Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz zamanında, bir kadın ağlayarak huzuru- Nebeviyye geldi. Efendimiz, neden ağladığını sordular. Kadın:
— Kalabalıkta söylememe hicabım mânidir. deyince orasını halvet ettirdiler ve kadın anlatmağa başladı:
— Ya Resûlallah.. Zinâ ettim, bir çocuğum oldu. Cehalet ettim, o gayri meşrû çocuğumu öldürdüm ve sirke fıçısına atarak erittim. Sonra da, o murdar sirkeyi sattım ve halka içirdim. Şim di, bütün bu yaptıklarıma nâdim oldum.. Acaba benimicezam nedir?
Efendimiz, kadına tövbe ve nedamete devam etmesini tavsi- y'e buyurduktan sonra, dünya ve âhirette çekeceği azabı bildirdiler. Kadın. tekrar sordu:
- Yâ Resûlallah... Ben, bu musibete neden müptelâ uldum?
Efendimiz, saadetle buyurdular:
— Sen, ikindi namazlarını kazaya bırakıyorsun da ondan.
Meger, kadın ikindi namazlarını ekseriya kazaya bırakırmış, bunu da itiraf ederek:
— Işimin çokluğu sebebiyle. ekseriya ikindi namazlarını kazaya bırakırdım, devince:
— Ikindi namazlarını kazaya bırakanlar, bu gibi musibetlere ve felâketlere düçar olur, buyurdular.
Ey hiç namaz kılmayan gafiller!..
— Namaz kılmıyorum amma, bana bir şeycikler olmuyor, demeyiniz..
Yarın, ne olacağından haberin var mı?
Ibn-i Şahne tarihinde, Halep'te bir sabah namazında imamın kıraati ile alay eden bir herifin, yüzünün birden domuz suretine tebdil olunduğu rivayet edilmektedir.
Imam beğenmeyenler, imamın kıraatı ile alay edenler, dünya hayatında bu türlü felâkete uğrarlarsa, Allahu tâlâ'nın dini, kitabı ve Resûlü ile uğraşan ve bunu bir mâ'rifet sayan zâlimlerin, ebedi âlemde maruz kalacakları ikabı ve çekecekleri azabı, irfan ve iz'anınıza terkederim.
Kimsenin yaptığı yanında kalmaz.. Gül de, bülbül de yaptıgını bulur.