Ara
Menü
3 dakikalık okuma

İkinci halifei-hak olan Ömer ibnül hattâp, bir gün Medinei-Münevverede hutbe okurlarken birdenbire: Yâ…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 350

İkinci halifei-hak olan Ömer ibnül hattâp, bir gün Medinei-Münevverede hutbe okurlarken birdenbire: «Yâ Sâriye!

El cebel. Yâ Sâriye! El cebel» (Yâni Ey Sâriye dağa çık dağa çık) diye bağırmağa başladılar; sonra susup tekrar hutbeyi tamamladılar. O vakit islâm ordusu, Kadisiye de Iran ordusu ile harp ediyordu. Sâriye, İslâm ordusunda büyük bir mevki işgal etmekte idi. Iranlılar Sâriye'nin kumanda ettiği birliği sıkıştırıp güç durumda bırakmışlardı. Hz. Ömer'in «Yâ Sâriye, El cebel.» sedâsını işiten Sâriye, askerini dağa çıkarmış.

Bu emri halife ile büyük bir maglübiyetten kurtulup düşmanı arkadan sararak, Iran ordusunu fena halde mağlûp etmişti.

Medine ile Kadisiye arası üç aylık yol idi. Allah Ömer'ine üç aylık yolda olan askerının halını bıldırıyordu. Bu seslenışı uç aylık mesafeye ulaşmıştı. Belki, Hz. Omer'e verilen «Mânevi radar», üç senelik, üçyüz senelik yahut üç bin senelik yolda olan vukuatı da gösterebilir, ve «Manevi mikrofonu» onun sesini üç aylık, üç senelik, üçyüz senelik, üçbin senelik yere bile sesini işittirebilirdi.

Allahın, adl şehrinin kapısı olan, Hz. Ömere lütfettiği böyle bir kerameti çok görmemelidir. Her insan Hakka karşı farz olandan başka nafile ibadetle böyle derecelere ulaşabilir ve gören gözü hakla görür, işiten kulağı hakla işitir. Ustelik Nebi aleyhisselâm Hz. Ömer hakkında, «Benden sonra nebî gelse idi, ben peygamberlerin sonu olmasaydım, Ömer peygamber olarak gelirdi» Buyuruyor. Boyle bir zata, boyle ufak bir keramet çok görülmemelidir. Hz. Ömer, Efendimizin kayın pederi, bu dini islâmın da zabtiye nâzırıdır.

Beni-Israil peygamberlerinin ve onlara vâris olan velilerinin nice kerametlere sâhib bulunduğunu Kur'anı-Kerîm bildirmektedir. Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman ve Hz. Ali rıdvanullahi aleyhim emain hakkında, diğer ezvacı tâhirât ve kurbu Muhammedde bulunanlar hakkında, münafıklara uyup kötü düşünenlere şunu hatırlatırım ki; Resûlün her dediği ve her yaptığı Allahtandır. Böyle olduğuna dâir Kur'anı-Kerimde bir çok delil vardır. Ezcümle:

(Ve mâ yentıku ân-ilhevâ in hüve illâ vahyün yüha).

Necm sûresi: 3-4 Meâli: Resûlüm Muhammed, kendi arzusuna göre söz söylemez. Ancak, Allah'tan vahyolunanı söyler.

İranlılardan bazıları Hz. Ömer radiyellahu anh'a müthiş düşmandır. Halbuki, Hz. Omer, Iran'ı zaptedip halkını islâm etmiş, onların âhiret saadetini temin etmiştir. Islâmda bir Ömer olmasa, koca Iran imparatorluğu biraz güç zaptedilirdi. Hz, Ömer'e düşman olan Iranlilar, her halde islâm olmalarından memnun kalmamışlar ki, kendilerinin hidayetine sebep olan bu zatı akdese düşman oluyorlar.

Eğer, islâm olmalarından memnun olsalardı, Hz. Ömeri minnet ile yad ederler, ona muhabbeti farz bilirlerdi. Böyle yapmak da insan olanların nişânesidir. Seni felâketten, ebedi saadete götüren bir kişiye düşmanlık etmek, insanlık işi değildir. Bilâkis, «kendine fenalık yapana bile iyilik yapmak» insanlık işidir. Aliyyel-Murtezâyı sevenler, onun yolundan yürümeli! Onun ahlâkı ile ahlâklanmalıdır. İmamı Alinin ahlâkı ise Kur'an ve Resûlün ahlâkıdır. İmamı Ali kendine fenalık yapana iyilik ederdi. Onun önderi, onsekiz bin âleme rahmet olan Muhammed Aleyhisselâm da böyle yapardı. Alemlerin Rabbi, Allah da böyle yapmış ve böyle yapmaktadır. Şu kıssayı ibretle oku:

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.