Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Bir zat-1 muhterem; veliyullahtan bir zat-ı şerife müracaat ederek, Medine-i Münevvere 'ye gidip…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 394

Bir zat-1 muhterem; veliyullahtan bir zat-ı şerife müracaat ederek, Medine-i Münevvere 'ye gidip yerleşmek ve mücavir ol mak istediğini ve orada ölmek ve gömülmek arzusunda bulunduğunu arzetti. Hak velisi, kendisine şu tavsiyede bulundu:

— Ahlâk-ı Muhammedi ile ahlâklan.. Kur'an boyası ile boyan.. Kalbini nur-u Kur'an ve nur-u tevhid-i sübhan ile tenvir ve tezyin eyle.. Bu arzun, hayatında iken nasip olmazsa, mematında müyesser olur, buyurdu.

Fakat, o zat-1 muhterem israr etti:

— Aman efendim, mümkün ise benim istediğim gibi olsun.

dedi. Oraya gidip geri kalan ömrümü geçireyim, orada öleyim ve orada gömüleyim..

Veliyyullah, mübarek ellerini o zatın gözlerine sürerek gaflet perdesini kaldırdı. Medine-i-münevvereye gidip, orada ölmek isteyen zat dehşetle müşahede eyledi ki, o belde-i mübarekede yaşayan ve ölenlerden ahlâk-ı Muhammedi ile ahlâklanmayanların cesetlerini. melekler Medine-i-münevvere'den çıkarıyor ve lâyık oldukları yerlere götürüyorlar. Diger şehirlerde yaşayanlardan da, ahlak-ı Muhammedi ile ahlâklananların cesetlerini de Medine-i-münevvereye naklediliyorlardı.

Hak velisi, hâlâ hayret ve dehşet içinde kalan zata:

— Gördün ya, buyurdu.. Medine-i-münevverede yaşamasan bile, Resûl aleyhisselâma lâyık olacak şekilde ahlâkını düzelt ki, seni istediğin yere, Resûl aleyhisselâmın şehrine taşıvıp gö türsünler. Ahlak-ı Muhammedi ile ahlâklanmazsan. Medine-i-münevverede olsen bile, cesedini oradan atarlar.

Evet; gerçek budur. Budur, amma kime ve nasıl anlatma- h?

Yalnız Medine-i-münevverede mi? Mekke-i mükerremede de ayniyle vaki.. Kâbe-i-muazzamanın içinde abdest bozanlar.

tükürenler, Hacer-i esvedi öpeceğim diye, binayı ilâhi olan insanları ezenler tümen tümendi.. Bilhassa, şeytan taşlamak sırasında, hasta ve ihtayar demeden halkın başına koca koca taşlar atarak kafa yaranlar, ihtiyar ve hastaları ayaklar altında çiğneyenler, yalnız kendisi ibadete gelmiş te, başkaları turistik geziye çıkmış gibi önüne geleni vurup devirenler sayılamayacak kadar çoktu.. Hasılı, ehl-i ırz yani Allahu teâlânın ve Hz. Ibrahim aleyhisselâmın davetlileri pek az, şeytanın davetliléri ise maalesef pek çoktu.

Ibadette bulundukları zannıyla halkı ezenlerin, birbirlerinin başlarını yaranların hallerine Allahu teâlâ, melekleri. Ruh-u Nebi, veliler, salihler üzülürken, şeytan kahkaha ile gülüyordu.. Zira, ezilen, üzülen, yaralanan ve hırpalanan insanlar içinde, öyleleri vardı ki; bu muhterem zevat Kâbe-i muazzamaya yaklaşırken, Kâbe'nin ruhu onlara karşı çıkmış ve kendilerini fersahlarca öteden istikbal eylemişti. Ne çare ki, bazı gafil müsümanlar, onları rencide etmiş, onlara eza ve cefa ederek beyt-i Rahman olan gönüllerini yıkmışlardı:

Bazı Âdem cismi semiz, Alır abdest, olmaz temiz;

Eli kınamak nemiz?

Cümle küstahlık bizdedir..

Bir kimse, rüyasında Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi gördü ve:

— Yâ Resûlallah.. Bana şefaat eyle. dedi. Aleyhisselâtü vesselâm efendimiz ona:

- Sen hacettin mi? Mine'de kurban kesip tıraş oldun mu?

diye sorarlar.

- Evet vâ Resûlallah, cevabını verdi.

:- Bu amel sana kâfidir, buyurdular.

Hacetmek. ne büyük nimet.. Arafat'ta bulunmak, ne ulu devlet.. Mine'de kurban kesmek, ne yüce bir lûtf-u ilâhi, amma hukukullaha ve hukuk-u Nebiyye riayet ve kul hakkına da azamî dikkatle kaimdir.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.