Bir zâhid var idi, odunculuk yapardı. Onunla geçinir idi.
Kendi köyüne yakın bir putperest kavim vardı. Bunlar bir sakız ağacına ibadet ederlerdi. Bu sakız ağacını, Allaha ortak koşarlardı. Sofî, bu ağacı kesip pazarda satmağa niyet etti.
«Allah diye taptıkları ağacı, Allah rızası için keseyim de, görsünler» deyip o köye doğru yol aldı. Yolda, bir kimse, sofuyu karşılayıp nereye gittigini sorduğunda, sofu: «Bu ahmak herifler Allah diye bir ağaca tapıyorlar. O ağacı kesip, pazarda satacağım» dediğinde, o kimse «Ben şeytanım, sana müsaade etmem, bu işi yaptırmam» dedi. Sofu bu adamdan bu sözü işittiği gibi: «Yâ.. Sen şeytan mısın? Senden çektiğimiz nedir?»
diyerek onun üstüne çullandı ve şeytanı bir saman çöpü gibi yere vurdu. Üstüne çıktı, bastırdı. «Şimdi seni öldüreyim de, bu halkı senin şerrinden kurtarayım» dediğinde, Iblis: «Ey sofi Sen beni öldüremezsin, bana kıyamet gününe kadar mühlet verildi. Bunu yapmana imkân yoktur, gel bu işten vazgeç. Sen günde birkaç kuruş kazanıp, kıt kanaat geçiniyorsun. Bu ağacı kesmekten vaz geç. Eğer böyle yaparsan ben sana günde bir altın lira veririm. Hem sana ne bundan? Sen ne karışıyorsun? Böyle şeyleri, dünyada, düzeltecek sen mi kaldın?» dedi.
Soti «sen yalan soylüyorsun. Sen adama altın mı verirsin?»
deyince, şeytan yemin etti «Hergün, bir altını yastığının altına bırakacağım sofiye va'd etti. Sofi: «Va'd ettiğin parayı getırmezsen sen bilırsin» dedıgınde şeytan «Loru yok ya. Getirmezsem, gider agacı kesersin!» dedi ve bu sozleşme ustune ayrıldılar.
Sofi evine geldi. Hayatından memnundu. Sabahleyin kalktı. Yastığının altında bir altın buldu. Artık çalışmak yok. Hergün bir altın gelecek diye düşündü. Ertesi günü. Kalktı, yastığının altına baktı. Para yok. Hasırı kaldırdı, döşemeyi söktü.
Para yok. Fena halde asâbı bozulmuştu: «Ben sana gösteriyim» deyip yola koyuldu. Yolda tam aynı yerde şeytan ile karşılaştı. «Seni yalancı iblis, seni düzenbaz kâfir.» deyip şeytanın söz söylemesine meydan bırakmadan üzerine yüklendi.
Fakat sanki bir kayaya çarpmıştı. Bu sefer şeytan, sofuyu bir saman çöpü gibi yere vurdu, üstüne oturdu. Evvelki gün, sofunun şeytanı yere vurmasından sonra bu nasıl olurdu? Sofi şaşırmış, bu işe çok içerlemişti. Şeytan güldü: «Neden böyle olduguna şaşıyorsun degil mi?» dedi. «Bak, ben sana söyleyeyim. Sen dün Allah rızası için geliyordun. Yalnız beni değil, dünyada bulunan bütün şeytanları bile yere sererdin. Allah için çarpışan muhakkak galip gelir. Bugün sen Allah için degil, para için geliyorsun. Onun için mağlüp oldun.» dedi.
Allah rızası için yapılan her işin nihayeti, galibiyettir. Allah'la başlanan bir işin nihayeti kurumaz, ebter olmaz. Allah için yap. Her meşrû amâlinle ona döneceksin. Her işine onun ismi ile başla. O senin rezzakindır. O yaptıgın her işı gorûr ve bilir. Nerede olursan ol; O seninle beraberdir. Sen de onunla beraber ol. Herşeyden ibret al! Birine bak, fikr eyle, birine bak şükür eyle. Hiçbir şey bâtıl olarak yaratılmadı. Bir karınca bile seni Hakka götürebilir. «Yılan ne için yaratıldı?» deme, ne için yaratıldığının hikmetini ara. «Sineğe ne lüzum vardı?»
deme, hikmetini sor.