Bir zamanlar, bir toplulukta oturuyor idik. O toplulukta bir de münkir müftü vardı. Bu zavallı adam, kendini bir müçtehid gibi görür, sözüne itiraz edene: «Tahsiliniz nedir?» der.
hiç bir kimseye söz söyletmez, bütün mucizei Kur'aniyyeyi inkâr ederdi. Hepsine bir te'vil uydururdu. O mecliste, söz Miracı-nebiyye geldiğinde böyle bir şeyin olmadığını efendimizin rüya gördüğünü ileri sürdü. Orada bulunan halktan bazıları itiraza kalkınca:
— Efendim tahsiliniz nedir? dedi. O zat da:
- Tahsilim: Kur'anı-kerimi ezberledim, hâfızım. Mânayı-Kur'anı bilirim, Tefsir okudum. dediğinde o münkir müftü:
— Sen, cahil bir adamsın sus! deyip o zatı susturdu. Orarada bulunan halk, ben fakire bakıp: «Şuna cevap ver,» demek istediklerini ifade ettiler. Bu inatçi ile münazara yapmak çok zor idi. Ne ise fakir:
— Efendi hazretleri! Peygambere miracı ruh ve cesedi ile yapmak mümkün değil midir?
— Olmaz öyle şey, bu rüyadır, rüya diye israr etti.
— Miracı, peygamber yapmadı, Allah yaptırdı, dediğimde:
— Yine rüya, hep rüyadır, dedi.
Baktım ki olacak gibi değil:
— Evet! Allah celle bir kulunu Mekke'den alıp, Kudüs'e götürmeğe kadir degil! Müftü efendi doğru söylüyor, dedim.
Bu sefer o:
— Efendim, Allah kadirdir, dediğinde:
— Öyle ise neden inkâr ediyor da, rüyadır diye inat ediyorsun? dedim. Şaşırdı, cevap bulamadı ve kalkıp gitti.
Çok geçmeden de âhireti boyladı. Allah münasip ise rahmet eylesin.
Ne günlere kaldık! Bütün islâm uleması efendimizin Mekke'den Kudüs'e ceset ve ruhu ile gittiğinde müttefiktirler.
Kudüs'ten, semaya urucunda bazıları rüya ile olmuştur derler, ekseri ulemâ Kudüs'ten semaya urucunda ceset ve ruh'ile olduğunu beyan ederler ki lâ şek, doğrudur. Zira, yukarıda söylediğimiz gibi, Sûrei-Necimde Allah celle hazretleri, bunun böyle olduğunu beyan etmektedir. Rüya ile olsa da bu bir ayıp degildir. Ama, her şeye kadir olan Allaha böyle ufak bir kudreti lâyık görmemek ve efendimizin: «Cesedimle miraç ettim,»
demesine mukabil, Miraç; rüya iledir diyerek efendimizi tekzip etmektir.
Efendimize ilk vahiyler rüyayı sadıka ile başlamıştır.
(Rüya ile bu gece ben miraç ettim) dese yine inanırız. Zira, rüyası haktır. Ama (Ben bu gece rüyamda Mekke'den Kudüs'e gittim) demeye hacet yoktur. Ben, bu gece rüyamda Kudüs'ü gördüm denir. Halbuki, her şeye kadir olan Allah, Abdini Mescidi-haramdan Kudüs'e götürdü denmesi vücudu lle gittıgınde şuphe gotürmez bır hakıkattır.
Ruhan ca miracı pek çok olduğunu süylemiştik. Onun, her sözü haktır. O va'dinde sadıktır. Peygamberlerin rüyası da haktır. Bizim rüyalarımıza benzemez. Allahın her şeyi yapmasına kadir olduğunu bilen, Allaha böyle ufak bir işi çok görmez. İyman eder, teslim olur, rahat bulur.
Eba Bekir gibi ona iyman edenler aziz ve şerif olup,
«Sıddık» lâkabını aldılar. Kıyamete kadar ehli-iyman ve ehlivicdan tarafından sevilecekler, sayılacaklardır. Eba-Cehil gibi ona inanmayanlar da lânetlenmeğe mahkûmdurlar.
Ey miracı Muhammediyye ile gâd olanlar, affı-ilâhi ile miraçta müjdelenenler! Muhammed aleyhisselâma iyman edip ona gönül verenler! Bu miraç sana müjdedir! Bu miracı nebiy ile afta, magtirete, cennete, cemale erişecegin sana müjdelendi. Senin, gayb olarak iyman ettigin cennet ve derecati; Cehennem ve derekâtı, ne olacaksa hepsi sözünde sâdık, vadinde sabit olan sadıkül-vadül-emine gösterildi. Sen de ona iyman getirdiğin için, o gayba iyman ettiklerin artık gayb olmaktan çıktı, âyân ve beyan tafdil oldu. Artık, iymanın işitmekle kalmadı. Sana göz mahiyetinde olan Resûlü zişânın verdiği sadık haberlerle aynel-yakiyn, yani gözünle görmüş oldun.
Resûlün tattığı ile iymanın hakkel-yakiyn, yani sen de tatmış oldun. Zira sen de vücudu Muhammedin bir cüz'üsün. Onun miracı senin miracın oldu. Sana beşaret, sana müjdeler olsun!
Arzın vârisi, Cennetin mâliki sensin!
Şairlerin dile getiremedigi, kalemlerin yazamadığı, insanların tarif edemedigi, kulakların işıtemedigı, lisanların
söyleyemediği, gözlerin görmediği, kalplerin tahattur edemediği, insan havsalasının alamadığı nimetler senin içindir. Zira, sen Muhammed aleyhisselâma ümmetsin. Ona ümmet olan iki cihanda Sultan olur. Ondan yüz çevirip, ona iyman etmeyen de, iki cihanda perişân olur. Ona inanmak nimetine eremeyenlere yazık olsun, veyl olsun!
Allahin, bizlere en büyük in'âm ve ihsanı, lütfu ve keremi: Muhammed Mustafa'dır. Elhamdülillâh; ona ümmet olduk.. Ebedî saadete erdik. Yarabbi! Bizleri bu saadetten cüda kılma! Amin bi-hürmeti-seyyidil-mürselin-velhamdülillahi rabbilâlemin Ya Allah! Ya Kerim! Ya Rahim!
Sultanı Resûl, Şahı-iklimi-risalet hürmetine, iki cihan serverinin şanı, şerefi, izzetine; Miraçta Habibine gösterdiğin zâtı-uluhiyetine mahsus âyat-ı-beyyinat devletine, sessiz cihetsiz, harfsiz, savtsız hitabı, ilâhiden nimetine, Celâlin, azametin, kuvvetin, kudretin, inayetin hürmetine bizleri bu gece esrarı-miracına eriştir. Habibinde biliştir, sevgilinle tanıştır, mahbubunla seviştir Yarabbi!
Ilâhi! Kalplerimizden dünya kederlerini ihraç eyle! Aşkınl, muhabbetini bizlere sertaç eyle! Sana varan yola bizleri minhaç eyle yarabbi! Mahzun gönüllerimizi dilşâd, cümlemizi narından azâd, sana ve senin Habibine olan aşkı muhabbetimizi müzdad eyle yarabbi!
Arşı rahman, Kürsiyyi-sübhan, sidre-i müntehada sana arzı ubudiyyet eyleyen melâikei mukarrabin hürmetine; Beytil-mâmuru tavaf eyleyen yedinci kat melekleri ve altıncı katta sana tesbih eyleyen melikenin tesbihatı izzetine, beşinci kat gök meleklerinin ibadâtı, duaları, tesbihleri, temcidleri hürmetine, dördüncü katta olan melikenin secdeleri, tahiyyatları, tesbihleri ve duaları azametine, üçüncü kat gökte olan melikenin secdelerindeki duaları izzetine, ikinci kat gökteki meleklerin rükûu ve birinci kat gökteki meleklerin kıyamı, duaları ve tesbihleri sırrına bizleri son nefeste. cemalin ve cemali Habibin ile müşerref eyle! Bize rahmetin ile muamele eyle! Bizleri habibinden ayırma yarabbi!
Adem safiyullah, Şit nebiyullah, Nuh neciyullah, İbrahim halilullah, Musa kelimullah, Ismail zebihullah, Isa ruhullah hakkı için, islâmı ehli-küfür üzere galip eyle! Cemi peygamberan hakkı için, Resûlün Muhammedül-arabi hakkı için bizleri zalemeye pâymal etme yarabbi! Zâhirimizi nûru Kur'-
an ile pür-nûr, batınımızı muhabbetin ile memlû eyle yarabbi!
Burada ellerini açıp, âmin diyen şu ümmeti Muhammedi, buradan dağılmadan rahmeti-Sübhaniyyen ile cümlemizi mağfurin zümresine ilhak eyle yarabbi! Cümlemize affı mağfiretin ile tecelli eyle yarabbi!
Şu halimizden ruhu Muhammediyyeyi haberdar eyle yarabbi! Nigâhı-iltifatı-Ahmediyyene cümlemizi nail eyle yarabbi! Bizleri, burada tevfikin ile cem'ettiğin gibi; ol ulu divanda, yalın ayak baş açık durdugumuzda cehennem, ehlimahşere hücum edip cümle peygamberler dizleri üstüne düşerek nefsi, nefsi diyerek âhü zâr ettikte ol seyyidil-kevneya, Resûlüssakaleyn, imamel-harameyn, sahibi kıbleteyn, ceddel Hasaneyn Ahmet, Mahmut, Hamid, Mahi, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri cehenneme karşı durup: «Kızım Fatıma, Zeynep, Rukiye, Ummü Gülsüm, Kasım, Ibrahim, Tayyibimi istemem. Hasanı müçtebamı, Hüseyni şehidi kerbelâmı al. Illâ şu zaif ümmetimi bana bağışla!» dediği günde, bu mecliste âmin diyen dilleri, ağlayan gözleri, inleyen gönülleri Habibinin Livâi-Hamd adlı sancağı altında lütfünle, kereminle, rahmetinle cem ve haşr eyle! Habibinin hürmetine bağışladığın kullarından eyle yarabbi.