Tımarhanenin önünden geçen bir zat içeride bulunan akıl hastalarından birine:
— İçeride kaç deli var? diye sorduğunda içerideki akıl hastası:
— Siz dışarıda, kaç akıllı varsınız? demiş. O zat ve bizler; tımarhanede her bulunanın deli, dışarıda her dolaşanın akıllı olmadığını anlamış olduk.
Hapishane, zindan da böyledir. Her hapishaneye giren suçlu, her serbest dolaşan da suçsuz değildir. Her günah içki gibi sekir, sarhogluk verse idi; kaç ayık kişi bulabilirdik?
Biz de şimdi anladık; asıl deli tımarhaneye giren değil:
bu dünyanın nakşına aldanıp, nakkaşını inkâr edendir. Asıl suçlu hapishaneye giren değil, vicdan azabına düçâr olandır.
Vicdânı var ise!
Malına, mülküne, mevkiine mağrur olup, bunların fâni olduğunu unutup; âhiret endişesi, kabir yalnızlığı, ölümün şiddetini, cehennemin ateşini, nereden gelip nereye gittiğini, ne için halk olunduğunu, bu gülmenin bir de ağlama ile nihayete erecegini düşünmeyendir.
Bu, sıhhattan sonra bir hastalığa, bu mülkten sonra fakirliğe, bu izzetten sonra zillete düşecegini düşünmeyendir.
Rabbil-âlemin olan kavi Allaha isyan eden zaif kul akıllı mıdır? Allahtan korkmayan, onun «Yapma!» dediğini yapan,
«Yap!» dedigini yapmayan akıllı mıdır?
O öyle bir haliktir ki, ruhumuzu kabz edebilir, gözümüzün nürunu söndürmeye kadirdir. Aklımızı alır ise, bizi onun kahrından kim kurtarabilir? Nitekim, bir gün bizim ruhumuzu kabz edecek, söyleyen ağızlarımız söylemeyecek, gören gözümüz görmeyecek, işiten kulağımız, yürüyen ayağımız, tutan elimiz tutmayacak, yürümeyecek, işitmeyecek.
Bu saydığım; bize emanet olan bu nimetleri bize kim ihsan etti? Hep O; verdiği gibi alabilir. Bizi sağ koyar, gözümüzü kör, kulağımızı sağır edebilir. Bir tarafımıza inme indirebilir. Onun verecegi müsibetlere kim mâni olabilir? Hastanelere git, bir bak da ibret al! Allahtan kork, ona şükür secdeleri et!
Yüzbin türlü hastalıkla malûl yüz binlerce kişi.. Bak;
sana sıhhat vermiş, ona karşı şükür borcun yok mu? Onlar gibi hasta olup, derdine derman arayabilirsin. Fakirim diye sızlanma. Senin üzerinde Allahın binlerce nimeti mevcut, sen farkında bile değilsin! Bir milyon liraya kanser olmağa razı olur musun? Olmazsın! Bir gözünü beş bin, diğer gözünü beş bin liraya satar mısın? Satmazsın; kollarını ve ayaklarını beşer bin liraya satarmısın? Satmazsın. İmanını, dinini, hürriyetini, namusunu bir milyona satar mısın? Satmazsın.
Bak; ne kadar zengin imişsin de haberin yok?
Bunlar bildiklerimiz. Ya, bilmeyip mâlik olduğumuz nimetleri saymağa kalkarsak hesap çoğalır. İşte, bu nimetlerden sorulacaksın. Allahtan kork. Bu nimetleri sana ihsan etti, yine senden geri alabilir. O her, şeye kadirdir, her şey ona dönecektir.