Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Enes bin Mâlik radıyallahu anh hazretleri hikâye ediyorlar: Bir gün, Ebâ Eyyub'ün hanesinde,… — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 86

birlerini karşılıklı itham ederek bâtıl dâvalarının hesabını göreceklerdir:

"....

vel Vérer.....

afise.

El-ehıllâ'ü yermeizin bâ'dühüm li-bâ'din adüvvün illelmüttekryn.

Ez. Zuhruf: 67 (O gün, müttekilerden başka dostlar, dostlukları azaba sebep olduğu için, birbirlerine düşmandırlar.)

Fakat ne fayda? Bu düşmanlıkları, onlara hiç bir fayda sağayamayacak, ne itham ve iddiaları, ne birbirleriyle çekişip dalaşmaları bir işe yaramayacaktır. Artık, olan olmuş ve her şey bitmiş, hiç bir ümitleri ve kurtuluş çareleri kalmamıştır. Artık, ne yalvarıp yakarmaları, ne ağlayıp sızlanmaları ve nedametleri faydasızdır. Bu ehl-i nedamet, bu ehl-i dalâlet ve bu ehl-i hiyanet cehenneme girecekler ve orada da yine birbirleri ile dalaşacaklardır.

Onların bu felâket ve nedametlerine sebep olan sahte mürşidler de, kendilerine saldıranlara şöyle mukabele edeceklerdir:

- Bizi de şeytan kandırdı, ben de sizin gibi nâra ve azaba mahkûm oldum. Bu korkunç azap bana yetiyor, sizler de bana hücum etmeyiniz. Asıl suçlu şeytandır, ona sövünüz, onu lânetleyiniz.

Bu sözleri duyan şeytan da onlara şöyle diyecektir:

— Ben size ne yaptım? Iymanınızı zorla ben mi aldım? Siz, imanınızı attınız, ben de aldım.

Onlar da şeytana şöyle cevap vereceklerdir:

— Bizi cehenneme getiren sensin.. Daha ne yapacaktın? Başımıza gelen bu azap ve felâketin sebebi sen degil misin? Bızi yoldan çıkaran, zelil eden, hâkir eden sen degil misin? Sen bizleri peşinden sürüklemeseydin, bu korkunç yerlere gelir bu azap

ve felâketlere ma'ruz kalır mı idik? Artık, ilelebet burada kalacak, bu korkunç azabı tadarak yanacağız. Bizi sen idlâl ettin, hak yolundan sen alıkoydun, ebedî saadetten mahrum ettin...

Şeytan, bu ağır ithamlara ve kendisine yağdırılan lânetlere dayanamayacak ve şöyle mukabelede bulunacaktır:

— Siz çok söyleniyorsunuz. Artık size cevap vermek zamanı geldi, diyecek ve Allahu teâlâ'dan izin isteyecektir. Cenab-1 Rabbi zül-celâlin emr-ü-fermanı ile şeytan cehennem elbislerini giyecek, onların lânetlerine cevap vermek ve hakikatleri kendilerine bildirmek maksadıyle, ateşten bir minber üzerine çıkacak.

bütün cehennem ehli de şeytanın bu hitap ve itâbını işiteceklerdir. Şeytan, diyecektir ki:

— Sizler, dünya hayatına aldandınız. Allah'a ve peygamberlere sırt çevirerek, bana tâbi oldunuz. Şimdi, bu azaba düçar olanlar, benimle birlikte burada kalacaklardır. Öyle ise beni iyi dinleyiniz.. Allahu teâlâ benim sizlere düşman olduğumu açıkça bildirdi. İlk babanız. Hz. Adem'e karşı haset ettiğimi ve kibirlendiğimi ve bu kibir ve hasedimden dolayı iflâs ederek rahmet-i ilâhiden kovulduğumu ve o günden sonra da Ademoğlu olan sizlere düşman olduğumu haber verdi. Bana, kıyâmete kadar mühlet verdiğini açıkladı ve bana aldanmamanızı, bana aldananların âsi olacaklarını. benimle birlikte cehenneme atilacağını, o cehennemde kâfir olanların ebediyyen kalacaklarını peygamberleri vasıtasıyle sizlere ilân etti. Bu anlattıklarımı duymayanınız var mı? Yok; hepiniz duydunuz, hepiniz öğrendiniz. Oyle olduğu halde, yine de Allahu teâlâ'ya âsi oldunuz, bana uydunuz, her dedigime itaat ettiniz ve neticede de bu elim azaba mahkûm oldunuz. Görüyorsunuz ki, şimdi benimle birlikte cehennemde bulunuyorsunuz.

Sizler, ne kadar ahmak, ne kadar gafil, ne kadar cahil imişsiniz ki; sizi yoktan yaradanı, hayat ve rızık vereni, insan kılığına getireni, o büyük kudret ve kuvveti unuttunuz, Allahu tâlâ'nın tehdit ve ikazlarına, peygamberlerinin korkutmalarına aldırış etmediniz de, benim gibi bir müflisin iğvâsına kapıldınız ve kandınız. benim sözlerime inandınız. Hâlâ da. gaflet ve

cehaletinizi ortaya koyuyor, boş yere bana levm ediyor, beni kınıyorsunuz. Ağız birliği ile bana lânet yağdırmanız bugün ne işinize yarar? Allahu teâlâ, size vâ'detmedi mi? Peygamberler size bildirmedi mi? Bu korkunç yerleri ve günleri haber vermedi mi? Size, öldükten sonra tekrar dirileceginizi, yaptıklarınızdan sorulacağınızı, her nefesinizin hesabını vermeğe mecbur olacağınızı söylemediler mi? Sizler ne yaptınız? Benim size verdiğim iğvâ hapı ile uyuştunuz, hakikatleri unuttunuz: (Canım, ahirete kim geldi, gifti? Olacak şey mi?) diye nebilerle alay ettiniz. Enbiyâya uyanları akılsız ve ahmak sandınız. Inanmamakla kalmadınız, daha da ileri giderek şeytanlıkta beni fersâh fersâh geçtiniz. Insanları yoldan çıkarmak için ne zulümler. ne kötülükler irtikâp ettiniz ve elbette bu azaba da müstehak oldunuz. Ben, size yalnız vesvese verir, kenara çekilirdim. Siz, benim vesvesemle iyman ehlini zorla dinden, diyanetten, ibadetten ve haktan men'ettiniz. Siz, benim vesveselerime o kadar kapıldınız ki, kiminiz mala, kiminiz mansaba, kiminiz putlara taptınız. Aranızda, işi Allah'lık dâvasına kadar götürenler oldu.

Hele. kendi aczini ve hiçliğini unutarak Allah'lık dâvasına kalkışan ahmaklara, bir yandan vesvese verir, bir yandan da onların bu bâtıl dâvalarına inanan ve tâbi olan sersemlere sinsi sinsi gülerdim. Bazılarınıza da: (Adam sende.. Ne merak edip duruyorsun? Ne âhiret var, ne azap ne de ikab.. Keyfimize ve gelirimize bakalım) vesvesesini verir ve bu gibileri de şunu bunu çarpıp çırpmaya, haram-helâl demeden ne bulursa yutmaya, Allah'a kulluk görevi olduğunu unutmaya, zevk ve safa içinde kendisini avutmaya yöneltirdim. Hemen ilâve edeyim ki.

kimseye zorla bir şey yaptırmaya kadir değildim. Fakat, sizler halkı zorla yoldan çevirneye ruhsatlı idiniz.

Şeytanın cehennem ehline beyanatına biraz ara vererek.

bir hakikati gözönüne sermek isterim.

Ey ehl-i iyman:

Şeytan, gerçekten liç kimseye zorla bir şey yaptırmaya Irgâd, Cilt: 3 - F: 1

kadir değildir. O, yalnız insanoğluna vesvese verir. Fakat, insan şeytanları, şeytanın bu vesvesesini insanoğullarına zorla yaptırabilmek kuvvetine maliktirler.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.