Harun-er-Reşid, bir gece rüyasında heybetli bir zat gördü, kimliğini sordu ve melek-ül-mevt olduğunu ögrenince korku ile sordu:
— Acaba, benim ömrüm daha ne kadardır?
Azrail aleyhisselâm, cevap makamında ellerini açarak bes parmağını gösterdi.
Halife, dehşete düşerek uyandı ve rüyasındaki işarete göre ömrünün beş saat mi, beş gün mü, beş hafta mı, beş ay mı, yoksa beş sene mi kaldığını merak etti. Telâş ve helecan ile muabbirlere başvurdu. Hiç birisi rüyasını tâbire yanaşmıyordu. Merakı gittikçe artmıştı. Nihayet, Zübeyde sultan vasıtasiyle, Behlûl-ü Dânâ kuddise sirrahuya sordurdu. Hazret. şöyle cevap verdi:
— Bunda korkulacak ve merak edilecek bir şey yok, dedi.
Melek-ül- mevtin işareti. beş gaib ilmidir ki, Allahu sübhanehu ve teâlâ'dan gayrı kimse bilmez, belki Allahu tâlâ'nın bildirdik.
leri bilebilirler.
Ve şu âyet-i celileyi okudu:
ro8,or.
Innallahe indehû ilm-is-sâ'at ve yünezzil-ül-gays ve yâ'lemü mo fil-erhâm ve mâ tedriy nefsiin mâ zâ teksibi gadâ ve mâ tedriy nefsün bi-eyyi ardın temût innallahe aliymün habiyr...
Lokman:
:34 Mânayı şerifi:
«Muhakkak ki, o saatin (Kıyametin ne zaman kopacağının)
ilmi Allahu tâlâ'nın nezdindedir. Yağmuru dilediği zaman ve mekânda o yağdırır. Ana karnındaki çocukların erkek mi dişi mi olduklarını, ömürlerini ve ecellerini hayatlarının her safhasını, şaki mi said mi olacaklarını da ancak o bilir. Kişi, yarın hayır veya şer ne işleyeceğini, ne kazanacağını bilmez, ancak o bilir. Ve hiç bir kimse, ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini de bilmez. Şüphesiz, Allahü azim-üş-şân bütün bunlara alimdir ve haberdardır. Allahu tâlâ'nın ilmi yalnız bunlara mahsus da degildir. O her şeyin içyüzünü, dış yüzünü, evvel ve ahirini de hakkıyle bilir.»
Abdullah ibn-i Ömer radıyallahu anhtan rivayet olunan bir Hadis-i şerife göre, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:
- Gaib ilmi beştir, onları ancak Allahu teâlâ bilir, buyurmuşlar ve bu âyeti kerimeyi okumuşlardır.