Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Hazreti Isa, yine bir mevtâyı bi-iznillah diriltti.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 483

Hazreti Isa, yine bir mevtâyı bi-iznillah diriltti. O dirilen zat Hz. Isa'ya: (Hani benim eşegim?) dedi. Bu zat hep eşegi ile uğraşırmış, dünyada iken, Âllahla, resûlü ile gönlünü mesgul et ki; dirildiğinde onları zikr edesin. Biz gelelim sözümüze:

Dünyadan bunları getirmişti. Bunlar imansızlığın, amelsizliğin, fenalığın ve zulmün sembolleri idi. Dünyada iken nakşı görmüg, nakşa aldanmış, nakkaşı görmemiş. Nakkaşı ona verdiği mühlete aldanmıştı. Kendisine verilen bu mühlete aldanmıştı. Kendisine verilen bu mühleti, bu fâni saltanatı bâki kalacak zannedip, bunlara güvenmişti. Dünyada sürdüğü bu fâni saltanat, onu umulmaz yaralara düçâr etmişti. Şimdi bu halde iken malına, parasına, rütbesine lânet okumağa başlar: «Ey malım, Ey câhım, ey kasam, ey param, ey rütbem. Allah belânızı versin. Ey dost sandıklarım! Beni, Allahımdan men'eden dümanlarım sizlere lânet olsun. Size aldandım, beni haktan men'ettiniz. Bana, hakkı görmeme perde oldunuz» dediginde, bütün malları, paraları, kese ve

rütbesi: «Allah senin belânı verdi. Daha da verecek. Allahın lâneti iki katlı senin üstüne olsun ki, sen bizim ile, cennete girebileceğin halde, bizleri kendi zulmüne ve nefsi emmarene sarf ettin.» derler.

Mal, Câh, Para, Kadın dünya değildir. Bunlar ile cennet alınabilir, hâk rızası bulunabilir. Bu saydıklarım, bir kişiyi haktan alakoyarsa o vakit dünya olur ve sahibi ile münazaa ederler. Birbirlerine belâ ve lânet okurlar. Malını helâldan kazamıp, hayra sarfedersen, Allah rızasını kazanırsın. Câhta öyle, Câhına mağrur olursan, halka zulüm edersen; Câh senin sebebi felâketin olur. Ama, âdil olursan sebebi necatın olur.

Para da, kumaş da böyle... Bunların, haktan olduğunu bilip, şükrünü ifa edersen, şâkirlerden olursun. Şâkirlerin makamı cennettir. Hidâyete eren, hidâyette bulunan bunlardır. Kadın da böyle, helâlı ise, ona sarf ettiğin Allah indinde en büyük hayırdır. Böyle olmazsa, bunlarla münazaan vardır. Malların sana lânet, sen mallarına lânet ederek bu dünyada korkunç, acı bir ölümle ölür, âhirette de yüzün kara olur. Eğer, şefaata mazhar olmazsan ebedi hüsranda kalırsın.

Şefaat, ehli iymanadır. İmansızlar gefaati Resülden istifade edemezler. Şu nutku aklından çıkarma:

Ey gönül! Kendini veznetmeye kantar ara, bul!

Yürü kantarına, halis ayar ara, bul!

Ne kazandın bu mülkü fâni fenâya geleli?

Serseri gezme boşa, zikr ile settar ara, bul!

Saltanat, mülki konak birgün elinden gidecek, Sana bâkiyde bir ev yapacak mimar ara, bul!

Seni bu nefs bir gün, dosta düşman edecek, Yürü; dil mülküne bir ehli-kumandan ara, bul!

Aldanma, azizim, bu dünyanın nalişına, nakkaşına;

Hazreti Adem gibi girsen hezaran yaşına, Akıbet gelirsin bir gün şu musalla taşına, Kapatırlar seni bir hâli haraba yalınız, O karanlık gecede kendine bir dost ara, bul!

Ummete farz olunan; savmı, salat, baccı-zekat, Ol sefaat sereti Ahmedi muhtar ara, bul!

Ey Cevahi; Ara gör derdine ilâç, Kevserin sâkisi olan Haydarı-Kerrar ara bı!

Ey âşıkı sadık!

Ölümün tatlısı, kabrin nûru, mahgerin gölgesi, arşın sayesi, cennetin miftabı, firdevsin derecatı, matlabı-âlâ, maksadı-râna buradan, yani dünyadan temin edilir. Bu nimetlere ermek; Islâm dini, Muhammed yolu ile olur. Hak yoluna harcamakla bulunur.

Bak; saat ne diye mırıldanıyor? Onun tik takları ne diyor?

Saat diyor tik tak, tik tak, Ayıp, ayıp ibadetsiz oturmak.

Saat diyor tik tak, tik tak, Ayıp. Ayıp çalışmamak!

Diğer bir sair ise:

Saatin çaldığı evkat değildir her gâh.

Ömrün vakti geçtiğine eyler âgâh.

Vaktini bog geçirme! Çalış, hem dünyan, hem de ukban mâmur olsun! Babalarımız çalıştı, biz rahat ettik. Babalarımız bu vatan, mukaddesat için öldüler.

Biz yaşıyoruz, onlar ölmeseler, ba mülkü bize bırakmasalardı, şimdi biz burada oturamazdık. Baban, şu ağacı dikti.

Sen, meyvasını yedin. Sen de ağaç dik ki, evlâtların yesin!

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.