Ibrahim Edhem hazretleri, bir hurmacıdan hurma alıyormuş. Tartı işi bittikten sonra, bilmeyerek kendisine ait sandığı bir tek hurmayı da alıp kendi hurmaları arasına karıştırarak yediği için, kırk gün kıldığı namazlardan zevk alamaz olmuş. Bunun nedenini düşünerek rahatı ve huzuru kaçmış ve o günlerde Kudüs'e vasıl olarak kırklar meclisine dahil olmuş.
Aralarına girerek, sohbetlerinden faydalanmak isteyince kendisini kabul etmemişler ve:
— Sen, demişler, hurmacının bir tek hurmasını sehven alıp yedigin için kırk gündür ibadetlerinden zevk alamıyorsun.
Ancak, bu hakkı hak sahibine iade ettiğin takdirde meclisimize girebilirsin.
Bunun üzerine Hz. Ibrahim Edhem, Kudüs'ten Medine-i münevvere'ye dönmüş, hurmacıyı bulmuş, haksız olarak yediği tek hurmanın bedelini kendisine ödemiş, özür dileyerek helâllık almış ve ancak bundan sonra ibadetlerinde eskisi gibi zevk ve huzura varmiştır.
Şimdi insaf ile düşünelim:
Ihtikâr yapan, ibadetinden zevk alır mı? Muhtekirin duası kabul olunur mu? Zira, MUHTEKIR MEL'UNDUR buyurdu Resûl-ü Rabbil-âlemiyn..
Rüşvet yiyen, tefecilikle geçinen ve halkın iliğini ve kemiğini emen ve sömüren zâlimler, kıldıkları namazlardan nasıl zevk alırlar ve nasıl huzur bulurlar?
Böyle haramı ve zulmü irtikâp edenler hakkında Allah celle: