Mecnun, Leylâ'nın köyüne gitti. Köydeki köpeklerin gözlerinden ve ayakları altından öptü. Mecnun'un bu halini görüp:
— Ne yapıyorsun? Köpeğin gözü ve ayağı öpülür mü?
diyenlere.
— O gözler Leylâ'yı gördü. O ayaklar Leylâ'nın bastığı yerlere bastı Leylâ'mı gören göze hürmetim vardır. Leylâ'nın astığı yere basan ayak, benim bas tâcımdır, deyip Leylâ'ya lan askını isbat evledi ve Levlâ'sını sordu? Öldü, dediler Kabrini sordu, başka bir kabir gösterdiler. O kabire vardı, kabiri kokladı.
— Bu benim Lcylâ'mın kabri değil, dedi ve koklaya koklaya Leylâ'nın kabrini buldu ve «Işte burası» dedi ve ruhunu o kabrin üstünde teslim eyledi.
Bu hikâyede olan inceliği anlamak lûtfunu, Allah sana ve bana nasip eylesin. Amin. Seven böyle olur!
Onun için; bizim kıssamızda olan Abdullah efendi, Resûlü sevdiğinden, böylece izharı sürur eyler, her senc bu ziyafetleri icra eder, ihmal etmezdi. Komşusu olan bir yahudi ailesi, her sene bu ziyafete şâhit olurlardı. Yine bir mevlûd ayında, böyle bir ziyafeti Kur'aniye ve mevlûdlar okunup, vâzı nasihat edilip; yemekler, şerbetler dağılıyor, herkes sûrura gark oluyordu ki, komşu yahudinin karısı kocasına sordu:
— Bu komşumuz, her sene bu gecede, bu kadar insanı dâvet ediyor. Bu kadar büyük ziyafetler verip bu kadar mal sarfediyor. Bunun hikmeti nedir? Bu işte adamın ne kârı vardır?
Insan, ömründe bir kere yaptığı düğünde bile bu kadar masraf etmez. Bu nasıl insan? Her sene bu masrafı yapmakta? dediginde; Yahudi olan kocası cevaben:
— Bu ziyafetlerin sebebi, onların peygamberi olan Muhammedin doğduğu aya hürmeten ve doğduğu geceye muhabbeten ve o geceye yetiştiğinden, şükren ve sevincinden bu ziyafetleri veriyor, dedi. O gece yahudi karısı bir rüya gördü.
Rüyasında, gayet güzel yüzlü, ziyade heybetli ve yüzünün nûru güneşten daha ziyadar bir kimse; etrafında yüzleri sabah yıldızı gibi münevver birçok kimselerle beraber gelip, Abdullah efendinin ziyafetinde bulundular. Abdullah efendinin evi, nûra gark olmuştu. O yahudi karısı, bu zatın güzelligine hayran olup etrafında bulunan arkadaşlarından birisine; bu zatı şerif kimdir? Bunun gibi böyle nurlu bir yüz görmedim. Böyle bir hüsnü cemale şahid olmadım. Cemâli melih, şirin, güler yüzlü ve tatlı sözlü bir zatı-akdes. Lûtfen, kimdir bana söyle?
dediginde; o zatı şerif yahudi karısına:
— Işte bu zatı şerif, âleme rahmet olan Fâhri âdem, mefharı âlem ve seyyidi-Beni-âdem, Resûlüllah, habibullah olan hazreti Muhammed sallallahü teâlâ aleyhi ve sellemdir, dedi.
Yahudi karısı «Buraya niçin teşrif etti!» dediginde; ol sahabe: «Bu ev sahibi Resûlüllaha âşıktır. Her sene bu aşkı muhabbetini bu ayda izhar eder. İşte bu hane sahibinin gösterdiği bu muhabbetten efendimiz memnun olduğu için Abdullah efendinin ziyaretine gelip, ziyafetinde bulunuyorlar, dedi. O yahudi karısı o sahabeye:
— Beklesem, dışarıya çıkınca benim ile konuşur mu?
Benim sözüme cevap verir mi? dedi.
— Beklemeğe ne hacet. Içeri gir ve oturdukları yere var.
İstediğini sor. Onun huzuruna varmak isteyen men' olunmaz.
Ona sual edene cevap verir. Hiç kimscyi mahzun ve mahrum etmez. dedi O yahudi karısı Resülün bulunduğu odaya girdi ve Resûlü-Ekremin huzuruna vardığında gördü ki, efendimiz nûra gark olmuş, oturuyor ve etrafında ashabı-güzin hazeratı duruyorlar. O yahudi hatunu Resûle hitaben:
— Yâ Muhammed! diye seslendiğinde, efendimiz,
— Lebbeyk! Yâni buyur diye cevap verdiler.
- Siz bir peygambersiniz. Ben ise, zavallı bir yahudiyim.
Hem de senin dininden de degilim. Böyle olmasına ragmen bana buyur diye cevap verdiniz.
— Ben, senin yüzünü gördüğümde, Allahuazimuşgan sana islâmı hidayet, ihsan edip nûru iyman ile müşerref edeceğini bildiğim için sana «Lebbeyk» diye cevap verdim, diye buyurdu. O yahudi karısı: sordu
— Sen Nebiyyi-kerimsin. Hulki-âzimin üstündesin. Böyle olduğu halde bu haneye teşrif buyurmanızdaki, sırrı hikmet nedir?
— Bu evin sahibi bana muhabbetten bu kadar evlâdımı ve ümmetimin âlimlerini, hafızlarını, fukarasını, yetimlerini,
yoksullarını ve sâlihlerini dâvet ediyor. Bu kadar ziyafetler, bu kadar mal ve parayı benim muhabbetimden, bana olan sevgisinden ihsan ediyor. Ben de hak celle ve âlâdan izinli olarak, onu ziyaret etmek için evine ve ziyafetine geldim. Hak celle ve âlâ, benim bu eve geldigim hürmetine, bu ev içinde bulunanları bütün kaza ve belâlardan ve âfat ve felâketten, gelecek seneye kadar muhafaza edip türlü nimet ve rahmetine ve enval nimetine nail eyleyip selâmet ve âfiyette daim eyleye! dedikte, o yahudi hatunu:
— Ben dini bâtıldan rücu ettim. Hak dini olan dini-islâmı kabul ettim: «Eşhedü en lâilâhe illallah ve eşhedü enneke Resûlüllah» deyip islâm oldu. Ve dedi ki: «Ya Resûlallah!
Ben senin yolunda mal ve canımı bezl edersem; benim haneme de teşrif eder misiniz?» Efendimiz: «Evet, sen de bu zat gibi bize izharı muhabbet edersen, senin de hanene gelirim»
buyurdular. Kişi, sevdiği ile beraberdir.
Ol hatun her sene mevlûd ayında vus'atı kadar bezli-mal edip, mevlûdu şerif ve vâzü nasihat ve medhi Resûl okutup sâdata, ulemaya, huffaza ve talebeyi-ulûma, fukara yoksul, zuafaya, yetimlere ve dullara Allah yolunda, Muhammed aşkında bütün malımı bezl edeyim derken uyandı. Gördü ki; kendisi, evi, ve kalbi nuru iyman ile dolmuş ve hidâyeti sübhaniye mazhar olmuş. Sabah, kocam evden gitsin. Hemen müftüye gidip iyman ve islâmımı izhar edeyim. Kocam, yahudi olduğu için hemen boş düşerim. Elimde kalan malımı ve mâlik olduğum emlâkimi sarf edip bir ziyafet tertip edip mevlûdu şerif okutayım ve ol Resûlü-Ekreme intisab ettiğimi izhar, sürur edeyim diye bunları düşünürken, kocası kendisine hitab etti:
— Hanım, ne kadar tavuk ve kuzu varsa kestirelim. Her ne istersen emir eyle. Varıp alayım. Ziyafete hazırlanalım.
Komşu gibi biz de sofralar donatalım dediğinde kadın şaşırdı ve:
— Ne ziyafeti yapacaksın? dediğinde kocası:
— Senin o gördügün rüyayı ben de gördüm ve dini-islâmı kabul ettim. Nuru-iyman ile ben de müşerref oldum. Resûlüllah bana emretti ki «Senin malın yoktur.» Sen hanımının ziyafetinde hizmette bulun. Sen de hizmetinle ol gerefe naili meram olasın diye Tenbih buyurdular. Dediğinde Kadın çok sevindi. İkisi de müftünün huzurunda izharı iyman ettiler.
Ey mümini sadıklar! Bir düşünelim:
Resul Aleyhısselama can ve ma lle muhabbet edenin komşulugunda olan yahudiye islam nasip olur ise, ya Resûle aşk, şevk ve muhabbet edenin ereceği makam ne olacaktır? Işte, en ufak iltifatı ilâhi! Resûlü sevip, onun yoluna can ve malını bezleyleyenin hanesine Resûlün teşrifidir. Ya âhirette ereceği makamı ancak Allah ve Resûlü bilir.
Hak celle ve alâ, cümlemizi ömrümüzün nihayetine kadar Resülü-Ekrem Efendimize tâzim ve muhabbeti aliyyelerini daima kalbimizde tezyid eyleye. Sünneti şeriflerine iktida kalıbımızla eseri aşkı muhammedi, kalbimizde meveddetini tevsii eyleye. Onun aşkı muhabbeti ile kalplerimizi safadar eyleye.