Halilullah Ibrahim nebî, Allaha münacât eyledi: «Ey Rabbim! Bana ölümümün yaklaştığını bildir, sana daha çok ibadet edeyim. Sana kulluğumu ziyade edeyim.» diye niyazda bulundu. Seneler geçti, bu duasına bu niyazına cevab verilmedi.
Bir gün niyazında, senelerce evvel bu şekilde bir duada bulunduğunu, zâtullahın unutmaktan münezzeh olduğunu beyan ederek cevab verilmeyişin hikmetini sordu. Cenabı-Hak:
«Ey Halilim! Sana seneler evvel ölüm habercisi geldi. Bu habercinin haberinden gafil mi oldun?» dedi. Hz. Halil: «Yarabbi! Bana böyle bir haberci gelmedi.» dediğinde. «Aynaya bakmıyor musun ya Ibrahim? Sakal ve saçına ak düştü. Bunlar, bu ağarmalar ölüm habercileridir. buyurdu.
Dünyaya mağrur kişi, Sakalına baka, bak, Tövheye gel, tövbeye.
Kara iken oldu ak.
Uçmadan ömrün kuşu, Dünya sana kurdu fâk, Tövbeye gel, tövbeye...
Tövheye gel tövbeye...