Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Zalim hükümdarın biri, halka hitaben konuşurken yüzüne bir sinek kondu.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 311

Zalim hükümdarın biri, halka hitaben konuşurken yüzüne bir sinek kondu. Sineği kovdu. Sinek tekrar kondu, yine kovdu. Sinek inatçıdır, tekrar kondu. Öldürmek istedi, muvaffak olamadı, kızdı. Orada hazır olan ulemadan Dahhâk'e hitaben «Bu müz'iç hayvanı Allah neden yarattı? Ne faydası var sanki?» dediğinde Dahhâk, hükümdara hitaben: Senin gibi zâlimlerin, azlerini sineği defedemiyecek kadar kudretsiz olduklarını kendilerine bildirmek için yaratıldı. Insan oğluna hükmedersin ve lâkin ufak âciz bir hayvan seni dinlemez. Pisliğe konar, sonra gelir kendini Allah zannedenlerin yüzüne konar. Ona lisanı hal ile der ki: (Sen bir hiçsin. Hiç olduğunu unutma. Dünyaya gâlip gelirsin ama bana galip olamazsın. Allah dilerse, seni Nemrud gibi, âciz, bacağı kırık bir sinekle de öldürür.)

— Insan olan Allahtan korkar. Allahı tanır, onu sever. YAP- MA! dedigi şeyleri Allahtan korkup, yapmamalıdır. YAP! dediklerini seve seve yapıp, Allahı severek, överek onu zikr ederek yapmalıdır. Allahın nehiyleri hususunda, Allahtan korkmalı, emirler hususunda Allahı sevmelidir. Her emrini minnet, devlet bilerek seve seve yapmalı yaptığının kabulü için, Rabbine niyaz etmelidir. Yaparsın fakat kabul etmeyebilir.

Dünya hayatında ne kadar yükselirsen yüksel, fakat haddini bil, aslını unutma. Hükümdar olsan, kaftan kata hüküm etsen yine şımarma. Aslın bır nutte, igrenç bir su parçası. NIhayetin bir avuç toprak. Dünyanın hepsi; yemek içmek necâset ve sonunda da kabir değil mi? Bütün bu mücadeleler, kanmalşiyor Nihayetd, yedan, i düz gık aim ışte dünla nayae tının sonu, budur. İşte dünya necasetten başka bir şey değil- Doymayan gözler bir avuç toprakla dolacak. Kanmayan agızlar da bir yudum su ile kanacaktır. Dünyaya sıgmayanlar iki arsın yere sığacak. Bu mücadelelerin bu necaset icin oldu.

ğunu şu beyit ne güzel anlatıyor:

Maslahatı âlemin, dört şeye olmuş bina, Ben yiyeyim sen yeme, ben iyiyim sen fena.

Sırtlarına giymeye kumaş beğenmeyenler; kısmet ise bir kefene sarılacaklardır. Bitten, pireden kaçınanlar; kabirde yılan, çıyan ve kurtlarla başbaşa kalacaklardır. Ben yiyeyim diyen; yiyecek semirecek, sonra âkibetinde kurtlara yem olacaktır. Ben diyenler de, suçları meydana çıkarak, halk arasında rezîl rüsvây olacaklardır.

Onun için, hilkatini unutma, aslını inkâr etme! Aczini bil, bir azize ihtiyacın var! Fâni olduğunu unutma, bir bâkiye ihtiyacın var! Muhtaç olduğunu unutma, bir lâtifin lûtfuna muhtaçsın. Hâlikin Allah; sıfatıyla mevcud, zâtı ile muhît, aziz, hakîm o! Sen, zelil ve mahkûmsun. Şimdi, sana bir miktar müsamaha etti diye, Rabbinin bu keremi, seni mağrûr etmesin! Bu müsamahayı, izzeti kendinden bilme; Ondan bil!

Bâki olan Allahına dön! Onun kudreti azameti karşısındaki hiçliğini düşün! Yokluk içinde secdeye kapan ve sadece ondan iste! O, lâtîf sana lûtfetsin. Onun lûtfu ihsanına nihayet yoktur.

(Men erefe nefsehu, fakad arefe Rabbehu..)

«Kendi nefsinin aczini bilen, muhakkak Rabbini bildi.»

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.