Ara
Menü
1 dakikalık okuma

Aliyyül-Nesefi, merkebini kaybetmişti.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 49

Aliyyül-Nesefi, merkebini kaybetmişti. Aramaya çıktı, yolda bir kâfir ile karşılaştı. Derhal geri dönerek, secdeye kapandi. Secdede:

- Ilâhî.. Ben eşeğimi, bu kâfir ise iymanını kaybetmiş...

Onun musibeti, benimkinden daha çok büyüktür. Sana hamd-ü senâ ederim ki, benim musibetimi de onunki gibi kılmadın.

Ben, birkaç liralık eşeğimi aramaya çıktım. O; dünya ve mâfiyhâdan daha kıymetli dînini ve Allah'ını kaybettiği halde, arayıp bulmakta gaflet üzere gitmekte.. Yâ Rab.. Benim de dinimi ve iymanımı kaybettirme.. Zira, asıl büyük musibet, bunları kaybetmektir.

Bazı ahmak kişiler, beş kuruşlarının kaybolduğuna üzülürler ve her tarafı didik didik ararlar da, Allah'sız ve ibadetsiz geçen günlerine üzülmek, iymanlarını araştırmak akıllarına bile gelmez. Fakat, Allah'ın has kulları, Allah rizası için.

Hak yolunda Hak için gözlerine ne mal, ne evlât, ne mansab, ne rütbe görünmez. Onlar, yalnız dünya hayatına değil, dünya malına, âhirete ve cennete dahi tamâ, etmezler. Onların maksudu ancak Hüdâ'dır, gayrısı havadır.

Bak; dünyaya tamâ, etmeyen Allah ricaline.. Birde, müsümanlık dâvasında bulunup, beş kuruş için kalp kıran zavallıya.. Aşağıda anlatacağım kıssayı ibretle oku:

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.