Hatemoğlu Muhammed, (Rahimehullah) rivâyet ve hikâyet eyledi:
Mısır'da bir âdem vardı. İsmi Abdullah, kendi Abdullah idi. Bu zâtı-şerif her sene, Mevlût ayı olan Rabiul evvel ayında Resûl aleyhi ve sellem efendimize, tâzimen, muhabbeten; saadatı-kiramı ve ulemayı-izâmı ve huffazı Kur'an ile bütün fukarayı, zaifleri, yoksulları ve yetimleri dâvet eder, büyük ziyafetler tertip edip, bütün halka ikram eder, hattâ gayrı-müslümler bile bu ziyafetten faydalanırdı. Kedi, köpek gibi garip hayvanlar bile bu ziyafetlerden kalan kırıntılar ile karınlarını doyururlardı. Vaizler vaaz eder, hafızlar Kur'an okur, türlü türlü kasideler, nâtı şerifler söyleyip, tâzimatı-Resûl, tekrimatı Nebiyyi icra ettirip cümlesine in'am ve ihsanlar ederdi.
Insan sevdiği yoluna nesini vermez? Mal değil, canını bile fedaya hazırdır. Güzelliği fani olan bir kadın için, İngiliz kralının tahtını terk ettiğini hepimiz biliyoruz. Aşk budur, muhabbet budur. Sevdiği uğruna her şeyini feda eden; Aşkını, muhab betini böylece isbat etmiştir.
Gazeteleri okumadın mı? Vietnamlı ateşperest Budist rahipleri iymanları için, kendilerini yakıyorlar. İyman budur, dinleri bâtıl olduğu halde bu fedakârlığı gösteriyorlar. İnanan işte böyledir.
Bizim dinimizde intihar etmek haramdır. Ama hiç olmazsa iymanın bir nişânesi, aşkın, sevginin ve itaatının bir nümunesi şarttır.