Bir gün, Hazreti Musa Tûr'da Rabbine münacaatında:
- Yâ Rabbi.. Halk, benim aleyhimde konuşuyor. Halkın dilini benden kes, diye niyazda bulunur Cenab-1 vâcib-il-vücud:
- Yâ Musa.. Onları ben yarattım, rızıklarını ben veriyorum. Öyle olduğu halde, benim de aleyhimde konuşuyorlar.
buyurur.
ENEL-HAK diyenler, yahut dedirtilenler ber-dâr olmuşlar BEN dedikleri için.. SEN HAKSIN deseler, bu âkibete uğramazlardı. BEN HAKKIM dedikleri ve nefislerini öne sürdükleri için kelleyi verdiler.
Mansur gibi ber-dâr ederler benim diyeni..
Ben, sen deme.. O de, hû de, 'hû de.. O zaman, kimsenin bir şey demege hakkı olmaz.
Hüvallah-illezi lâ ilâhe illâ hû âlim-ül-gaybi veşşehade El-Haşr: 22 (O Allahu teâlâ ki, mâ'bud-u bil-haktır. Ulühiyyette benzeri ve ortağı yoktur. Varı, yoğu, gizliyi, âşikârı, her şeyi o bilir.)
Allah'ın canı sigara istiyor diyen gafil-i cahil:
Bu dâvada, tırnağını verebilir misin? Tenbellikten, namaz bile kılmıyorsun, daha doğrusu seni huzura almıyorlar.
Zekât değil, bir fakire on para sadaka bile veremiyorsun. Bu hasislik sende varken, ENEL-HAK dâvasında kelle verebilir misin?
Miskin, miskin kahve köşelerinde pinekliyor, Iblis gibi Allah yolunu kesiyor; kandırdığın, aldattığın, doğru yoldan sapıttırdığın safdillerin ısmarlayacakları bir fincan kahveye, bir kadeh içkiye tamah ederek yedi başlı ejderha nefsin uğruna şeriate.
müctehitlere, hak yolunda olanlara salyalı ağzını köpürterek sataşmağa yelteniyorsun. Halbuki, rüzgâra karşı tükürenin, tükürdüğünün yüzüne yapıştığını unutuyor ve bu sözlerinle cahilligini, nâdanlığını, iyman ve islâmdan uzaklaştığını ortaya koyuyorsun. Iyi bil ki, eslâfının aleyhinde konuşanlar, meşrû olmayan yollarla dünyaya gelen kişilerdir. Sen de bu halinle.
gayri meşrû olduğunu isbat ediyorsun.
Aleyhlerinde bulunmak cür'et ve cesaretini gösterdiğin zevat-i âli kadr, MUCTEHIDIYN-I-KIRAM olarak baş tâcı ettiğimiz mezhep imamlarımız İmâm-ı Â'zam Ebû-Hanife, İmam-ı Şâfi'i, Imam-ı Mâliki ve Imam-i Hanbeli efendilerimizdir ki, her birisi bütün islâm âleminde tâ'zim olunmuş, nurlu ve mübarek izlerinden, asırlardan beri milyonlarca müslüman gitmektedir. Onlar, bu iyman kalabalığını kıyâmete kadar da peşlerinden sürükleyeceklerdir. Onlara, nice cihangirler, nice veliler, nice melikler tâbi olmuşlardır. Sen, karını ve çocuklarını bile peşin sıra götüremezsin. Çünkü, öldüğün gün arkandan dügün-bayram edeceklerdir. Habis cesedin, topraga veriir verilmez, en elim azaba düçar olacak, mülevves ruhun âlem-i berzahta kıyâmete kadar bağlı kalacaktır. Iki cihan serveri, O'nun ashabı ve evlâdı, kendisine mensup olduğunu iddia ederek mevki ve şöhret (?) sağladığın pirin senden dâvacı olacaklar, seni mahkûm ettirecekler, kapkara yüzünle iymansız olarak nâra atılacaksın, sana tebşir ederim.
Vakit varken, fırsat elde iken tövbe et.. Nisbet edindigin pirinin yolundan yürü, sapıklıkları, inadı, ilhadı bırak.. Bunu sana bilhassa tavsiye, seni ve senin gibileri Hakka ve hak yoluna davet ederim.
Ey Ehl-i-iyman.. Ey Allahu teâlâ'ya vuslât isteyenler, Hakkın rizasına tâlip, cennetine râgıp ve cemaline müştak olanlar:
Iyi biliniz ki, şerrinden ve tasallûtundan Allahu teâlâ'ya sığındığımız şeytana, Allahu zül-celâl YEVMİ YÜB'ASUN' a yani kıyâmet gününe kadar mühlet vermiştir ve insanoğlunun sağını, solunu, önünü, ardını Iblis kuşatmıştır. Yalnız, üstümüz ve altımız müstesna bırakılmıştır. Zira, ellerimizi semaya ve yüzümüzü arza yönelterek Cenab-ı vâcib-il-vücuda dua ederiz.
O halde, dua edelim ve bu lâ'inin şerrinden Mevlâmıza sığınarak emin olalım.
Mel'un şeytan, insanoğluna bazan hoca, bazan şeyh şeklinde görünür dininden ve iymanından eder. Allah'lık iddiasıyla göründüğü bile vâkidir. Çünki o insanoğluna, Âdem evlâdına dehşetli bir düşmandır. Şeyh şeklinde görünür ve seni namazından, niyazından alıkoyar. Şeytan, mü'mine şu şekilde vesvese verir:
— Namaz da ne imiş? der.
— Yatıp, kalkmaktan ne çıkar? der.
— Sofuların namazı varsa, bizim de niyazımız var, der.
Ve seni Resûl-ü Kibriyâ'nın: GÖZÜMÜN NURU buyurduğu, mü'minlerin mi'râcı olan namazdan soğutmak ister.
Eger, alıkoyamaz ve sogutamazsa, bu defa insana vesvese verir:
— Senden sâlih kimse yok.. Herkes cehennemlik, sen cennetliksin, der ve seni ibadetlerine mağrur eder, kibire ve u'cuba düşürür. Buna da muktedir olamazsa, namazında gösteriş yaptırır, seni mürâ'ilerden kılar, ibadetine riyâ karıştırır. Bunu da beceremezse, namazın rükünlerinde eksiklik yaptırır, hiç degilse namazlarını kazaya bıraktırır.
Bunun çaresi; NAMAZDA NE VARMIŞ? diyenin Iblis olduğunu bilmek, Resûlün nurlu yolundan ayrılmamaya dikkat ve gayret etmektir. Çünkü, Resülüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizle, ali, evlâdı, ezvacı ve ashabı namazı daima kılmışlar ve hiç bırakmamışlardır. Bütün Evliyâ'ullah ve ehlullah da.
Peygamberi zişândan gördükleri gibi namazlarını devamlı olarak kılmışlar; farzlarını, vâciplerini, sünnetlerini, müstehaplarını hakkıyle yerine getirmişlerdir.
Namaz kıldığın zaman, halkı kendinden aşağı görme... Al lahu tâlâ'nın namaz kılmayı sana nasip ettiğini ve seni huzuruna kabul buyurduğunu bil.. Kendi nefsini, herkesten daha fazla günahkâr say, seni lûtfen ve tenezzülen huzuruna kabul buyuran Allah teâlâ'ya hamd-ü senâ ve şükreyle:
- Yâ Rab.. Sana, hakkıyle ibadet edemedim.
Noksanımı ve kusurumu itiraf ediyorum, diye niyazda bulun ve her namazdan sonra tövbe et.. Namazını, halka gösteriş için değil, Allahu teâlâ' 'ya kulluk etmek şerefine nail olmak için, vaktinde ve imkân oldukça cemaatle huşû ve hudû içinde kıl...
--74-