Ara
Menü
4 dakikalık okuma

İbni Mülcem zâlimi, İmamı Aliyyel-Murtezayı şehid eyledi.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 356

İbni Mülcem zâlimi, İmamı Aliyyel-Murtezayı şehid eyledi. Cesedi mübarekini teneşire yatırdıklarında, iki omuzunun çürümüş olduğunu gördüler. Ashabı-Ali, İmamı Hasan ve Hüseyin'e bu çürüğün sebebini sordular. Hazreti Hasan'ı-müçteba buyurdular ki, «Kûfe'de, herkes gece olup yattığında, şehrin en uzak yerlerinde olan fukaraya sabaha kadar sırtında

erzak çekerdi. Işte, o erzakları bağlayan iplerin çürüğüdür.»

buyurmuşlardır. Cenabı-fâtihi-Hayber, Sakiyi-kevser efendimiz her gece kimsenin haberi olmadan arkasında taşıdığı yiyecekleri ve yakacakları taşırdı. İşte bu ağırlıklardan, mübarek omuzunu ipler kesmişti. Cenabı Ali efendimizin, birinci cild, birinci risalemizdeki, menakıbını okuyunuz.

Hazreti Ömer radıyellabu anh, Mülkü İran'ı zaptedip, mağrur Iranlıların tahtlarını başlarına geçirip; Fahri-risaletin elçisini katleden ve mektubu Muhammediyyeyi yırtan, o zâlimlerin hakkından geldikten sonra, Müslüman arapların bu galibiyyetini bir türlü hazmedemiyen bu ateş perest kavimden hakkı ile müslüman olmayan zerdüştiler; Eba Bekir, Ömer ve Osman'ı, İmamı Ali'nin hakkını gasbetti diye nifak çıkarıp Ehli-beyt ve Hânedanı-Mustafayı perde ederek, bilhas sa, mülklerini yıkan Âdil Ömer'e, düşmanlık etmeyi vazife bildiler gayeleri Imamı Aliyye ve evlâdına muhabbet değil; aslında Omer'e buğz ve düşmanlık idi. Yukarda söylediğimiz gibi Hz. Omer, Resûl Aleyhisselâmın kayın pederi, ayni zamanda İmamı Ali'nin Ümmü-Gülsüm ismindeki kerimelerini almakla Imam Ali'ye damat olmak şerefini kazanmıştı. Aynı zamanda İmam Ali'de, Ömer ibni Hattap gibi bir zatı damad edinmekle şerefbahş olmuştu. Kayın pederin şerefine göre bir damad, damadın şerefine göre bir kayın peder! Hz. Omer için, «Imamı Aliye lâyık bir damad değildi demek Imamı Ali kendine damad seçemedi» demek olmaz mı? Bu İmamı Aliyi görüşsüzlükle ithamdır. Biz bile kızımızı, lâyık olmayana vermeyiz. Nerde kaldı ki, Imamı Aliyyel Mürteza kendine lâyık olmayana kızını versin?!

İşte, bu incelikleri düşünmeden, bu münafıkların sözüne uyanlar; Emevîlerin de zulümlerini istismar ederek, islâmı parçalamaya muvaffak oldular. Hele Imamı Hüseyinin katli bu gürûhun ekmeğine yağ, bal oldu. İslâm arasında bir kör döğüşüdür başladı. Münafık sözüne uyan (Şiî'yiz!) diyen zümre, Hüseyin'in katlini sünnîlere yükledi. Münafık sözüne inanan sünniler de, Hüseyin'i Iranlılar katletti dediler. Sünnileri harici olarak gösterdiler. Haşa! İmamı Aliye muhalif bildirdiler.

İranların meşhur şairi Firdevsî bile «Şeyhnamesinde»

zımnen Hazreti Ömer'e çatıyor. O bile, İran milliyetçiliğinden kendini kurtaramıyor, şöyle ki: «Ey felek; yuh olsun sana!

Deve eti, kertenkele yiyen Araplara, mülki iranı verdin» diyor. Arap kelimesi altında tecavüz Ömer ibnil-Hattab'adır.

Bir kimse; Allaha Peygambere, yevmi cezaya inanıyor ise kendini şirkten, küfürden kurtarıp hidayetine sebep olan mürîdine buğz ve sebbeder mi? Ona hakareti lâyık görürmü?

İgte, Iran kendilerini tarîki-islâma götüren, nârı cahimden kurtaran; Resülün kayın pederi, Imamı Alinin damâdı, İranı ateşpareslikten kurtaran, Hz. Ömere buğz ve hakaret etmede! fran dediğimiz zaman, bütün fran'ı itham etmiyoruz.

İranlılardan, sadece Ömer ibni-Hattab'a buğz edenleri kast ediyoruz.

Müfsidlerin sözlerine, münafıkların iğfalatına katılan Türk bektaşileri ve Alevileri de; Rabbül-âleminin sevgili Resûlünün eshabı kiramı olan Ebu Bekir'i, Ömer, Osman, Said Ibni ebî vakkas'ı, aşere-i mübeşşereden birçoğunu, eshabı suffeyi ve diğer eshabı hâşâ birer Ehli-beyt düşmanı olarak tanıtmışlardır. Bu suretle, perde arkasından Resûle ve ezvacina ve Ehli-beytine nice rezilâne hakaretler yağdırmışlardır.

Zamanımızda ayni hiyle, şöyle devam etmektedir: Bu insanlık harici kimseler, Resûle hakaret etseler, cahil müslümanlar anlayacak ve Resülüne hakaret edenin hakkından gelecektir. Onun için Arablara hakaret ederek, Arab kavmini perde ederek Resûl aleyhisselâma tecavüz etmektedirler. Ayni gaye başka yoldan devam ettirilmektedir.

Dinsiz islâm düşmanları da: «Efendim! islâm dini yüksektir. Yüce bir dindir. Velâkin bu yobazlar olmasa?» Senin yobaz zannettiğin kimseler olmasa din kendi kendine ortadan kalkar. «Yobaz adını koyduğun bu zevatı ortadan kaldırıp İslâmı sen mi yayacaksın, yahut islâm dinini sen mi temsil edeceksin?!

…..» Rüzgâra karşı tükürenin tükürüğü yüzüne yapışır. Güneşi balçıkla sıvayıp örtmeye yeltenenler aldanırlar.

Iki cihan fahrine, ehli-beytine ve onun sevgıll eshabina utanmadan dil uzatanların akibetleri ise muhakkak hüsran ile neticelenir.

tranhlar, kendilerinin hidayetine sebep olan zata düşman oldukları gibi, onların delâletine kanan bektaşiler ve aleviler de Iran'a düşman olmuş; senelerce birbirlerinin kanlarını dökmüşlerdir.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.