Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Şekik-i Belhi'nin bir kızı vardı ki, o diyarda bulunan kadınların en güzeli idi.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 34

Şekik-i Belhi'nin bir kızı vardı ki, o diyarda bulunan kadınların en güzeli idi. Aynı zamanda âbide, zâhide ve sâliha bir hatun olan müşarün-ileyhanın ism-i şerifi EMINE idi.

Günlerden bir gün, babasına:

— Benim ismimi niçin Emine koydun? diye sordu. Üç korkudan emin olana Emine derler. Halbuki, ben bu üç korkunun hiç birisinden emin değilim. Her nefis, ölümü tadıcıdır. Bu ölüm, bana acı mı tatlı mı gelecektir. Acaba, ben ismim gibi ölüm acısından emin olabilecek miyim? Ikincisi, şeytan bize apaçık düşnandır. Acaba, ben onun şerrinden kurtulur, emin olabilir miim? Üçüncüsü, son nefesimden korkarım. Bu dünyadan, iymanla mı yoksa iymansız mı göçeceğim? Iymanla göçeceğimden emin olabilir miyim ki, Emine adına hak kazanmış bulunayım. Kaldı ki, peygamberler bile: YA RAB. BENI MÜSLIM OLARAK ÖLDÜR, SALİHLERE İLHAK EYLE, diye dua buvurmuşlardır. Onlar, mâ'sum Nebi iken böyle dua ederlerse.

ben sû'-i-hâtimeden nasıl emin olabilirim?

Babası, kendisine bir cevap veremedi ve aradan kısa bir zaman geçtikten sonra. bu sultan hastalandı. Şekik-i Belhi, krzının yanına vararak:

- Evlâdım, neden gülmüyorsun? Gençlik senin. güzellik senin. gelecek ivi günler senin. neden böyle durgunsun? diye sordu. Emine sultan, içini çekerek cevap verdi:

- Babacıgım. dedi.. Ben. oyle şeyler görüyorum ki. gil nek değil ağlamak zamanıdır. Zira. altımda cehennemler 1utuşmuş, gülmeme imkân var mı? Üstümde cennetler süslenmiş. oraya girebilecek miyim? Melek-ül-mevt, canımı almağa hazır vaziyette. emir bekliyor. Nasıl güvenir. nasıl gülerim?

Hazret, başının altındaki sert yastığı kaldırarak, daha yumuşak bir yastık koymak istedi. Emine sultan buna da itiraz etti:

-- Babacığım, dedi. Yumuşak yastığa ne lüzum var? Yarın, başımın altına, bu sert yastıktan daha sert bir kerpiç koymayacaklar mı?

Vaktaki ölümü yaklaştı. babasını yanına çağırarak. üç şey vasiyet etti:

— Sevgili babacığım, dedi. Öldüğüm zaman. ellerimi göğ.

sümün üzerine bağla. Zira, günahkârlar tevâzu'an kabahatlarından otürü ellerini gögüslerine bağlarlar. Ben de kulluk vazifemi tam ve eksiksiz yapamadım. Onun için. ellerim göğsümde bulunsun.. Gençliğime merhamet ve bana hakkını helâl et.. Olabilir ki, çocukluk ve gençlik sâ'kasiyle babalık hakkını tam olarak edâ edemedim. Beni kefene sar.. Fakat, kabirde vüzümü aç ve benim için dua et.. Çünkü, babanın evlâdına duası, peygamberin ümmetine duası gibidir. Ey benim canım babam.. Sana zahmet olmazsa ve seni üzmezse, dört vasiyetim daha var: Insanları, toplu olarak bir arada gördüğün zaman, kabirde cesedimi yemeye hazırlanan kurtları hatırla.. Her ne zaman kitaba bakarsan. o bembeyaz sahifeler üzerinde siyah yazıları gördüğünde, yüzümü ve gözümün beyazını ve siyahını hatırla.. Gecelerin karanlığı basınca, kabrimin karanlığını hatırla..

Bu sözlerini bitirdikten ve LÂ İLÂHE İLLALLAH MUHAM- MEDÜN RESÛLÜLLAH dedikten sonra, dünyadan göçtü. Rahmetullahi aleyhâ..

Ey ehl-i-iyman.. Dikkat buyurunuz: Merhume, bu vasiyyeti ile bizleri ne güzel irşâd buyurmuşlardır.

Ölümün tadını düşününüz: Ya acı olur, ya tatlı...

Şeytanın şerrinden ve iğvâsından kurtulmak, cidden ve hakikaten çok güçtür. Zira, şeytan bizlere kuvvetli ve âşikâr bir düşmandır. Şerrinden Allahu teâlâ'ya sığınınız.. Ona, aslâ ve kat'iyyen ittibâ etmeyiniz. Şeytandan, kendisini kurtarana aşkolsun..

Iymansız ölmekten korkunuz.. Unutmayınız ki, altınızda cehennem ateşleri, bukağılar hazırlanmıştır. Bunlar, iymansız göçen kullar içindir, âsiler, zâlimler içindir..

Cennet süslenmiş, ama nasip olur mu?

Melek-ül-mevt, canımızı almağa hazır durmaktadır. Hal ve hakikat böyle iken, kula bunları unutarak gülmek yakışır mı?

Yarın, kara toprağa girecek bir kimse, dünyada rahatlık arar mı? Yatağı bırakıp kara toprağa, yumuşacık yastığı bırakıp kerpiçe baş koyacak kimse, dünyanın nesine özenir? Dünyanın nesine tamâ' ederek çalar, çırpar, haksızlık eder, emir ve nehiy dinlemez?

Kulluğunu bil.. Acizsin, verilen ni'metlere karşılık kulluk edemedin, mücrimsin.. Kendini, daima günahkâr bil, günahkar say..

Sultanın: (YUZÜMÜ AÇ..) demesi, (BEN GUZEL BİR KIZ

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.