Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Tarik-i-Halvetiyye'nin piri olan Seyyid Yahya Şirvani kaddesallahu sırrahul-âli efendimiz hazretlerinin halifesi Şeyh Şücâ…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 242

Tarik-i-Halvetiyye'nin piri olan Seyyid Yahya Şirvani kaddesallahu sırrahul-âli efendimiz hazretlerinin halifesi Şeyh Şücâ üddin kuddise sirruh hazretleri, ki merkad-i mübarekleri Fatih Çarşambasındaki zaviye ve mescidi yanındadır. Kovacı

Baba olarak iştihar etmiştir. Maalesef mescidi ve zaviyesi yıkılmış, viraneliktir. Medresesi de harap olmuştur. Türbeleri de yıkıldıgından, kabr-i şerifleri kabristan içinde ve tam orta yerde ve açıkta kalmıştır. Mutlaka ziyaret edilmelidir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu ve mümasili makamlarda dualar kabul olunur, ihmal etmemelidir.

Evet; Şeyh Şücâ'üddin hazretlerinin zaviyelerine, devrin padişahı da gelir ve zikrullaha iştirak edermiş. Bir gece. sultan yine gelmiş, evrâd ve ezkâr okunduktan sonra dervişler ile devrana dahi kalkmış ve o kadar memnun olmuş ki, duadan sonra şeyh hazretlerine:

— Ey şeyh-i aziz, demiş. Bir emriniz bir arzunuz var mı?

Lûtfen emrediniz, derhal yerine getireyim.

Hazreti- şeyh, kendisine cevap vermiş:

- Estağfurullah.. Ama, mademki arzumu öğrenmek istediniz. Istirhamım odur ki, bir daha bu tekkeye gelmeyiniz.

Padişah fevkalâde mahcup olmuş ve sormuş:

— Acaba bir hatâm, bir suçum mu var? Size hürmette kusur mu ettim.

Şeyh hazretleri, padişahı temin etmiş ve maksadını açıklamış:

— Hâşâ, demiş.. Istirhamımın sebebi bu değil. Zât-ı şâhâneleri buraya teşrif ettikçe, dervişlerime ihsanlarda bulunuyorsunuz. Bu sebeple sultanımın teşriflerini görür görmez: (Padişah hazretleri, bu defa ne ihsan buyuracaklar?) kaygusuna düşüyor ve zikrullahı unutuyorlar. Halbuki, başka günler, böyle bir kaygıları bulunmadığından, Allahu teâlâ'yı hakkiyle zikrediyorlar.

Bursa'da Yıldırım Han tarafından yaptırılan Cami-i-kebirin açılış merasimini de naklederek bu bahse nihayet verelim:

Cami-i-şerifin inşaatı tamamlanmış, tezyinat ve iç tefrişatı da mükemmelen yapılmış, ibadete açılacağı gün yapılan merasimde, Padişah bu resm-i küşâdın Emir Sultan tarafından icrasını tensip buyurmuş. Hazret, arz-i itizar etmiş ve Somuncu Baba'yı göstererek, kendisinden yüksek zevat bulundugunu beyanla, bu şerefin o zat-1 muhtereme bahşolunmasını niyaz eylemiş. Filhakika, Somuncu Baba Cami-i-kebirin resm-i küşâdını yapmış hazır bulunanlara vâ'z-ü nasihatte bulunmuş ve dört kapıdan da aynı ânda çıkarak. her kapıda kendisinin çıkışını bekleyen hürmetkârlarına mübarek ellerini ayrı ayrı öptürmüş ve hiç kimseyi mahrum bırakmamıştır.

Bu hâdiseden sonra, Somuncu, Baba: (Biz, artık bu şehirde tanındık. Ipliğimiz pazara çıktı..) diyerek, Bursa'dan hicret etmişlerdir.

Bir veli, bir beldeden çıktı veya çıkarıldı mı, yahut katlolundu mu o beldeye mutlaka bir belâ gelir. Zira, veliyullah siper-i sa'ika gibidirler. Kendilerine sığınanları kalkan gibi korurlar. Allahu sübhanehu ve teâlâ, Habib-i edibine hitaben:

(Aralarında sen de bulunduğun için, Allahu zül-celâl onlara azap etmez.) buyurmuşlardır:

. 1° 01049.

ıı lâs Ve mâ kânallahü li-yu'azzibehüm ve ente fiyhim...

EI-Enjâl: 33 (Ya Muhammed! Sen aralarinda iken. Allahu teâlâ onlara azap edecek değildir.)

Evliyâ'ullah, aleyhissalâtü vesselâm efendimizin vârisleri bulunduklarından, onların bulundukları yere azap inmez. Onlar, o diyardan çekildiler mi, nasıl ki siper-i saika kaldırılınca yıldırımlar etrafa düşerler ve kalkan muharibin elinden alınınca da mızraklar vücuduna saplanırsa. belâlar ve musibetler de yağmağa başlar. Netekim, Somuncu Baba'nın ayrılmasından kısa bir müddet sonra, Bursa Timurlenk'in istilâsına uğramış ve halk azabın tadını tatmıştı.

Buna bir başka misal daha verelim: Sultan-ül-ulema da.

Belh şehrinden sultana gücenerek çekildikten sonra. henüz

Bağdad'a vasıl olduğu sırada Belh şehrini Moğollar istilâ etmişler ve bu şehir halkını bir belâ-i âsümani halinde kırıp geçirmişlerdi.

Ey ehl-i iyman:

Velileri, Hakkın bir nimeti uzması bilmeli, gerek onlara ve gerekse âlimlere saygı göstermelidir. Zira, velisini ve âlimini sefil eden milletin, haritayı âlemden silineceği ve kalkacağı muhakkaktır.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.