rezzak ı unutmuştu. Kendisine ihsan buyurulan bu rızk ona, rızkı verenden emniyeti kaldırılmıştı. Allahu teâlâ' va güvenmiyor.
kendisine ihsan buyurulan bu hurma ağacının verdiği mesreye güveniyordu.
Halbuki, insana lâzım olan malla mutma'in olmak değil.
Allahu teâlâ ile mutma'in olmaktı. O âbidin. bu yüzden bir türlü kalp gözü açılmıyordu. Yaptığı bu üç yüz yıllık ibadete mukabil. rızkı bulmuş ve fakat Rezzak'ı bulamamıştı. Gece gündüz ibadetle meşgul olan bu zat:
— Yâ Rab... Niçin benim kalp gözümü açmıyor ve ilhamat-ı ilâhivven ile beni şâd etmiyorsun? dive niyaz ediyordu.
Alah celle. onun bu haline merhameten ilham ve kendisini ikaz buyurdu:
— Zat-ı ecelli â'lâmdan gayrısına güvenen ve dayanan kimselere, ilhamat-ı ilâhiyyemi vermem. Ilham-ı Rabbaniyvem olmayınca. o kimse bin sene geceleri kaim ve gündüzleri saim olsa. yaptığı ibadetin zevkine varamaz. Bana güvenmeverek. ihsan eylediğim mala güvenen kalbe. ben asla tecelli etmem.
O âbid zat. hatasını derhal anladı ve niyaz eyledi:
— Yâ Rab.. Benim kalbim ne ile mutma'in oldu ki, zât-ı ülûhiyvetine itimadı kaldırarak, ona güvendim?
Allah celle:
— Sana, seni beslemek için halk ettiğim, hani o meyvesi ile geçindiğin hurma ağacı beni unutturdu. Rezzak'ı, rızka değiştin..
O hurma ağacını sana ben ihsan buyurduğum halde, benden itimadı kaldırdın ve o ağacın meyvesine güvendin. Evet, rızkı buldun, Rezzak'ı unuttun. Rızk ile mutma'in oldun, Rezzak ile mutma'in olmayı terkettin, buyurdu.
O zat, derhal hurma ağacını kesti, rızıktan yüz çevirdi ve Rezzak'ını buldu.
Rezzak'ı razı edenler, her şeye sahip olurlar.
Netekim, o âbid de hurma agacına olan güvenini kaldırarak Rabbine güvenmege başladıktan sonra, ibadetlerinden lezzet buldu, kalbi küşâd oldu ve bir gün Rabbine niyaz eyledi:
— Yâ Rab.. Yaptığım kulluktan hoşnut musun? Ibadât ve tâ'atimden razı mısın?
Hitab-ı izzet vârit oldu:
— Benim öyle bir gecem vardır ki, o gece yapılan ibadet, senin bunca yıllardan beri yaptığın ibadetlerden bana daha hayırlı ve daha sevgilidir.
O zat, tazarrû eyledi:
— Aman yâ Rabbi.. Lûtfet, bana o geceyi bildir..
Hak celle ve alâ buyurdu:
— O gece, kadir gecesidir.
Kadir gecesi yapılan ibadetin, bir âbid kulun üç yüz yıl yaptıgı ibadetten daha efdal ve daha hayırlı oldugu da. bu vesile ile bizlere bildirildi.
Sakın, bu nasıl olur deme?
Nuh aleyhisselâm, 950 sene halkı Rabbine dâvet etti. Resûl-ü-ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz ise, 23 sene dâvet ettiler. Hiç şüphe yoktur ki, aleyhissalâtü vesselâm efendimizin, bu 23 yıllık dâvetleri, Nuh aleyhisselâmın 950 yıllık dâvetinden daha hayırlıdır. Zira, Server-i Enbiyâ efendimiz, Nuh aleyhisselâmdan hayırlıdır. Aleyhissalâtü vesselâm efendimizin
dâvet müddeti az, fakat dâvetine icabet eyleyenler pek çoktur.
Nuh aleyhisselâmın 950 senelik uzun dâvetine rağmen, kendisine iyman edenler pek azdır.
Bu misali, bazı cahil ve gafilleri aydınlatmak maksadiyle serdetmek mecburiyetinde kaldık. Öyle şeyler vardır ki. kemmiyet ve keyfiyyet bakımından küçük, fakat kıymet ve ehemmiyet bakımından çok büyüktür.
Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şerefine bize ihsan buyurulan Kadir gecesi de, Beni-Israil'in seksen senelik ibadât ve tâ'atlerinden de, üç yüz sene hak yolunda kılıç sallamlarından da efdal ve hayırlıdır. Onların, bu kadar uzun bir müddet içinde nail olamadıkları ecr-ü sevabı, Kadir gecesi iki rekât namaz kılan ümmet-i Muhammed'e bahş ve inayet buyurmuştur. Bu sebeple, âyet-i kerime ile de sâbit bulunduğu üzere.
Kadir gecesi elbette bin aydan daha hayırlıdır.
Bazı ulemâ-i-kirâm hazeratı, Kadir gecesi Peygamberimiz zamanında idi. Aleyhissalâtü vesselâm efendimizden sonra, Allahu teâlâ o geceyi ref'etti, kaldırdı dediler.
Meşâyih-i-izam hazeratı ise: Kadir gecesi ümmet-i Muhammed'e ihsan ve ikram buyurulan bir ni'met-i uzmâ'dır, bir lûtf-u ilâhidir ve elbet kıvamete kadar bâkidir, dediler.
Fakir de, âcizane derim ki; hayatının her gecesini kadir bil..
Zira, Kadir gecesi kalacak. sen ise gideceksin.. O. kiyamete kadar bâki, sen ise fânisin.. Bundan dolayı, hayatının her gününü kadir günü, her gecesini de kadir gecesi bil ve ömrün boyun.
ca Allahu teâlâ'ya güven. ona dayan, onun emirlerine saril. nchiylerinden kaçın. Rabbine ihlâs ile kulluk et.. Zira. Kadir gecesi gizli bir hazinedir. Bu hazine 365 karanlık geceden birisinde gizlidir. Iyman nuru ve islâm şuuru ile hayatının her gecesinde ararsan, mutlaka ele geçirirsin.