Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Sultan Mahmut Gaznevi, birgün huzurunda oturan vezirlerinden birine gayet kıymetli bir bardağı verip;…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 319

Sultan Mahmut Gaznevi, birgün huzurunda oturan vezirlerinden birine gayet kıymetli bir bardağı verip; «Bunu kır!»

dedi. Vezir: «Aman sultanım. Bu çin bardağıdır. Çok kıymetlidir. Nasıl kırarım?» dedi. Sultan Mahmud ona «Peki! Güzel»

diyerek, bardağı diğer vezire uzattı. O da aynı sözleri söyledi ve bardağı kırmadı. Diğer vezir de aynı sözleri söyleyerek bardağı kırmayınca, Sultan Mahmud onu müsâhibi Ayaz'a uzattı ve «Kır bunu!» dedi. Ayaz, hiç tereddüt etmeden bardağı yere çaldı, ve kırdı. Sultan, Ayaz'a: «Bardak kıymetli değil mi idi?» dedi. Ayaz cevaben: «Evet çok kıymetli idi. Fakat, sizin sözünüz bana bu bardaktan daha kıymetlidir. Bardağı kır emrine uymasam, onu kırmamakla sizi kırmış olurum, sizi kırmaktansa, böyle kıymetli yüz bin bardagı kırmak bana daha sevgilidir» deyip oradaki vezirlere padişaha riyaen güya iyi niyetlerini göstermek isteyen kişilere ibretli bir «emre, kayıtsız şartsız bağlanma» dersini verdi.

Allah celle sana şunu YAP dıye emretti mi, hemen o emri yerine getirmelisin. O şey senin aleyhine bile olsa!

... Bu emri yerine getirmezsen; Allahı gücendirir darıltırsın. Allahı seven onun emrine itâatli olur. Nehyinden kaçar. Kullar mûti olunca, Allah onların başına âdil kimseler getirir. Adil hükümdarlara nail olanın dünyası ve âhireti cennet olur. Kalblere merhamet, şefkat verilir. Zenginlerde şükür artar.

Vatanda bereket çoğalır. Herkesin yüzü güler. Kardeşlik havası eser.

Evamiri-Ilâhiyeye imtisal olmazsa, Allah'ın neyinden kaçınılmaz ise; başa geçen zâlimler de halka merhamet, sefkat etmez. Kalpler taş gibi katı olur. Zenginlerden şükür kalkar. Fukarada sabır ve kanaat kalmaz. Hased başlar, halk birbirine düşman olur, bereket kalkar, katiller çoğalır, vatan cehenne- Şu hikâyeyi dikkatle oku; ibret al!...

HÎKÂYE Vaktiyle Irak halkı azdığı için, Allah Haccaci-Zâlim'i onların başına belâ olarak getirdi. Haccac; Kûfe mescidine gelip, hutbeye çıktı. Halka beliğ bir hutbe okuyup, «Ey şikâk ve nifâk ehli olan Irak halkı! Kamçımı attım, kılıcımı aldım. Olunuz ashabı Resûl gibi, olayım size Ömer ibni Hattab! Bu kötülükte devam ederseniz, altından kan alacağım çok sakal görüyorum» dedi. «Benim aleyhime yaptığınız beddualar kabul olmaz. Şayet, olsa bile benden sonra, beni bile aratacak, benden daha zâlim biri gelecektir. Eğer Allahtan korkar, Resûlden hâya eder de, bu kötü huylarmızdan vaz geçerseniz; o vakit Allah benim kalbimi yumuşatır. Size, adl ile muamele ederim.

Yahud Allah beni sizin üzerinize hükmetmekten alıkoyar!»

dedi.

Haccac, ordusu ile Basra'ya hareket etti. Basra'lılar Hasan-ül Basri hazretlerine varıp «Ya imam! Haccac üzerimize geliyormuş. Karşı çıkıp cenk mi edelim, yoksa, kaçalım mı?»

demişler. Hz. Imam onlara: «Ey ehl-i Basra, karşı koyarsanız maglüp olursunuz. Kaçar iseniz zillet ile anılırsınız, üstelik Haccac sizi bulup, hepinizi sefil olarak öldürür» dediğinde:

«Ya Imam! Oyle ise ne yapalım?» deyince, «Allaha, tövbei- Nasuh ile tövbe ediniz. Ola ki Allah bu gazabını üzerinizden kaldırır.» buyurdular. Basralılar, Sıdk ve sadakatle Hazretin yanında tövbe ettiler. Yaptıkları kötülüklere dönmeyeceklerine dair Allaha söz verdiler. Allah tövbelerini kabul buyurdu ki, derhal Basra ile Küfe arasını korkunç, bulutlar kaplayıp yıldırımlar çakmağa başladı. Haccac, ordusuna hitaben: «Geriye dönün. Basralılar tövbe ediyor.» dedi. Haccac Basra'ya girmeden ordusunu geri çekmiştir.

Işte mü'minler! Haccacı-Zâlim Basra'ya girmeyip, bunların tövbe ettiklerini söyleyip geri dönmüştü. Zira, zâlimler, Allahın azılı köpekleridir. Hangi kavim yoldan çıkar, azar ise, o

zâlim kişi bu âsî kavime Allah tarafından musallat edilir. O kavmin yaptığı fenalığı neticesini, o zülmü işleyen kavime, millete muhakkak tattırır.

Allah celle, zulumden munezzentir. Kul, kendı yaptıgı zulmün, cezasını çeker. Buna binaen, bizler de tövbekâr olur isek; işin rengi değişir. Bize zulm edenler, adil oluverirler. Zira, kalpleri çeviren Allah celle celâluhudur. Akşam zâlim olan, sabah âdil olabilir. Sabah âdil olan da, akşama zalim olabilir.

Ayıbı başkasında arama! Kendinde ara! Biz, kendimizi ıslah edersek. Kur'anı-Kerîmin ve Resûli-bâsafânı ahlâkı ile ahâklanırsak; Allah da zâlimlerin zulmünü ad'le tebdil ediverir.

Yahut, o zâlimin ruhunu kabz edip, tövbekâr olan kullarını onun şerrinden halâs eder.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.