Ara
Menü
6 dakikalık okuma

Hazreti Omer; hilâfetinde bir gün, Hz.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 363

Hazreti Omer; hilâfetinde bir gün, Hz. Ayge validemize haber yollayıp «Bana bir ölüm vukuunda, müsaadesi olur ise;

fahriâlemin yanına defn olunmaklığıma izin verirler mi?» dedi. Ummül mü'minin Ayşe anamız da «Ömer'in oraya defin olmasına müaade ederim» dedi.

Efendimizin defn olunduğu oda, kendilerinin zamanında Hz. Ayşe'nin oturduğu oda idi. Efendimiz; Ayşe annemizin odasında, Hakka, âlemi cemale göçtüler. «Nebiler nerede Hakka mülâki olurlar ise, oraya defin olurlar» diye hadisi gerif, şerefi vurûd olduğundan; efendimizi yatağının bulunduğu yere defnettiler.

Bu hücre, Hz. Ayşe'ye aitti. Pederleri yârı-garı Resûl;

Hz. Ebu Bekir de Hakka mülâki olunca, sevgili babasını da Allah Resûlünün yanına defn ettirdi. Hz. Ömer de bu cennete girmek dilemiş ve müsaadeyi almıştı.

Fakat, tekrar yanındakilere hitap edip: «Ben öldükten sonra, Hz. Ayşe'den: Ravza-1-Resûle gömülmem için izin alınız» diye tenbih buyurunca «Ya emîrel mü'minîn! Izin almıştınız ya!» diyenlere Evet! Izin aldım, ama belki mü'minlerin annesinin yüzüme karşı olmaz demeye dili varmamıştır. Vefatımdan sonra siz yine izin isteyiniz. Şayet izin verirse, beni Ravzai-Mutahhara'nın önüne götürürsünüz. Tabutumu hücrei-saadetin önüne koyarsınız. «Ya Resûlallah! Sana Ömer'i getirdik. dersiniz. Bir işaret olur ise, beni Ravzai-nebiyye, Resûlün sol tarafı ve ayak ucuna gömersiniz. Bir işaret olmaz ise; Cennetül-Bakî'ye, Medine kabristanına gömersiniz» buyurdular ve bir gün Hz. Ömer de ecel şerbetini, Hakkın takdiri ilâhisi ile, kendini bir Iranlı zerdüşî kölenin şehid etmesi ile içti. Vasiyeti üzere tekrar Hz. Ayşe radiyellahu anhadan, Hücrei-nebiyye gömülmek üzere izin alındı, tabutu Ravzayi nebiye getirildi. İmamı Ali türbei-saadete seslenerek, «Ya Restlallah! Ömer'i, sana getirdik» dediğinde, içeriden fahri-âlemin sesi duyuldu ve «Ömeri bana getirin!» diyordu.

Anladın mı; Ömer kimdir ve sen kimsin?!..

Ey Hz. Ömer'in aleyhinde konuşan! Senin iyman ile göçecegin şüpheli iken, bu iltifatı nebiyye mazhar olan Hz. Omer kadıyallahu anh hakkında ne cesaretle ilerı gerı konuşabılırsin? İste onun mertebesi iyi oku, ögren ve iymana, insata gel..

Surası gelmiş iken şunu da açıklayayım: Cenabı Resûl Sallallahu aleyhi vesellemin, Ravzai-Şerifine imamı Hasan'ın defin edilmesine ümmül-müminin cenabı Ayşe radiyallahu anhanın müsaadesi olmadı deyip, cenabı peygamberin sevgili zevcesine dil uzatan münafıklar ve o münafıkların sözüne uyan ve kananlar şunu iyi bilmelidir ki, bir kimse Hz. Ebu Bekir'in aleyhinde bulunsa, delâlette kalmış olur. Hz. Ayşe'- nin aleyhinde bulunanlar da «ashâbı ifk» den olup, kâfir olurlar. Dünya ve âhirette Allahın lânetine uğrarlar.

Cenabı Resülüllahın, defin olduğu hücre, Hz. Ayşe annemize aittir. O höcrede, cenabı-hakkın sevgili mahbûbu, âlemlere rahmet olan, sultan-1 enbiya efendimiz Hz. Ayşe annemizin göğsünde, sevgili Rabbine mülâki olmuşlar ve oraya, Rabbine mülâki olduğu yere defin olmuşlardır. Sonra bu höcreye;

efendimizin muhterem zevcesi Ayşe radiyellahü anhâ'nın pederi âlileri olan Hz. Eba Bekir defin olmuştur.

Eba Bekir radiyellahu anh, dolayısı ile, cenabı Resûlüllahın kayın pederidir. Sonra, aynı yere yine Hz. Ayşe'nin izni ile cenabı Resûlüllahın ve imamı Ali'nin damadı olan Ömer ibni Hattap defin olmuştur. Eğer, cenabı Hasan da, Ravzaya defn edilse idi Ravzai-Mutahhara, Ehli-beyt kabristanı olurdu Dikkat edilirse; cenabı Ayşe radiyallahu anhâ bile Ravza'ya değil Cennetül-Bâkî'ye defin olunmuştur.

Keza üçüncü halife Osman Zinnûreyn de cennetül-Bâkîye defin olunmuştur.

Hz. Ayşe ve cenabı Osman Ravzai mutahharaya defin olup, da cenabı Hasanı müçteba Cennetül-Bâkî'ye defin olunsa idi, Şia'ya biz de hak verebilirdik.

Efendimizden sonra, Hz. Eba Bekir ve Ömer radiyellahu anhüma'dan başka hiçbir kimse Ravzaya defin olmamıştır.

Hazreti Hasanı-müçteba, Cennetül Baki'ye gömülmekle, orada cüz-ü Muhammedinin bulunmasına sebep olmuştur.

Bir rivayete göre, Fatıma hayrunnisa da, pederi, Rahmetellil âlemin olan cenabı peygamberin höcresinde medfundur.

Bir rivayete göre cennetül-baki kabristanındadır.

Ehli-beyti Mustafâ, Ali Muhammed nûrdur, nûr Böyle kabile kavgalarına, isimlerini karıştırıp, onları rahatsız etmemeliyiz! Cenabı peygamberi sev! Ehli-beytine, ezvacına ve evlâdına muhabbet et! Ashabina hürmet eyle ki, iki cihanda aziz olup şefaatlerine eresin!

Allahı unutma, Allahı zikr eyle! Kişi sevdiğini çok zikr eder! Allahı zikr eden zarar etmez, mahrum olmaz. Kalplerin itminânı zikrullahtır. Zikrullah büyüktür. Zikr eden muhakkak ki felâh buldu.

Yarabbi! Bizleri, zikrinden ve fikrinden ayırma! Bize.

zikri-ilâhînin tadını duyur, Zira, seni zikr edeni sen zikredersin.. Bizleri, Habibin Muhammedden ayırma! En büyük zikrin olan Kur'anı-Kerimi okumak ve onunla âmil olmak, her amelimizi ihlâs ile yapmak nasib ve müyesser eyle! Lisanımızı zikrullah ile süsle, kalbimizi zikri Kur'an ve kelimei-tevhidin nuru ile nurlandır. Yüzümüzü ak, göynümüzü pâk, cesedimizi ve kalıbımızı tathir eyle!

Son nefeste son kelâmımızı Kur'anı-Mecid ve Kelimevitevhid eyle! Âhir kelâmı «tevhid» olanın, cennete dâhil olduğunu habibin haber vermede: Bizden, bu nimeti esirgeme!

Son kelâmımızı kelimei-tevhid ile tamâm eyle! O anda bizi ölüm korkusu ile ve ölümün acısı ile kıvrandırma! Gözümüzden perdeyi kaldır, cemâlin ve habibinin cemâli ile müşerref kıl! Müjdeci meleklerin bize cenneti tebşir etsin.

Cennetine ve cemâline hayran olarak, çenemizi kapa! Kabir korkularından emîn kıl! Kerîm olan iki meleği, bize güler yüzle gönder «Rabbin kimdir? Nebîn kimdir?.. Dînin nedir?..»

suallerine cevabımızı kolay ve âsân eyle.

Kabrimizi, cennet bahçelerinden bir bahçe eyle! Cehennem çukurlarından eyleme! A'mâli-sâlihamızı kendimize yoldaş eyle. İltifatı Resûlüllaha ve Ehli-beyti Mustafaya, biz âsileri affedip, sâil eyle.

Kabirden kalktığımızda, bizlere cennet burakları gönder.

Cennet taamları ve cennet içeceklerini bize ikram ettir. Kâfirlerin ve zâlimlerin çıplak kaldığı o demde bizlere cennet libasları giydir. Zâkirlerle, âşıklarla habibinin livâsı altında cem'- eyle. Arşın gölgesinde bizleri gölgelendir. Habîbinin, Haseneyn'inin ve Haydarı Kerrarının ellerinden Abı-Kevserlerle bizleri sula. Mîzânda defteri âmâlimizi sağ tarafımızdan âtâ

eyle.. Suçlarımızı meydana koyup, bizi ehli-mahşere rüsvây etme! Evliyaullah ve enbiyaullah huzurunda bizleri utandırma!

Suçlarımızı ört ve affeyle! Adlinle bize muamele eyleme, affınla muamele eyle! Nârından âzâd eyle. Lütfunla kereminle cennatu âliyatına dâhil eyle! Sıratı yıldırım gibi geçerek, Abu hayattan içerek, firdevsiâlâda, civârı Mustafada iskân eyle!

Ümmeti Muhammedin âsilerini islâm eyle, kalplerini dini islâm üzerine çevir!

Hükûmeti cumhuriyetimizi adl ile payidâr eyle! Hükûmeti cumhuriyetimizi dini islâma hâdim eyle! Türk büyüklerinin kalplerini nuru Kur'an, nuru tevhid ile tezyin eyle! Onları nigâhı-iltifatı-Ahmediyyene nâil eyle! Dinü devlet, vatanü millet uğruna çalışanları iki cihanda azîz eyle! Ordularımızı daima mansûr ve muzaffer eyle! Ehli-islâmı kâfir üzerine galip eyle! Vatanımıza bereketler âtâ eyle. Vatanımız âfât-1-semaviyeden ve araziyyeden, zelzeleden, su istilasından ve şerirlerin istilâsından, kâfirden ve zâlimden hıfz eyle.

Bizi zalemeye payımal etme. Iffet, ırz ve mukaddesatımızi düşmanın pis çizmeleri ile ezdirme! Cemi islâm ve ehli-iymâna selâmet ver. Kalplerimizi tevhîd eyle!

Bi-hürmeti Seyyidil-Mürselin.

Sübhane rabbike rabbil izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel mürselîn. Velhamdülillâhi rabbil âlemin. El Fâtiha...

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.