İmam Cafer-is-Sadık hazretlerine bir zat geldi ve:
- Yâ imam.. Bana. Allah'ı göster, dedi. Hazreti imam, kendisine:
— Senin bu istediğini Hz. Musa aleyhisselâm da istedi amma göremedi, buyurunca gelen zat:
- Yâ imam.. O devir, devr-i Musa idi. Bu devir, devr-i Muhammed'dir. Ceddin Hz. Ali: (Ben, görmediğim Rabbe ibadet etmem..) buyurmuştur, cevabını verdi. Hazret-i Imam, ashabına dönerek:
— Bu zatı, şu nehre atınız. Fakat, sakın öldürmeyiniz.
Ölümle hayat arasında bir hale getirip bırakınız, emrini verdi.
Emrettiği gibi yaptılar ve adamcağızı, tutup suya attılar ve tam boğulmak üzere iken kurtararak yarı baygın bir halde huzura getirdiler. Ayılıp kendine geldikten sonra. Hazreti Imam kendisinden sordu:
- Nasıl, Rabbini gördün mü?
O zat Rabbini gördüğüne yemin etti ve hazreti imamın ellerinden öperek huzurundan ayrıldı.
Bu hadise, bize şunu gösteriyor ki, vücuttan sıyrılmadıkça, baş gözü ile Hakkı müşahede mümkün değildir.
Sen ey fâni varlığından, benliğinden sıyrılamayan ve kibi.
rinden yanına varılamayan sahte mürşit:
Bu anlattıklarımı inkâra mecalin kaldıysa, Kur'an-1 azim-ülbürhan ile aksini ispat etmek yine sana düşer.