Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Hocanın birisi, talebelerinden birisine: — Dolapta bir şişe var.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 185

Hocanın birisi, talebelerinden birisine:

— Dolapta bir şişe var. onu al bana getir, dedi.

Talebe dolabı açtı ve orada iki şişe bulunduğunu gördü.

Hocasına seslendi:

— Efendim, burada iki şişe var.. Hangisini alayım?

Hoca, içeriden cevap verdi:

— Hayır.. şişe bir tanedir.

Talebe, iki şişe gördüğünde ısrar etti. Şişenin bir tane olduğundan emin bulunan hoca da:

— Mademki öyle, kır bir tanesini. emrini verdi. Talebe, hocasının bu emrini yerine getirdi ve şişenin birisini kırınca, her ikisi de kırıldı. Çünkü şişe gerçekten bir tane idi. Talebe şaşı olduğundan tek şişeyi, çift gibi görmüştü.

Enbiyânın birisine inanan ve diğerlerine inanmayanlar da.

bu şaşı talebe gibidirler. Onlar da, bu nebilerden birisini kırmak la, diğerini de kıracaklarını düşünemiyorlar. Zira, Isa aleyhisselâm ne dediyse, Hz. Musa aleyhisselâm da onu söylemiştir. Ona iyman etmek, diğerine iyman etmek demektir. Birisine inanıp.

diğerine inanmamakla her ikisini de kırmış olunur.

Bunun içindir ki, müslümanlar hiçbir nebinin peygamberliğini inkâr etmezler. Hepsine birden iyman ederler. Halbuki, Yahudiler ve Hıristiyanlar enbiyâdan bazılarına inanıp, bazılarına inanmamakla; kendi peygamberlerini de kırmış ve incitmiş olduklarını dahi sezemezler. Onun içindir ki, Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, bütün peygamberlere inanmış ve onları tasdik etmiş ve ümmetine de bunu böylece talim ve tefhim eyleriştir. Kur'an-ı mübiyndeki:

Lâ nüferriku beyne ehadin min rüsülih...

El-Bakara: 285 (Allahu tâlâ'nın peygamberlerinden hiç birisini, Yahudi ve Hıristiyanların yaptıkları gibi, kimini tasdik ve kimisini tezkip ederek ayırdetmeyiz.)

âveti celilesi de bunu te'yit ve tesbit etmektedir.

Ey ehl-i ivman:

Hz. Isa aleyhisselâmda gördüklerimiz, bir ulül-azm peygamber için lüzumlu olan sıfatlardır. Onun vekilleri veya vekilleri olduklarını iddia edenler ise, bu sıfatları bakımından ona aslâ yakışmayan ve yaklaşmayan ve bu vekâlete hiç bir zaman lâyık ve müstehak olmayan dünya-perest kimselerdir. Onun ge.

tirdiği dini. putperestliğin karanlıkları içine gömmüş ve yok

etmişlerdir. Onun hak kelâmını, kendi yanlış inanç ve anlayışları ile kasden tahrif etmişler ve elbette Hz. Isa aleyhisselâmı da gücendirmişlerdir. Bu yüzden, insanları dalâlete ve zulme götürmüşler, kendilerine taptırarak Tanrı adına günah bağışla mak ve cennet satmak suretiyle, kendilerinin Allah vekili olduklarını da ilân etmişler, haramı helâl ve helâli haram göstererek Isa dinini şahsi menfaatleri uğrunda âdeta bir âlet ve oyuncak haline getirmişlerdir. Hz. Isa aleyhisselâmın bizzat haram saydığı ve aslâ yemediği domuz etini, mübah ve helâl saymışlar ve onun maddi - manevi haram ilân ettiklerini de pervasızca ortadan kaldırmışlardır. Oysa, Hz. Isa aleyhisselâmın:

— Eline ne geçerse ye, ağzından çıkana dikkat et.. demiş olması imkânsızdır, gayri kabildir ve muhaldir.

Helâl yemeyen doğru konuşamaz. Haram yiyenler yalancı olurlar. Ibadetten zevk alamazlar, hak kelâmı dinleyemezler.

Buna bianen, Allahu zülcelâl:

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.